Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/8198 E. 2025/15436 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/8198
- Karar No
- 2025/15436
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/2 E., 2022/123 K. BİRLEŞEN DAVA DOSYASI MAHKEMESİ : Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/28 Esas - 2019/49 Karar
Asıl ve birleşen davalarda mahkeme kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2015 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat .. ile davalılar ... ve ... vekili Avukat ... .. geldiler. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 18.11.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; 12.08.2010 tarihinde, müvekkili ..'ın davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı (ZMSS) olduğu araçta yolcu iken gerçekleşen tek taraflı kazada yaralanarak %100 oranında malul kaldığını, olay nedeniyle davacı ... ile birlikte anne ve baba olan diğer müvekkillerinin de büyük üzüntü yaşadıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararının tüm davalılardan, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... .. ve ... için ayrı ayrı 10.000,00'er TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile davacı ... yönünden maddi tazminat istemini 236.330,87 TL'ye yükseltmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davada alınan bilirkişi raporunda tazminat miktarının ıslah ile arttırılan miktardan yüksek belirlendiğini belirterek davacı ... için 597.375,68 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı .. Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasındaki ihtilafın maluliyete ilişkin olmadığını, ödemenin yetersizliğine ilişkin olduğunu, maluliyet nedeniyle bilirkişi incelemesine gerek olmadığını, müvekkilinin ibra edilmiş olması nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin bakiye poliçe limiti tutarında tazminattan sorumlu olduğunu, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi ve davacının araçta hatır için taşınması nedeniyle hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin manevi tazminattan sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili asıl davaya yönelik cevap dilekçesinde; olayda müvekkillerinin bir kusur olmadığını, kazaya plakası tespit edilemeyen başka bir aracın sebebiyet verdiğini, kaza sırasında davacı ...'nın emniyet kemerinin takılı olmadığını ve araçta hatır için taşındığını, ceza dosyasının beklenilmesi gerektiğini, davacının iş göremezliği olup olmadığının Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacıların talebinin fahiş olduğunu, davacılar anne ve babanın yansıma yoluyla manevi tazminat talep etme şartlarının oluşmadığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin dikkate alınması gerektiğini, müvekkilleri adına yapılan ödemelerin de tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili birleşen davaya yönelik cevap dilekçesinde; asıl davaya yönelik cevaplarına ek olarak davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.07.2019 tarihli, 2017/85 Esas ve 2019/352 Karar sayılı kararıyla maddi tazminat yönünden asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 378.600,21 TL maddi tazminatın (%20 müterafik kusur indirimi, %20 hatır taşıması indirimi yapılarak) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili (Davalı .. Sigorta A.Ş'nin 11.734,81 TL miktardan sorumlu olması kaydı ile) ile davacı ...'ya verilmesine, miktara davalı ..., davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 12.08.2010 tarihinden itibaren, davalı .. Sigorta A.Ş yönünden 23.09.2011 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl dava için manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 10.000,00 TL ve davacı ... .. için 10.000,00 TL manevi tazminatın 12.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 03.07.2019 tarihli, 2017/85 Esas ve 2019/352 Karar sayılı kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince, 22.12.2020 tarihli, 2019/6227 Esas ve 2020/8841 Karar sayılı kararı ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 3 88... . maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerektiği, 1086 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un karşılık 166. maddesi uyarınca, asıl ve birleştirilen dava dosyalarının birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava olup asıl ve birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği, bu ilkeler göz ardı edilerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; maddi tazminat yönünden davanın kabulüne; 236.330,87 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili(Davalı .. Sigorta A.Ş'nin 11.734,81 TL miktardan sorumlu olması kaydı ile) ile davacı ...'ya verilmesine, miktara davalı ..., davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 12.08.2010 tarihinden itibaren, davalı .. Sigorta A.Ş yönünden 23.09.2011 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 10.000,00 TL ve davacı ... .. için 10.000,00 TL manevi tazminatın 12.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, birleşen Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/28 esas sayılı dosyası yönünden; davanın kısmen kabulüne; 142.269,34 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, miktara haksız fiil tarihi olan 12.08.2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; usuli kazanılmış haklara aykırı hüküm tesis edildiğini, davacılar vekilinin bozma ilamından önce alınan rapordaki hesaplamaya ilişkin itirazı olmadığını, temyiz talebinde de hesaplanan zarar tutarına ilişkin olmadığını, güncel veriler esas alınarak tazminat hesaplaması yapılmasının yerinde olmadığını, birleşen davanın zamanaşımına uğradığını, zarar tutarından önce müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, ardından yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirim oranlarının daha yüksek olması gerektiğini, ödemelerin tamamının güncellenerek tazminattan indirilmesi gerektiğini, güncellemenin yasal faiz üzerinden zararı karşılama oranı üzerinden yapılması gerektiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminat belirlenirken hatır taşıması ve müterafik kusurun dikkate alınmadığını, tazminat tutarlarından hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, tanık dinlenilmemesinin ve keşif yapılmamasının yerinde olmadığını, ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediğinden ıslah ile arttırılan kısma faiz işletilmesinin yerinde olmadığını, kusur raporu alınması gerektiğini, maluliyet raporunun kabulünün mümkün olmadığını, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin hükümlerin de hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda davacı ...'nın yaralanmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin(AAÜT) "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10 uncu maddesi "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." şeklindedir. Dosyanın incelenmesinde; asıl davada davacılardan ... için 50.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, mahkemece anılan davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabul edildiği ve 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, manevi tazminatın reddedilen kısmı yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görülmektedir. Şu durumda mahkemece, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 10 uncu maddesi gereğince, asıl davada davacılardan ...'nın manevi tazminat talebinin reddedilen bölümü yönünden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ... ve ...'e verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ... ve ...'e iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.