Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5466 E. 2024/93 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5466
- Karar No
- 2024/93
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/129 E., 2021/389 K. DAVACILAR : 1-..., 2-... Mirasçıları: 1-..., 2-... 3-G..., 4-Emine ..., 5-... DAVALILAR : 1-Generali Sigorta A.Ş. vekili Avukat ..., 2-... ... vekili Avukat ... BİRLEŞEN İZMİR 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2007/148 E. SAYILI DOSYASI DAVALILAR : 1-Generali Sigorta A.Ş. vekili Avukat ..., 2-... vekili Avukat ... BİRLEŞEN İZMİR 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2015/97 E. SAYILI DOSYASI DAVA TARİHİ : 17.04.2006 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili ile birleşen davada davalı ... (SGK) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; 17.04.2005 tarihinde davalılardan ... (...)'ın sevk ve idaresindeki araç ile ölümlü, yaralamalı, maddi hasarlı tek taraflı trafik kazası yaptığını, kazada müvekkillerinin murisi...'in yaşamını yitirdiğini, araçta bulunan ... ve...nın yaralandığını, kazada vefat eden...'den geriye mirasçı olarak annesi ... ve babası ...'in kaldığını, mirasçıların hayatlarını vefat eden oğullarının destek ve bakımı ile ikame ettirebildiklerini, bundan sonraki yaşamlarında bu destekten yoksun kalacaklarını, müvekkillerinin sahip oldukları tek evlatlarının ölümü ile büyük üzüntü ve acı yaşadıklarını, psikolojik travmayı halen atlatamadıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili ... için 22.500,00 TL maddi (destekten yoksun kalma), 11.250,00 TL manevi, ... için 22.500,00 TL maddi (destekten yoksun kalma), 11.250,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 45.000,00 TL maddi ve 22.500,00 TL manevi tazminatın 17.04.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/148 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili; 17.04.2005 tarihli kazada davalılardan ...’ın yaptığı kaza nedeni ile yanında bulunan bir kişinin ölümüne ve davacının ağır yaralanmasına sebep olduğunu, davacının geçirdiği kaza nedeni ile ağır yaralandığını, üç ameliyat geçirmesine rağmen halen topallayarak ve koltuk değnekleri ile yürüdüğünü, ayrıca çektiği sıkıntı ve üzüntü nedeni ile psikolojik tedavi de gördüğünü, davacının sosyal güvencesi olmadığını, kaza öncesinde eşinden boşanmış olduğunu, oğlu ile birlikte yaşadığını ve kaza nedeni ile çalıştığı işinden uzak kaldığını, kaza yapan aracın davalılardan Generali Sigorta Şirketinde sigortalı olduğunu belirterek davalılardan sigorta şirketinin poliçe limitleri ile sınırlı sorumlu olması ve fazlaya ilişkin hakların saklı kalması koşulu ile toplam 75.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Birleşen İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/97 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili; müvekkilinin içinde bulunduğu aracın trafik kazası yapması neticesinde ağır şekilde yaralandığını, aracın Generali Sigortaya sigortalı olduğunu, zararlarının tazmini açısından İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/148 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, yargılama sırasında bu dosyanın İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/148 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verildiğini, yargılama sonunda davanın kısmen kabul edildiğini, fakat 6111 sayılı Kanun gereğince bilirkişinin öngörmüş olduğu 38.803,00 TL tedavi giderlerine sigorta şirketleri açısından hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiğini ve 6.690,00 TL bakım ücretinin ise nazara alınmadığını, kararın temyiz edildiğini, Yargıtay'ca yapılan inceleme sonunda verilen bozma kararında 38.803,00 TL tedavi giderleri konusunda yeterli araştırma yapılmasına ve hasıl olacak durumuna göre karar verilmesine, 6.690,00 TL bakım ücretinin de tedavi giderleri olarak kabulüne dair değerlendirme yapıldığını, bozmadan sonra 6111 sayılı Kanun gereğince araştırma yapıldığını ancak durumun yeterince açıklığa kavuşmadığını, mahkemeden nasıl bir karar çıkacağının bilinemediğini, dava hakları zamanaşımına uğramadan eldeki davayı açtıklarını ileri sürerek taleplerinin kabulü ile öncelikle bu davanın İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/148 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılama sonunda 38.803,00 TL tedavi gideri ile 6.690,00 TL bakım giderinin 17.04.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde kazaya karışan aracın kaç sayılı poliçe ile müvekkili şirkete sigortalı olduğunun belirtilmediğini, davacılar tarafından müvekkili şirkete bir başvuru olmadığını belirtmiştir. Davalı ... vekili; cevap dilekçesi vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE BOZMA İLAMI İlk Derece Mahkemesi'nin 30.05.2011 tarihli, 2006/145 Esas 2011/192 Karar sayılı ilamı ile; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Anılan kararın davacı ... Göral vekili ile davalı ... vekili tarafından temyizi ile; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2011/10315 Esas 2012/13909 Karar sayılı, 12.12.2012 tarihli bozma ilamı ile; ".... Dr. Saim Narin tarafından tanzim edilen 30.03.2011 tarihli ek raporda, müteveffa...'in aylık geliri 3.000,00 TL, yani kaza tarihindeki asgari ücretin 8,5 katı olarak kabul edilmiş, alınan bu rapor mahkemece hükme esas alınmıştır. Davacılar dava dilekçesinde, müteveffa...'in ses sanatçısı olarak çalıştığını iddia etmişler, bu hususta tanık beyanlarına başvurulmuş, ayrıca dosyaya müteveffanın ölümüne ilişkin gazete haberi delil olarak sunulduğu, müteveffanın ölmeden önce şarkıcılık yaparak geçimini sağladığının anlaşılmakla beraber, gelirinin ne kadar olduğu hususunda dinlenen tanık beyanlarının yeterli olmadığı, müteveffanın ölmeden önce çalıştığı yerlerle ilgili varsa resmi kayıtların, maaş ödeme begelerinin veya iş sözleşmesi örneklerinin getirtilmesi, ilgili meslek odasından kaza tarihi itibariyle müteveffayla aynı koşullarda çalışan bir kişinin kazanabileceği muhtemel gelirin sorulması, gerekirse müteveffanın aylık gelirinin ne kadar olabileceği hususunda bilirkişi incelemesine başvurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yalnızca tanık beyanlarına istinaden müteveffanın gelirini asgari ücretin 8.5 katı olarak kabul eden bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasının doğru görülmediği, Ceza dosyasının incelenmesine göre, kaza anında davalı ...'nun 1.67 promil, davacı ... ile müteveffa Kemal'in de ileri derecede alkollü oldukları, müteveffa Kemal ile davalı ...'nun teyze çocukları olduklarının anlaşıldığı, davalı ... şirketi vekilinin yargılama aşamasında, desteğin ve davacı ...'in hatır için taşındığını savunduğu, ayrıca davacı ... ile desteğin müterafik kusurları dolayısıyla tazminattan uygun bir indirim yapılması gerektiğinin ileri sürüldüğü görülmektedir. Davacılar lehine manevi tazminata hükmederken, BK 44. gereğince davacı ile müteveffanın, davalının alkollü olduğunu bilerek araca binmeleri nedeniyle müterafik kusurları bulunduğu gerekçesiyle bir miktar indirime gidildiği belirtilmiş, indirim miktarını belirtmemiş, maddi tazminatlar yönünden müterafik kusur iddiası değerlendirilmediği gibi, hatır taşıması iddiası kararda hiç tartışılmamıştır. Davacı ... ile müteveffa Kemal de kaza anında alkollü olup, davalı ...'nun alkollü olduğunu bilerek araca binmişlerdir. Bu durumda davacı ... ile müteveffanın, davalıyla ortak kusuru bulunduğu hususu tartışmasız olduğu, hal böyle iken, maddi tazminatlar yönünden takdir edilecek oranda kusur indirimi yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu görülmüştür. Diğer taraftan, hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK.’nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerektiği, öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunduğu, Hâkim, tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerektiği, bu savunma üzerinde durularak, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları göz önüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması, BK.’nun 43. maddesi hükmünce tazminattan, müterafik kusur yönünden yapılan indirimden ayrı olarak indirim yapılıp yapılmayacağı karar yerinde tartışılarak, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesinin isabetli bulunmadığı, Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Davacı ... vekili dava dilekçesinde, tüm davalılardan tedavi gideri talebinde bulunduğu, mahkemece davalı ... şirketi hakkında tedavi giderleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, mahkeme gerekçesinde de neden bu yönde karar verdiği hususunu açıklanmadığı, Davacı ...'in davalı ... şirketinden de tedavi gideri talebi olmasına ve davalı ... şirketinin ZMSS poliçesi kapsamında kaza tarihi itibariyle 50.000,00 TL'ye kadar tedavi gideri teminatı olmasına göre, mahkemece 6111 sayılı Yasa gereğince davalı ... şirketi tarafından SGK'ya aktarım yapılıp yapılmadığının araştırılması ve 6111 sayılı yasanın 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı yasanın 98. maddesi hükümleri çerçevesinde inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde gerekçe de gösterilmeksizin, davacının talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasının doğru bulanmadığı, Davacı ... vekili dava dilekçesinde, bakıcı giderlerinden bahsettiği, bakıcı giderlerini de tedavi giderleri başlığı altında davalılardan talep ettiği, hal böyle iken, mahkemece davacı ...'in bakıcı gideri talebi olmadığı gerekçesiyle bu talep hakkında hüküm kurulmamış olmasının isabetli bulanmadığı, Davalı ... şirketi, davaya konu aracın zorunlu, aynı zamanda İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortacısı olduğu, kaza tarihine göre davalı ... şirketi, ZMSS açısından ölüm halinde kişi başına 50.000,00 TL, sakatlanma halinde kişi başına 50.000,00 TL, ayrıca tedavi giderleri yönünden de 50.000 TL, İMSS açısından ise kişi başına bedeni 5.000,00 TL, koltuk ferdi kaza sigortası yönünden de ölüm halinde kişi başına 2.000,00 TL limitle sorumlu olduğu, hal böyle iken, mahkemece davalı ... şirketinin toplam 47.000,00 TL limitle sorumlu olduğu şeklinde karar verilmiş olması hatalıdır..." şeklindeki gerekçe ile bozma kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak, asıl dosya davacıları yönünden davalılar açısından meydana gelen usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin 2013/148 Esas, 2017/45 Karar sayılı ilamı, asıl davada davacılar vekili, birleşen dava yönünden davacı ... Göral vekili, asıl ve birleşen davada davalı ...Ş. vekili ve diğer birleşen davada davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmiştir. (Kapatılan) Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/2852 Esas, 2019/12030 Karar sayılı ilamıyla ; "Somut olayda; asıl ve birleşen dava yönünden, bozma ilamı doğrultusunda belirlenen tazminatlardan ve SGK'ca karşılanmayan tedavi giderinden %10 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış ise de; Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, hesaplanan tazminatlardan ve SGK'ca karşılanmayan tedavi giderinden Mahkemece %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerekirken, Daire uygulaması olan %20'den az olan %10 müterafık kusur oranı üzerinden indirim yapılması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. .... Somut olayda; Dairemizin 12.12.2012 gün ve 2011/10315 Esas ve 2012/13909 Karar sayılı ilamında; taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları göz önüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması, BK’nun 43. maddesi hükmünce tazminattan, müterafik kusur yönünden yapılan indirimden ayrı olarak indirim yapılıp yapılmayacağı karar yerinde tartışılarak, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesinin isabetli olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece; bozmaya uyulduktan sonra hatır taşıması konusunda gerekçeli kararda bir tartışma ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur. Bu durumda bozmaya uyulmakla karşı taraf için usuli müktesep hak oluştuğu gözönüne alınarak mahkemece, hatır taşıması indirimi yapılıp yapılmayacağı karar yerinde tartışılarak, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre, birleşen davada davalı ...yönünden reddedilen tedavi gideri miktarı üzerinden nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değildir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesi bozma ilamına uyarak; "...müterafık kusur indiriminde %10 oranı yerine Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılmış, önceki bozmaya uyulmakla davanın tarafları yararına oluşan usulü kazanılmış haklar saklı tutulmak suretiyle tarafların yakın arkadaş olduğu, müteveffa ile davalının kuzen oldukları, olay gecesi hep birlikte eğlenceden dönmekte oldukları, davalı ile aynı mekandan çıktıkları vakit itibariyle sadece davalıda araç olması nedeniyle kendi rızalarıyla bu taşımanın gerçekleştiği dikkate alınarak bu taşımanın hatır taşıması mahiyetinde sayılmayacağı kanaati ile 2. kez bir indirim yapılmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili ile birleşen davada davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; SUT hükümlerinin dikkate alınmadığını, 6111 sayılı Kanun gereği trafik kazasından kaynaklanan belgeli tedavi giderlerinden sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu, yasal hasım olduklarından aleyhe vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu ve % 20 müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; trafik kazasından kaynaklanan ölüm ve yaralanma sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı, işgücü kaybı, tedavi gideri ve bakıcı gideri dolayısıyla maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 nci maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 45, 46 ve 47 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87, 88, 90, 91 ve 98 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı dikkate alınarak temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeple; Asıl davada davacılar vekili ve birleşen davada davalı SGK vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl davada davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.