Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2401 E. 2024/10285 K. – Trafik Kazası
Konu: Trafik Kazası Sonucu Yaralanma Nedeniyle Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2401
- Karar No
- 2024/10285
- Karar Tarihi
- Konu
- Trafik Kazası Sonucu Yaralanma Nedeniyle Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1161 E., 2021/2392 K. HÜKÜM/KARAR : Davacının istinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/36 E., 2020/574 K. Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.01.2012 tarihinde ... plaka sayılı aracın yoldaki kaygan ve buzlu zeminde direksiyon hakimiyetini kaybederek dava dışı bir araca çarpmasının etkisiyle devrilmesi sonucu yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, iş bu kaza neticesinde ... plakalı resmi araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığını, davacının kazada bir kusurunun bulunmadığını, kaza sonrası davacının bel omuru kırıldığından 3 gün Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kaldığını, yaklaşık 3,5 ay süre ile istirahat raporu düzenlendiğini, ayrıca %3 oranında sürekli iş göremezlik zararı bulunduğunun da tespit edildiğini, davacının istirahat sonrasında işine döndüğünü, ancak geçirdiği kaza sebebiyle psikolojik rahatsızlıklar yaşamaya başladığını, düzenli olarak psikiyatri polikliniğinde takibinin yapıldığını, personel izleme formlarına göre iş yerinde uyum problemlerinin sürmekte olduğunu, adı geçenin bu haliyle Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'ne göre hastalığının kronisite kazanması ve tedaviye rağmen yeterli işlevselliğin sağlanamaması sebebiyle ETSŞY-Ek 3 VIII'e göre "D" diliminde değerlendirilmesinin uygun olduğu tıbbi kanaatine yönelik rapor sonucu davacının idari polis olarak dahi çalışamayacağı ancak genel idari hizmetler sınıfında sivil memur olarak çalışabileceği veya malulen emekli olması gerektiğinin kendisine bildirildiğini, davacının kazanın meydana geldiği 2012 yılından bu yana kazanın etkilerini en derin şekilde yaşadığını belirterek davacının trafik kazası neticesinde uğradığı zararların tazmini amacıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 06.01.2012 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davanın idari mahkemelerde görülmesi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, dava konusu olayın 06.01.2012 tarihinde vuku bulduğunu ancak iş bu davanın 12.01.2018 tarihinde açıldığını, dolayısıyla zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, iş bu davanın davalı kurum aleyhine sonuçlanması halinde Karayolları Trafik Kanunu gereği rücu hakkı saklı tutulmakla birlikte araç sürücüsü ... ile ... plakalı aracın Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olarak Ege Sigorta A.Ş.'ye teminat limiti ile sınırlı olmak üzere davanın ihbar edilmesini, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerinden hareketle idarenin hukuken sorumlu sayılmasına olanak bulunmadığını, söz konusu olayda idare açısından ortada herhangi bir ticari iş bulunmaması nedeniyle tazminata hükmedilmesi halinde avans faizi uygulamanın mümkün olmadığını, maddi tazminat talepleri hesap edilirken hesaplamanın yapıldığı tarihteki ücretler esas alınacağından olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Şehir Hastanesince düzenlenen 30.09.2019 tarihli sağlık kurulu raporunda; 2012 yılında trafik kazası geçiren hastanın sonrasında başlayan sakat kalacağım korkusu, sinirlilik, yalnız kalma isteği, kilo kaybı şikayetleri olduğu, 2014 yılından itibaren psikiyatri başvurusunun olduğu, kontrollere düzenli gittiği, Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden depresif epizodlar tanısı ile sağlık kurulu raporu olduğu, depresif bozukluk tanısı ile halihazırda sertralin 200 mg/gün, aripiprazol 15 mg/gün, tedavisi kullandığı, ilaç kullanımı ile aktif yakınması olmadığını belirttiği, yapılan ruhsal durum muayenesinde göz ilişkisi kuran, görüşmeye ilgili, istekli, duygulanım depresif, gerçeği değerlendirme ve yargılaması sağlam, sanrı, varsanı, flash back saptanmadığı, iç görü olduğu, MMPI testinde depresif temalar dikkat çektiği, tanı olarak depresif bozukluk tanısı konduğu, posttravmatik stres bozukluğu tanısının olmadığı, geçirmiş olduğu kaza ile depresif bozukluğunun kaza ile kesin illiyetinin kurulamayacağı tıbbi kanaatine varıldığının belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 28.11.2019 tarihli raporda sonuç olarak davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre vücut genel çalışma gücünden kaybı olmadığı, 2 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, başkasının yardımına ihtiyaç duymadığının bildirildiği, yukarıda açıklanan tıbbi nedenlerle davacının psikiyatrik yakınmaları (depresif bozukluk tanısı) ile 06.01.2012 tarihinde geçirmiş olduğu kaza arasında kesin illiyet bağının kurulamayacağına ilişkin sağlık kurulu raporu ve akabinde alınan adli tıp raporundan davacının geçirmiş olduğu kaza sonrasında vücut genel çalışma gücü kaybı bulunmadığı, iki ay süre ile geçici iş göremezlik halinde kaldığı anlaşılmakla davacının sürekli iş göremezlik kaybı tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kesin olarak verilen kararın kaldırılması ve istinaf itirazları konusunda bir karar verilmesi gerektiğini, davacının davaya konu kaza sonucu uğradığı sürekli iş göremezlik zararı oranının tespiti için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan rapor alınması talepleri üzerine söz konusu hastane tarafından, davacının takipli olduğu hastanenin psikiyatri bölümünce muayenesi yapılarak, post travmatik stres bozukluğu açısından değerlendirilmesinin ardından rapor düzenleneceğinin bildirildiğini, ancak Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin, Ankara Şehir Eğitim veAraştırma Hastanesi'ne taşınması sebebiyle davacının takipli olduğu Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde muayene olamadığından, işbu değerlendirmenin yapılması için Ankara Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiğini, bu hastanenin Sağlık Kurulunca düzenlenen 30.09.2019 tarihli raporun karar bölümünde; “adı geçenin depresif bozukluğunun olduğu, post travmatik stres bozukluğu tanısının olmadığı,geçirmiş olduğu kaza ile kesin bir illiyet bağı kurulamayacağı tıbbi kanaatine varılmıştır.” şeklinde görüş bildirildiğini, rapora itirazlarının reddine karar verildiğini, sağlık kurulu raporu eklenmek suretiyle dosyanın Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na gönderildiğini, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 28.11.2019 tarihli raporunda; davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre vücut genel çalışma gücünden kaybı olmadığı, 2 ay süre ile geçici iş göremezlik halinde kaldığı ve başkasının yardımına ihtiyaç duymadığının tespit edildiğini, bu raporu kabul etmediklerini belirttiklerini, Ankara Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunca hazırlanan raporda, davacının psikiyatrik sekellerinin doğru değerlendirilmediğini, her iki rapora da itirazları doğrultusunda başka bir hastanenin Psikiyatri Bölümü ve Adli Tıp Bölümünden rapor alınması talep olunmuşsa da bunun dikkate alınmadığını, raporların menfi düzenlenmesinde,davacının psikiyatrik muayenesinin takipli olduğu hastane olan Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde değil de, Ankara Şehir Hastanesi'nde gerçekleştirilmiş olmasının etkili olduğunu, neticede hastanın durumunu en iyi bilecek olan hastanenin hastayı devamlı takipte olan hastane olduğunu, Ankara Şehir Hastanesinin davacının sağlık durumunu ve dosyasında mevcut hastane evraklarını nitelikli olarak değerlendiremediğini ve yanlış bir kanaate vardığını, bu kanaat doğrultusunda hazırlanan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda, yapılan hatalı değerlendirmenin bir devamı olarak, davacının sürekli iş gücü kaybının olmadığı kanaatine varıldığını, 06.01.2012 tarihinde kaza geçirmesinin ardından davacının bel omurunun kırıldığını ve belli bir süre mesleğini yapamadığını, fiziksel olarak iyileşmesinin ardından görevine döndüğünü, ancak kazanın etkileri ile psikolojik rahatsızlıklar yaşamaya başladığını ve mesleğinin icrasında zaman içinde aksamalar oluştuğunu, görevinin ifasına devam edebilmesi için görev yaptığı Emniyet Müdürlüğü'nce, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin hangi diliminde yer aldığının sorulması amacıyla davacının kaza sonrası tüm sağlık hizmetlerini yürüten Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiğini, düzenlenen Sağlık Kurulu Raporlarının ilkinde davacının Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğine göre “C” diliminde olduğu, silahsız görev yapmasının uygun olduğu kanaati bildirilirken, daha sonrasında düzenlenen raporda ise kazanın psikolojik etkileri devam ettiğinden ve sağlık durumu bakımından olumlu bir gelişme sağlanamadığından, 11.08.2017 tarihli sağlık kurulu raporu ile; davacının mevcut haliyle Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'ne göre hastalığının kronisite kazanması ve tedaviye rağmen işlevselliğin sağlanamayacağı belirtilerek rahatsızlığın Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin “D' dilimine girdiğinin belirlendiğini, raporda, davacının psikolojik rahatsızlıkları sebebiyle gördüğü psikiyatrik tedavisinin, 2012 yılında geçirdiği kaza sonrası başlamış olup halen düzenli olarak psikiyatri polikliniğinde takibinin yapılmakta olduğunun belirtildiğini, davacının idari polis olarak dahi çalışamayacağını, genel idari hizmetler sınıfında çalışabileceğini, bu rapor sonucunda davacının idari polis olarak çalışamayacağı, ancak genel idari hizmetler sınıfında sivil memur olarak çalışabileceği veya malulen emekli olması gerektiğinin Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 14.12.2017 tarihli yazısı ile davacıya bildirildiğini, davacının psikolojik yakınmalarının kaza sonrasında ortaya çıkması ve 2013 yılından bu yana psikolojik tedavi görmesi, ayrıca gördüğü bu tedavilere rağmen hastalığının kronikleşmesi ve yeterli işlevselliğin sağlanamaması, bu sebeple davacının görevini dahi bırakmak zorunda kalması, kazanın meslek hayatına ve dolayısıyla sosyal hayatına büyük bir etkisi olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, mahkemece iki ayrı hastaneden alınan raporların gerçeği yansıtmadığını ve doğru teşhis içermediğini, davacının mevcut psikolojik durumunun Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hayatın olağan akışına uygun olarak değerlendirilmediğini, tedavi evrakları ve mesleki pozisyonundaki değişiklik ortadayken ve bu değişikliğe kaza sonrası başlayan psikiyatrik sıkıntılar sebep olmuşken, sürekli iş gücü kaybının olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmasının, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaza sonrası beliren bir rahatsızlığın, kazadan bağımsız olduğunun düşünülemeyeceğini, beliren rahatsızlık sebebiyle davacı görevinden olmuşken, rahatsızlığın yaşam işlevselliğine bir etkisinin olmadığı kanaatine varılamayacağını, raporda kazayla illiyet bağının olmadığının da ifade edildiğini, bir an için davacıda post travmatik stres bozukluğu olmadığı, gerçekten depresyon bozukluğu olduğu düşünülse dahi, ilgili depresif bozukluğun kazadan kaynaklı olmadığı görüşünün yine gerçekleri yansıtmadığını, psikiyatrik yakınmaların kazaya müteakip başladığını, verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Raporların denetime ve hükme elverişli bulunması, her ne kadar davacı tarafça kaza nedeniyle ve kazadan bir süre sonra davacının psikolojik şikayetlerinin başladığından söz edilmiş ise de, kaza tarihi ile davacının psikiyatri kliniğine başvuru tarihi arasında önemli sayılabilecek kadar uzun bir süre geçmesi, davacının tanı konulan psikolojik rahatsızlığının davaya konu kaza sebebiyle oluştuğunu kanıtlayamaması, hükme esas alınan raporda da illiyet bağının kurulamamış olması, davacı tarafça yargılama aşamasında ileri sürülmeyen, ilk kez istinaf aşamasında iddia edilen bir kısım hususların istinaf sebebi yapılamaması ve mahkemenin gerekçesine göre yerel mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan (HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak yapılan inceleme sonunda) davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiş,..." şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yeniden maluliyet raporu alınmasını, raporların çelişkili olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci ve 109/2 maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Uyuşmazlık, davalıya ait aracın yaptığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.