Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1620 E. 2024/12925 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1620
- Karar No
- 2024/12925
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1568 E., 2021/2619 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/423 E., 2019/194 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı eşi arasında boşanma davalarının devam ettiğini, davalı tarafından aile mahkemesine sunulan boşanma dava dilekçesinde sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, davalı tarafından yaralama iddiası ile savcılığa şikayette bulunulduğunu, atılı suçtan müvekkili hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğini, kişilik haklarına saldırı ve haksız şikayet nedeniyle manevi zarara uğradığını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin Dr Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde doktor olarak görev yaptığını, davalının 10.01.2018 tarihinde müvekkili hakkında BİMER'e şikayette bulunduğunu, şikayetin haksız olması nedeniyle müvekkilinin geçirmiş olduğu idari soruşturma neticesinde soruşturma izni verilmemesine karar verildiğini, davalının bu eyleminin müvekkilinin mesleki açıdan zarar görmesi amacıyla yapıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen dava cevap dilekçelerinde; müvekkilinin hak arama hürriyetini kullandığını, iftira kastı ile hareket etmediğini; müvekkilinin, müşterek çocuklarını davacının çalıştığı hastaneye götürmemesine rağmen bahsi konu reçetelerin yazılması nedeniyle durumun araştırılması amacıyla BİMER'e şikayette bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının şikayetlerinin olağan kuşku üzerine yapıldığı, şikayetlerin soyut isnat niteliğinde olmayıp somut emarelere dayandığı ve hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı, ayrıca davacının kişilik haklarına yönelik saldırı teşkil eden ifadelerin de kullanılmadığı, davalının eyleminin anayasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı, taraflar arasında görülen boşanma davasında davalı ... tarafından mahkemeye sunulan dilekçelerde kullanılan söz ve ifadelerin boşanma davasının bir gereği olduğu, asıl ve birleşen dosya yönünden manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından boşanma dava dilekçesinde sarf edilen söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, kasten yaralama yönünden davalının şikayetinin hak arama özgürlüğü kapsamında olduğu, davalının BİMER'e başvurusu yönünden somut bazı emare ve olguların bulunduğu, dilekçe hakkının kullanıldığı, tek sorumlu olarak davacının gösterilmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafından hak arama hürriyetinin sınırlarının aşıldığını, boşanma davasında sarf edilen söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, birleşen davaya konu BİMER şikayetinin müvekkilini mesleki açıdan zor durumda bırakmak ve meslektaşları huzurunda küçük düşürmek amacıyla yapıldığını, boşanma davası nedeniyle kasıtlı olarak zarar vermek amacıyla hareket ettiğini, asıl ve birleşen davanın ispatlandığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; asıl dava, kişilik haklarına saldırı ve haksız şikayet; birleşen dava haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. 1. Asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Asıl davada davacı tarafından kişilik haklarına saldırı iddiası ile davalıdan 50.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Asıl davada davacı tarafından temyize konu edilen miktar 50.000,00 TL olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; asıl davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı tarafından Anayasa ile güvence altına alınan şikayet hakkının sınırlarının aşılmadığının anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle asıl davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle birleşen davada davacı vekilinin temyizi yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden birleşen davada davacıya yükletilmesine,12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.