Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15422 E. 2023/8396 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/15422
- Karar No
- 2023/8396
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/239 - 2022/299 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde ;çift taraflı trafik kazasında davacıya ait aracın karıştığı kazada sürücünün kusurlu olması nedeniyle karşı araçta vefat edenlerin mirasçıları tarafından Torul Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan 2008/29 Esas sayılı davada müvekkili aleyhine tazminata hükmedildiğini bu nedenle aleyhine başlatılan icra dosyasına 07.07.2014 tarihinde 655.013,20 TL'nin müvekkili banka tarafından ödenerek borcun kapatıldığını, araç ve şöför kiralama sözleşmesine göre ödenen tazminatın 1/4'üne isabet eden 163.753,30 TL'nin müvekkiline ödenmesi için davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının talebine dayanak olarak gösterdiği Torul Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında müvekkili şirketin taraf olmadığını, müvekkili aleyhine herhangi bir kesin hüküm verilmediğini, dolayısıyla işbu davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya dayanak olarak gösterilen Torul Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasında bahsi geçen sözleşmenin dava konusu kaza müvekkili şirket aracı ile yapılmadığı için işbu davada yürürlüğü bulunmadığını, husumeti kabul anlamına gelmemekle birlikte kazaya karışan davacıya ait aracın sigorta poliçesi mevcut olup ödediği bedeli öncelikle sigorta şirketine rücu etmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEMENİN İLK KARARI Mahkemenin 22.03.2016 tarihli 2015/523- 2016/254 sayılı kararı ile;sözleşmede 25 araç ve 25 şoför kiralanması denerek, esasen ulaşım hizmetinin davalı tarafından verilmesinin kararlaştırıldığı, sözleşmede kiralanan ve böylece ulaşımın sağlanacağı araçların binek olmasına rağmen, kaydi olarak davalının temin ettiği iddia edilen şoförün kullandığı zırhlandırılmış kamyonet vasfındaki araçla kazanın meydana geldiği, sözleşmede binek araçların gerektiğinde davalı tarafından ikame edileceğinin kararlaştırıldığı ancak kazanın binek araçla meydana gelmediği, sözleşmede şoförlerin davacının kendi araçlarında ve özellikle binek araç haricinde kullandırılacağına dair bir hüküm bulunmadığı, davalının bu konuda rıza ve talimatı olduğuna dair bir bilgi ve belge ile bir iddianın dosya kapsamında olmadığı, zararın sözleşmeye aykırı olarak şoförün davacının kendi inisiyatifi ile çalıştırılmasıyla ve davalının sağladığı ulaşım ve böylece sözleşme kapsamı haricinde meydana geldiği anlaşıldığından sözleşmeye aykırı hareket eden davacının, ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 17.12.2019 tarih ve 2018/2593 - 2019/12114 sayılı kararı ile "...Dosyanın incelenmesinde, davacı, davalı ile aralarında akdedilen araç ve söför kiralama sözleşmesi hükümlerine göre, iş ve sosyal haklar bakımından yükümlülüğün davalıda olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından temin edilen şöförün sürücüsü olduğu, kendi mülkiyetindeki aracın karıştığı kaza nedeniyle zarar görenin yakınlarına ödediği bedelin davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir. Davaya konu araç kiralama sözleşmesi; 1 şöför ile 25 adet benzinli binek aracın kiralanmasına ilişkindir. Mahkemece, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, ekleriyle birlikte bir bütün olarak sözleşme hükümleri üzerinde gerekli inceleme yapılarak, sözleşme hükümlerinin yerine getirilip getirilmediği konusunda yapılacak araştırma ve gerçekleşen kazanın davalının temin ettiği şöförün sevk ve idaresinde iken mi, yoksa başka bir kişinin sevk ve idaresinde iken mi meydana geldiği hususları araştırılarak ve davalının savunmaları üzerinde de durularak işin esasına girilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi. .." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 12.İcra Müdürlüğü'nün 2015/7766 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın asıl alacak yönünden iptaline, işlemiş faiz yönünden kısmen iptali ile takibin 163.753,30 TL asıl alacak ile 10.175,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 173.928,44 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak devamına, fazlaya dair talebin reddine, alacak trafik kazasından kaynaklandığından haksız fiile ilişkin olup likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;dava konusu kazaya sebebiyet veren aracın sigorta poliçesi olduğunu, öncelikle zarara ilişkin ödemenin sigorta şirketinden alınıp alınmadığının tespit edilmesi gerektiğini, kazayı yapan Hüseyin Gedikli'nin davacının emir ve talimatları ile davacı bankaya bağlı olarak çalıştığını sadece Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ödemelerinin davalı tarafından yapıldığını, söz konusu kazanın davalı şirkete ait davacıya kiralamış olduğu araçlardan biri ile gerçekleşmiş olsa idi o zaman bu sözleşmelerin koşullarının tartışılabileceğini, ancak davacının kendi aracı ile bu kazayı yaptığını, sözleşmenin kaza ile hiçbir ilgisi bulunmadığını belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre uyuşmazlık; trafik kazasından kaynaklı 3. kişilere ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tahsiline ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 141-148 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece bilirkişi heyetinden alınan raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ########