Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/14807 E. 2022/17348 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/14807
- Karar No
- 2022/17348
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı ...'nce başvurunun usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine ... tarafından verilen 09.10.2020 tarih 2020/İHK-19361 sayılı itirazın kabulüne, başvurunun kabulü ile dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın karıştığı kaza sonucunda karşı araç sürücüsü olan müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 6.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 06.10.2020 tarihli dilekçesiyle talebini 43.800,00 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun usulden reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekilince itiraz yoluna başvurulmuştur. İtiraz Hakem Heyetince; itirazın kabulüne, başvurunun kabulüne ve 43.800,00 TL’nin 22.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak başvuru sahibine verilmesine dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamından, davaya konu trafik kazası nedeniyle İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/707 E. 2020/1133 K. sayılı dosyasında yargılamada alınan 22.06.2020 tarihli bilirkişi raporu ve 12.08.2020 tarihli ATK raporunda davalıya sigortalı aracı kullanan sürücü ...’un kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu, davacı ...’in ise asli kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece sürücü ... hakkında kusursuz olduğu gerekçesiyle beraat kararı verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile hükmün kesinleştiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince davalıya ait araç sürücüsünün davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile sabit olduğundan ve bu husus eldeki başvuruyu bağlayacağından başvurunun reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 2-Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ... kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 20.12.2022 gününde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesine göre hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hakimi kural olarak ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de, kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır.(H.G.K. 06.02.2002 gün 2002/19-16, 2002/47 sayılı kararı). 6100 sayılı HMK’nun 266. ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Somut olayda davacı motosiklet sürücüsü olup kaza tespit tutanağında davalı karşı araca kusur atfedilmiş, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporlarında ise davalı araç sürücüsü kusursuz bulunduğundan mahkemece sürücü sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. İtiraz hakem heyetince bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasındaki bilirkişi raporları arasındaki kusur durumuna ilişkin çelişki giderilmeden davalı araç tam kusurlu kabul edilerek karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda itiraz hakem heyetince, İTÜ veya Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kuruluşlardan oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin, önceki kusur raporları ve tüm dosyadaki delillerin değerlendirildiği, gerekçeli, denetime elverişli ve çelişkileri giderici kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi için bozma kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.