Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/14322 E. 2023/8892 K. – Rücuen Tazminat

Konu: Rücuen Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/14322
Karar No
2023/8892
Karar Tarihi
Konu
Rücuen Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/455 E., 2020/325 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında mahkemece verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 08.09.2004 tarihinde davacıya ait ve davalı ambulans şoförünün idaresindeki araçla görevi sırasında yaya geçidinden geçmekte olan dava dışı ...'ye çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, ölenin mirasçıları tarafından açılan dava sonucu ödeme yaptıklarını, yapılan bu ödeme sonucu oluşan zararın davalıdan tahsili gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 131.041,16 TL'nin 24.12.2012 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; rücuya dayanak dosyada verilen ilk hükmün Yargıtayca bozulduğunu, davacının ilk karara istinaden ödeme yaptığını, ancak bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda davacı aleyhine sadece 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, davacının ödememesi gereken bir tutarı ödediğini, davalının tehlikeli bir iş yaptığını, rücuya dayanak dosyada müvekkilinin 2/8 oranında kusurlu bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.11.2015 tarihli ve 2014/546 Esas, 2015/275 Karar sayılı kararı ile davacı İdare bünyesinde olay tarihinde ambulans sürücüsü olan davalının görevi nedeniyle kişilere verdiği zarar nedeniyle davacı İdarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğu, Anayasanın 129 ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (657 sayılı Kanun) 13 üncü maddeleri gereğince davalı kamu görevlisi hakkında adi yargı yerinde dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 16.06.2016 tarihli ve 2016/5131 Esas, 2016/8025 Karar sayılı ilamıyla; "Dava dilekçesinde idarenin sebepsiz yere ödediği tutarı Borçlar Kanunu hükümlerine göre zarara sebep olan davalıdan rücuen tahsili istemiyle dava açılması karşısında Anayasa'nın 129/5 ve 657 sayılı Kanun'un 13 üncü madde hükümlerinin burada uygulanamayacağı, şu halde mahkemece yapılacak işin iddia konusunda deliller toplanıp varılacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar vermek olduğu, bu yön gözetilmeden olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın husumetten reddedilmiş olmasının doğru olmadığı " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile rücuya dayanak kesinleşen hüküm uyarınca icra dosyasına ödenmesi gereken tutarın 64.661,24 TL olarak belirlendiği, alınan kusur raporunda dava dışı yayanın %25, davalı sürücünün %25, davacı İdarenin ise %50 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, davacı Bakanlıkta ambulans şoförü olarak kamusal görev yapan davalının hasta taşıdığı sırada davaya konu trafik kazasının meydana geldiği, davalı sürücünün diğer araçlarla görev esnasında aynı kurallara tabi olmadığı, ambulansların geçiş üstünlüğü bulunduğu, davacı kurumun davalı personele gerekli eğitimleri verdiğini ispat edemediği, ayrıca bu denli stresli iş icra edenlerin psikolojik destek eğitimlerine de tabi tutulması gerektiği, davacının davalının şahsi kusuruna tekabül eden 16.165,31 TL tutarında rücu edebileceği, bünyesinde barındırdığı tehlike riskinin yoğunluğu nazara alınarak %50 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 8.082,64 TL tazminatın 27.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın oluşumunda asli kusurun davalıya ait olduğunu, ceza dosyasında ve eldeki dosyada alınan kusur raporlarının birbiriyle çeliştiğini, bu yönüyle kusur açısından eksik inceleme ile karar verildiğini, ödenen bedel 131.041,16 TL olmasına karşın bu miktarın sadece 8.082,65 TL'lik kısmına hükmedilmesinin yerinde olmadığını, kabul edilen miktarın çok düşük olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 08.09.2004 tarihinde davacı Bakanlığa ait ve davalının kullandığı ambulansın, dava dışı yayaya çarparak ölümüne sebebiyet vermesi nedeniyle, davacı Bakanlığın ölenin mirasçılarına ödediği tazminatın davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle rücuya dayanak davada hükmedilen ve davacının ödemesi gereken miktarın, ödenen tutardan düşük olması, rücuya dayanak dosyadaki Daire bozmasında da Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 09.04.2007 tarihli kusur raporunun olayın oluşuna daha uygun bulunması, davalının davacı kurumda ambulans şoförü olarak çalışması, görevin niteliği ve somut olay koşulları gözetilmek suretiyle davalı lehine uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14322, K. 2023/8892, T. 11.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-14322-e-2023-8892-k-e36dda05c1ba