Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/14108 E. 2023/2717 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/14108
- Karar No
- 2023/2717
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. K A R A R Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 06.02.2019 tarih 2016/5608 esas ve 2019/1028 karar sayılı ilamında; ''..Dava, trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkillerinin desteğinin ölümü ile sonuçlanan kazada davalı kurumun kusurlu bulunduğunu ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. 1086 sayılı HUMK'nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerektiği gibi, HUMK'nun 388/3. maddesi gereğince (HMK 297/c) hükmün gerekçesinde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerekir. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri, davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini bilmeleri gerekir. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Somut uyuşmazlıkta, mahkeme tarafından hükmün gerekçesinde kusura ilişkin olarak müteveffa sürücünün %80 kusurlu olup yol üzerinde tepeden koparak düşen kaya ve taş parçalarının kazanın oluşumunda %20 etken olduğu, davalı kurumun kusurunun bulunduğu kabul edildiği halde hükümde davanın reddine denilerek kararın gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir. Bu durum, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca, hüküm fıkrası ve hükmün gerekçesi arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir..'' gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 3.200,49 TL, davacı ... ... için 11.716,36 TL, davacı ... için 29.802,12 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... için 15.000 TL, davacı ... ... için 15.000 TL, davacı ... için 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içeriğine, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Mahkemece; davalı taraf harçtan muaf olmasına karşın, davalı taraf aleyhine hükmün 4. bendinde harca hükmedilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de; belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin hükümden çıkarılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına 01.03.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.