Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/12454 E. 2023/9599 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/12454
Karar No
2023/9599
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2017/1510 E., 2018/638 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/Davacının istinaf başvurusunun reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/115 E., 2017/54 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.10.2020 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat Ömer Araç geldiler. Davacı vekili ve davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 21.09.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait işyerinin davalı ... nezdinde sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, işyerinde meydana gelen hırsızlık neticesinde zarar meydana geldiğini açıklayıp fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydığıyla 130.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş 16.06.2015 tarihli dilekçesiyle talebini 280.000,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hırsızlık olayının şüpheli olduğunu, çalındığı iddia edilen emtianın odaya sığmayacağını, satış yapıldığı gösterilen emtiaların da inandırıcılıktan uzak olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile; hırsızlık olayına konu emtiaların çalındığına dair ciddi kuşkuların oluştuğu, davanın ispat edilemediği, davacının taleplerinin samimi olmadığı, poliçe teminat konusunun tekstil olmadığı, satışın yapıldığı belirtilen internet adresinin dahi demo şeklinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; defter kayıtları ile mal alımlarının sabit olduğunu, faaliyet alanı ile ilgili değişikliğin rizikodan önce maliyeye bildirildiğini, bununla ilgili zeyilnamenin dosyada mevcut olduğunu, sigortalı işyerinin tekstil sektörü dahil sigortalandığını, tüm hasarların sigorta kapsamında olduğunu, demo siteyi kuran firmanın demo siteden satış yapabileceğini belirttiğini, ancak yine de satışların kasa fişi ile iç ve dış piyasada perakende olarak yapıldığını, müvekkilinin yılların esnafı olup müşteri portföyü olduğunu, yapılan keşifte müvekkilinin home ofis olarak kullandığı dairenin 2+1 ve 90 metrekare olduğunu, mekanın pek çok yerinin bomboş iken iddia ettikleri odaya sığdığının teknik olarak ispatlandığını, sunulan banka cüzdanı ve dekontlardan anlaşılacağı üzere müvekkilinin davalı tarafın iddia ettiği gibi sermayesi olmayan biri olmadığını belirtertmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile, hırsızlık konusu olduğu iddia edilen bayan giysilerinin sayısı, hacmi ortalama ağırlığı nedeniyle çalındığı yer olarak iddia edilen odaya sığmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, davacı sigortalının sigorta poliçesinde ve diğer belgelerde, ticari defter ve vergi kayıtlarında ticari faaliyeti olarak göstermediği kadın giysilerinin hırsızlık konusu olduğunu belirtmesi, faturalı satışlar olarak gösterilen fatura bilgilerinin bir kısmının gerçeği yansıtmaması, internet satışına ilişkin internet sayfasının faaliyette olmayıp demo olması ve ikinci bilirkişi raporunda detaylı şekilde açıklanan diğer pek çok konunun izahata muhtaç olduğu gözetildiğinde davacı sigortalının rizikonun gerçekleştiğini ispat ettiğinin kabulünün mümkün olmadığı ayrıca ekspertiz raporundaki tespitlerle veya araştırma şirket raporları ile yetinilmeyip olay mahallinde keşfen inceleme sonucu alınan ilk rapor ve itiraz üzerine alınan ikinci bilirkişi raporu ve dosya kapsamının tamamının değerlendirilmesi sonucunda aynı somut verilere ulaşılmakta olduğu kaldı ki ekspertiz raporunda yalnızca yazılı rapor değil fotoğrafların da ekli olduğu ikinci kez ve özellikle ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun ise dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu sonuç olarak davacı tarafın istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; defter kayıtları ile mal alımlarının sabit olduğunu, faaliyet alanı ile ilgili değişikliğin rizikodan önce maliyeye bildirildiğini, bununla ilgili zeyilnamenin dosyada mevcut olduğunu, davacı sigortalı işyerinin tekstil sektörü dahil sigortalandığını, tüm hasarların sigorta kapsamında olduğunu, demo siteyi kuran firmanın demo siteden satış yapabileceğini belirttiğini, ancak yine de satışların kasa fişi ile iç ve dış piyasada perakende olarak yapıldığını, müvekkilinin yılların esnafı olup müşteri portföyü olduğunu, yapılan keşifte müvekkilinin home ofis olarak kullandığı dairenin 2+1 ve 90 metrekare olduğunu, mekanın pek çok yeri bomboş iken iddia ettikleri odaya sığdığının teknik olarak ispatlandığını, sunulan banka cüzdanı ve dekontlardan anlaşılacağı üzere müvekkilinin davalı tarafın iddia ettiği gibi sermayesi olmayan biri olmadığını belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hırsızlık nedeniyle iş yeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 27 inci, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1409 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Davacı vekili, davacıya ait iş yerinin davalı ... nezdinde ticari/sınai işletme sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, sigorta poliçesinin düzenlenmesi sırasında davalının acentesi tarafından işyerinin güvenliğinin denetlendiğini ve buna göre poliçe düzenlendiğini, işyerinde meydana gelen hırsızlık neticesinde işyerinde bulunan emtiaların çalındığını açıklayıp hırsızlık neticesinde oluşan zararın poliçe kapsamında davalıdan tahsilini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine/istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 1409 uncu maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Madde kapsamında sigorta şirketinin zarardan veya bedelden sorumlu olması için öncelikle sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesi gerekir. Davacıya ait iş yerinde hırsızlık olayının gerçekleştiği kolluk tarafından tutulan tutanak ile sabittir. Kolluk tarafından tutulan tutanakta iş yerinin bina girişinde bulunduğu ve büro olarak kullanıldığı, kapıda zorlama bulunmadığı, dairenin arka tarafında balkon olduğu, demir korkuluğun açık, asma kilitte zorlama izinin bulunduğu, daireye balkondan tırmanılarak girilmiş olduğu belirtilmiştir. Davacıya ait iş yerinde hırsızlık olayının meydana geldiği kolluk tarafından tutulan tutanak ile sabit olup tutanağın aksinin şüpheler ve varsayımlar ile ispat edilmesi mümkün değildir. Davaya konu hırsızlık olayının gerçekleşmediğine dair tutanağın aksini ispata yarayacak somut deliler davalı tarafça sunulamamış, davaya konu hırsızlık olayının gerçekleşmediği ispat edilememiştir. Davaya konu iş yeri için davalı tarafça sigorta poliçesi düzenlendiğine göre davacının bir işyerinin olmadığının ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımını teşkil edecektir. Davalı tarafça davaya konu işyeri için ticari/sinai işletme poliçesi düzenlendiğine göre davacının iş yerinin gerçekliği konusunda davalının savunmaları dinlenemez. Yukarıda yapılan açıklamalara göre davaya konu hırsızlık rizikosunun gerçekleştiği ve talebin teminat kapsamında kaldığı gözetildiğinde davalı, meydana gelen gerçek zarardan sorumludur. Mahkemece çalındığı iddia edilen emtiaların işyerine sığamayacağı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmişse de bu değerlendirme hatalıdır. Davacının işyerine ait 2012 yılı defterlerinin incelenmesinde hasar gören mallarla ilgili faturalarının işletme defterine kaydedildiği, davacı tarafından fatura bedellerinin banka aracılığı ile havale yapıldığı bilirkişilerce tespit edilmiştir. Bilirkişilerce keşif sonucunda düzenlenen raporda odanın boyutları hiç boşluk bırakmayacak şekilde istiflenir ise 3.80 cm boy*2.70 cm en*2.70 cm yükseklik: 27,702 metrekare olduğunu, ancak hiç boşluk bırakmayacak şekilde istiflemenin mümkün olmadığını 2 metre olacak şekilde istiflenirse istifleme alanının 19.90 metreküp olabileceğini, piyasadan seçtikleri 3 adet numuneye göre istifleme hesaplaması yapıldığını, buna göre tüm emtianın hacminin 19.9081 metreküp, ağırlığının 5.558,00 kg olduğunu, bu varsayımsal hesaplamaya göre davacının aldığı emtiaları bu odaya sığdırması mümkün olduğunu ancak bu şekilde depolamanın hem çok sıkışık hem de ürünlerin ayrılmasını engelleyeceğini, olağan çalışmayı zor duruma sokacağını, davacının gerçek ve somut zararını ispatladığını söylemenin mümkün olmadığını belirtmişler, mahkemece de anılan rapor hükme esas alınarak davacının zararını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporu eksik ve yetersiz olup hükme esas alınamaz. Davacının mal alışına ilişkin faturaların deftere işlendiği bilirkişiler tarafından tespit edilmiş, davacının vergi levhasında faaliyet konusu olarak elektrik cihaz ve parçaların toptan ticareti yazdığı, davacı tarafından vergi dairesi müdürlüğüne yazılan dilekçede işyerinde faaliyet konusuna ek olarak tekstil malzemeleri satışına başladığını bildirdiği, vergi dairesi mükellef bilgisi başlıklı belgede faaliyet konusunun "araç kiralama, evde tekstil ürünleri, dış giyim parekende satılı" olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Davacının çalındığını iddia ettiği tüm emtiaların iş yeri yüzölçümü dikkate alındığında sığamayacak ise de işyeri yüzölçümüne göre ne kadar emtianın sığabileceği tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken varsayımlara dayanılarak davacının zararını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. Buna göre mahkemece yeni oluşturulacak bilirkişi heyetinden davacının defterlerine kaydedilen emtialardan ne kadarlık miktarının stoklanabileceğinin tespiti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 540,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/12454, K. 2023/9599, T. 21.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-12454-e-2023-9599-k-e37a9022e267