Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/12410 E. 2023/2647 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/12410
- Karar No
- 2023/2647
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/586 E., 2022/1627 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul- İstinaf Başvurusunun Kısmen Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/773 E., 2021/865 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekili ile davalı ...Ş. vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının yargılama giderleri yönünden kabulüne, diğer itirazlar yönünden reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 14.06.2018 günü davacıların murisi müteveffa ... sevk ve idaresindeki aracın, yol çalışması nedeniyle gerekli işaret ve düzenlemelerin yapılmaması ya da yanlış yapılması ve trafik akışının karşı istikamete verilmiş olması sebebiyle karşı şeride geçerek, bir süre bu yolda seyrettikten sonra dava dışı ... sevk ve idaresindeki araçla kafa kafaya çarpışması sonucu, muris ...'in hayatını kaybettiğini belirterek, müteveffanın eşi ... için 2.000,00 TL, müteveffanın kızı ... için 1.000,00 TL, müteveffanın oğlu ... için 1.000,00 TL, müteveffanın babası ... için 500,00 TL müteveffanın annesi (öz annesinin vefat etmesi üzerine onun yerine koyduğu ve yıllardır birlikte yaşadığı üvey annesi) ... için 500,00 TL, olmak üzere toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve müteveffanın eşi ... için 250.000,00 TL, müteveffanın kızı ... için 150.000,00 TL, müteveffanın oğlu ... için 150.000,00 TL, müteveffanın babası ... için 100.000,00 TL, müteveffanın annesi (öz annesinin vefat etmesi üzerine onun yerine koyduğu ve yıllardır birlikte yaşadığı üvey annesi) ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 700.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talebini davacı ... 439.200,40 TL'ye, ... için 72.345,65 TL'ye, ... için 80.663,27 TL'ye, ... için 112.824,56 TL'ye, ... için 173.929,85 TL'ye yükseltmişlerdir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, davalı idare ile yüklenici firma arasındaki sözleşmeye göre her türlü zararlardan yüklenicinin sorumlu olduğunun kararlaştırıldığını, kazanın gerçekleştiği mevkiide gerekli her türlü kontrol, bakım ve işaretlendirmenin idare tarafından yapıldığını, kusurun idareye yükletilemeyeceğini, idarenin eylemi ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalı idareye husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, 11.06.2018 tarihinde yol çizgisi çizilerek yolun trafiğe açıldığını, yol trafiğe açıldıktan sonra 14.06.2018 tarihinde müteveffa sürücünün ters yönden yola girmesi neticesinde kazanın meydana geldiğini, kazadaki kusurun sürücüye ait olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen olaya ilişkin davanın hizmet kusuru olarak idari yargıda görülmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davacıların murisinin asli ve tek kusurlu olduğunu, davalı şirketçe her türlü önlemin alındığını, müterafik kusur indiriminin (emniyet kemeri takılmaması nedeniyle) yapılması gerektiğini, asgari ücretle çalıştığı belirtilen müteveffanın anne ve babası için destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmesinin hak ve hakkaniyete aykırı düştüğünü, müteveffanın üvey annesi ve babasına maddi destek sağladığı iddiasını ispata yarar bir yazılı delil de dosyaya ibraz edilemediğini ve talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisinin kusursuz olduğu kabul edilerek yapılan hesaplama sonucunda maddi tazminatın kabulüne, ... için talep edilen 439.200,40 TL destekten yoksun kalma tazminatı, ... için talep edilen 72.345,65 TL destekten yoksun kalma tazminatı, ... için talep edilen 80.663,27 TL destekten yoksun kalma tazminatı, ... için talep edilen 112.824,56 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve ... için talep edilen 173.929,85 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplamda 878.963,73 TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 14.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile; davacılara verilmesine; manevi tazminatın kısmen kabulüne, eş ... için talep edilen manevi tazminatın kısmen kabulü ile 200.000,00 TL'nin, kızı ... için talep edilen manevi tazminatın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL'nin, oğlu ... için talep edilen manevi tazminatın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL'nin, babası ... için talep edilen manevi tazminatın kısmen kabulü ile 40.000,00 TL'nin, üvey annesi ... için talep edilen manevi tazminatın kısmen kabulü ile 40.000,00 TL'nin; toplamda 420.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 14.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, tazminat hesabında bakiye destek sürelerinin olması gerekenden daha az tespit edildiğini, hesaplama raporunda maddi hatalar yapıldığını, tazminat hesabında hükme en yakın tarihteki verilerin nazara alınması gerektiğini, bu nedenle kararın her hangi bir sebeple bozulması halinde o yılın verilerinin nazara alınmasını talep ettiklerini, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu belirtmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, aralarındaki sözleşme gereği yapılan işten davalı şirketin sorumlu olduğunu, meydana gelen kaza ile idarenin eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde hızını görüşe ve yola uydurmayan ve sürüş esnasında gereken dikkat ve özeni göstermeyerek kazaya sebebiyet veren murisin kusurlu olduğunu, ayrıca kaza anında vefat eden sürücünün emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, asgari ücret seviyesinde geliri olan bir kişinin anne ve babasına destek olacağının kabulünün hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle bu giderlerden sorumlu tutulmasının 6001 Sayılı Kanun amir hükmüne aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, davalı şirketin gereken tüm önlemleri almış olmasından dolayı kusur izafesinin doğru olmadığını, davanın reddi gerektiğini, kazada ölenin asli ve tam kusurlu olduğunu, ölenin emniyet kemeri takmamış olmasından dolayı müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, eşi ve çocuğu bulunan asgari ücret ile çalıştığı belirtilen müteveffanın anne ve babası için destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, üvey annesi ve babasına destek olduğuna dair kanıt da bulunmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin ve davalı ...Ş. vekilinin tüm istinaf talepleri yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... vekilinin ise aleyhine hükmedilen yargılama giderleri yönünden istinaf talebinin kabulü ile mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının 4. maddesinde açıklanan 5.437,36 TL davacı tarafından ödenen harçtan davalı ...'nün sorumluluğu bulunmadığından, bundan sorumlu olmasına ilişkin kısmın karardan çıkarılmak suretiyle düzeltilmesine, İlk Derece Mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; manevi tazminat miktarlarının yetersiz olduğunu, bilinen en son verilere göre yeniden hesaplama yapılması gerekirken bu hususa dikkat edilmemiş olmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, aralarındaki sözleşme gereği yapılan işten davalı şirketin sorumlu olduğunu, meydana gelen kaza ile idarenin eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde hızını görüşe ve yola uydurmayan ve sürüş esnasında gereken dikkat ve özeni göstermeyerek kazaya sebebiyet veren murisin kusurlu olduğunu, ayrıca kaza anında vefat eden sürücünün emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, asgari ücret seviyesinde geliri olan bir kişinin anne ve babasına destek olacağının kabulünün hukuka ve kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, davalı şirketin gereken tüm önlemleri almış olmasından dolayı kusur izafesinin doğru olmadığını, davanın reddi gerektiğini, kazada ölenin asli ve tam kusurlu olduğunu, ölenin emniyet kemeri takmamış olmasından dolayı müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, eşi ve çocuğu bulunan asgari ücret ile çalıştığı belirtilen müteveffanın anne ve babası için destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, üvey annesi ve babasına destek olduğuna dair kanıt da bulunmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıların desteğinin karıştığı trafik kazası neticesinde ölümünden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu, 51 inci ve 53 üncü ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85 ve 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kusur oranlarının doğru şekilde tespit edilmesine, kaza ile zarar arasında illiyet bağının mevcut olmasına, hesap raporunun denetime elverişli olmasına, ölü muayene tutanağına göre ölende emniyet kemeri yarası izi mevcut olmasına göre müterafik kusur indirimi yapılmamasının doğru olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle, davacılar vekili ve davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ve davalı ... yükletilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davalı ... Müdürlüğünden harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.02.2023 gününde Başkan ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır.” düzenlemesi yer almaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı, kişinin sağ iken maddi ve manevi olarak destek olduğu kişilere ölüm sonucu artık destek olamaması sebebiyle ödenen bir tazminat türü olup, destekten yoksun kalarak tazminata hak kazanan kişilerin belirlenmesinde somut olayın özellikleri, destek ile destekten yoksun kaldığı iddia edilen kişilerin sosyal durumu, varsa aile bağı, aralarındaki manevi ilişki, etkileşim içinde geçirdikleri süre, ölüm tarihinde desteğin yaşı, konumu, tazminat talep edenin desteğin bakımından ya da gözetiminden sorumlu olup olmadığı gibi birçok hususun birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olaya gelince, davacılardan ...'ün destek ... ...'ün üvey annesi olduğu, desteğin davaya konu trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunduğu, desteğin öz babası davacı ... ile davacı ...'ün 24.09.2009 tarihinde evlendiği, desteğin babası ile üvey annenin evlendiği bu tarih itibariyle desteğin yaklaşık 20 yaşında olduğu ve çocukluk döneminden çıkarak yaş itibariyle yetişkin sayıldığı, daha sonra 25.07.2013 tarihinde desteğin de evlenerek evlilik sözleşmesi ile oluşan kendi aile hayatına dahil olduğu, 14.06.2018 tarihinde ise davaya konu trafik kazası sonucunda vefat ettiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, davacı üvey annenin destek ... ...'ün ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığından bahsedilemeyeceği gözetilerek davanın davacı ...'ün destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.