Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/12220 E. 2023/3257 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/12220
Karar No
2023/3257
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/126 -2020/28 SAYISI : 2019/İHK-20481 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü - İtirazın reddi SAYISI : K-2019/80957 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 31.05.2022 tarihli: 2021/12420 - 2022/7994 sayılı ilamı ile ".... hükmü temyiz eden davalı vekiline eksik nispi harcın ikmali yönünde ihtar şerhli olarak düzelenen muhtiranın açık e-tebligat yoluyla davalı vekiline 21.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir. Ancak dosya içerisinde ve uyap incelemesinde eksik nispi harcın ikmal edildiğine ilişkin belge bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, bu yönde araştırma yapılarak davalı vekilince süresi içinde harç ikmal edilmiş ise ödeme belgesinin eklenerek dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere geri gönderilmesi, süresi içinde harç yatırılmamış ise kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesi" karar verilmiştir. Mahkemece, 22.07.2022 tarihli ek karar ile 21.10.2020 tarihinde tebliğ edilen ihtarlı tebligatın gereğinin verilen kesin sürede yerine getirilmediğinden davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Ek karar davalı tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Temyiz istemi, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik mahkemenin 22.07.2022 tarihli ek kararına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince, temyiz dilekçesi verilirken eksik ödenen temyiz harç ve giderlerinin muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde ödenmesi gerekir. 6100 sayılı Kanun’un anılan hükümleri gereğince, verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, temyiz başvurusu yapılmamış sayılır. Dosya içeriğine göre mahkemece eksik ödenen temyiz harç ve giderlerinin bir haftalık kesin sürede ödenmesi için usulüne uygun olarak düzenlenen muhtıra, davalı vekiline 21.10.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Temyiz harç ve giderleri, davalı vekili tarafından bir haftalık yasal süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmamıştır. Temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin mahkemece verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir. KARAR Açıklanan sebeple; Mahkemece verilen 22.07.2022 tarihli ek kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz giderinin temyiz eden davalıya iadesine Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2023 tarihinde Başkan ... ile Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3. maddesi “Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, karar veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432. maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır” şeklindedir. 1086 sayılı Kanun’un yürürlüğü döneminde anılan maddenin lafzına ve ruhuna uygun olarak temyiz harç ve giderlerinin ödenmesi için gönderilecek muhtıranın bizzat hakim ve mahkeme başkanı tarafından imzalanması gerektiği Yargıtayca benimsenmiş ve uygulamada bu doğrultuda şekillenmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.1968 tarih 1968/9-483 E.-476 K..;16.06.2010 tarih 2010/19-286 E.-330 K.). Maddeye karşılık gelen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’unun 344. maddesinde ise konu “İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, karar veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması halinde, 346. maddenin 2. fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir. İlk bakışta iki düzenleme arasında fark bulunduğu 6100 sayılı Kanun ile muhtıranın hakim veya mahkeme başkanı tarafından düzenlenmesi ve imzalanması zorunluluğunun kaldırıldığı düşünülebilir ise de aslında tercih edilen terminoloji dışında iki düzenleme arasında hiçbir fark yoktur. Kanun koyucu 1086 sayılı Kanun’da karar veren hakim veya mahkeme başkanı diyerek meramını daha uzun bir şekilde anlatmış, ancak 6100 sayılı Kanun’da hakim ve mahkeme başkanı zaten mahkeme adına karar verdiğinden işi uzatmadan (kestirmeden) karar veren mahkeme ifadesini kullanarak aynı sonuca ulaşmayı amaçlamıştır. Öte yandan, aslolan muhtıranın gönderileceği tarihte mahkemede görevli olan hakim veya mahkeme başkanının muhtırayı düzenlemesi ve imzalamasıdır. Oysa kararı veren hakim veya mahkeme başkanı ifadesi dar yorumlandığında o sırada mahkemede görevli hakim veya mahkeme başkanı değil sadece kararı veren hakim veya mahkeme başkanının anlaşılması da söz konusu olabilecektir. Bu ise uygulamada tereddüte veya karışıklığa sebebiyet verecektir. Dolayısıyla kararı veren mahkeme ifadesinin tercih edilmesinin sebebi bu anlamda muhtıranın mahkemede çalışan hakim dışında ki görevliler tarafından da muhtıranın düzenlenebileceğine cevaz vermek değil tereddüte ve karışıklığa engel olmaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki HMK sistematiğinde kural bir hakkın kullanılması veya bir ödevin yerine getirilmesi için verilecek sürelere ilişkin kararların hakim tarafından alınması yönündedir. Yine kanun yapım tekniğinin bir sonucu da bir düzenleme yapılırken aynı düzenleme içinde bir kavramın farklı anlamlarda kullanılmamasıdır. M. 344’de mahkeme kavramı iki yerde kullanılmıştır. Birisi “karar veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre...” ifadesinde; diğeri ise, “mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir.” ifadesindedir. Başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verecek mahkemeden kasıt hakim olduğuna göre aynı maddede düzenlenen kesin süreyi verecek mahkemeden de hakimin anlaşılması gerekir. Son olarak söylenmelidir ki karar veren mahkeme ifadesi maddede hem yer yönünden işlemi yapacak mahkemeyi gösterdiği gibi hem de işlemi yapacak mahkeme adına karar veren hakimi de anlatmaktadır. Somut olayda, mahkemece bu usule uygun muhtıra düzenlemek yerine hakimin veya mahkeme başkanının sicil ve imzasını taşımayan tebligat parçasının üstüne kesin süreye ilişkin muhtıranın yazılması 5684 sayılı Kanun’un 30. maddesi uyarınca kıyasen uygulanan HMK’nın 344. maddesine uygun değildir. Kesin süreye ilişkin muhtıra bu sebeple usule uygun olmadığından temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin kararda açıkça kanuna aykırıdır. Açıklanan nedenlerle usule uygun olmayan muhtıra sonrası yatırılan temyiz harç ve giderlerinin süresinde yatırıldığının kabulü ile davalı temyizinin esastan incelenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan Dairemiz çoğunluğunun ek kararın onanması şeklinde tezahür eden ve Dairemizin önceki uygulamalarıyla da çelişen kararına iştirak etmiyoruz.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/12220, K. 2023/3257, T. 09.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-12220-e-2023-3257-k-75b1d7c4dc55