Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/11644 E. 2023/268 K. – Rücuan Tazminat

Konu: Rücuan Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/11644
Karar No
2023/268
Karar Tarihi
Konu
Rücuan Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... Utkun tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 22/05/2019 Gün 2016/11234 Esas, 2019/6578 karar sayılı ilamında; “....Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve 2918 sayılı yasanın 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. maddesinde, “trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanuna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır, Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden ... bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre, 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk "...'na" geçtiğinden, yasa kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden bilirkişiden ek rapor alınarak 2918 sayılı Yasanın değişik 98. maddesi kapsamında kalanların belirlenmesi, 2918 sayılı Yasanın değişik 98.maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden yasal hasım olan ...'nun davaya dahil edilmesi, yasa kapsamında kalan tedavi giderlerinden sonucuna göre ...'nun, yasa kapsamı dışında kalan giderlerden ise davalıların sorumlu tutulması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 818 sayılı BK.nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından ... maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı Kanunun 109/2. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir. Somut olayda; davaya konu trafik kazası 05.09.2003 tarihinde gerçekleşmiştir. Üç kişinin yaralandığı olayda ceza zamanaşımı süresi 765 Sayılı TCK'nın 102/4. maddesine göre 5 yıldır. Dosya kapsamında alınan hesap bilirkişi raporu uyarınca davacı vekili tarafından 18.11.2013 tarihinde ıslah edilmiş, davalı ... vekili tarafından süresi içerisinde ıslah zamanaşımı def'inde bulunulmuştur. O halde mahkemece davalı ... vekilinin süresinde yaptığı ıslah zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekirken bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Somut olayda, davacı şirketin sigortalısı ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile davalı şirkette ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında ...'ın yaralandığı, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporlarında ...'ın %25 oranında kusurlu bulunduğu, davalı sürücünün ise %75 oranında kusurlu bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı ... sigortalısının kusuru oranında sorumlu olup, hükmü temyiz eden davalı ... ve malik yönünden hesaplanan tazminattan karşı araç sürücüsü ...'ın kusuru oranında indirim yapılması gerekirken hesaplanan tazminatın tamamından sorumlu tutulmaları doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir....” gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, dahili davalı SGK aleyhine açılan davanın reddine, 50.000,00 TL tazminatın, davalı ... 1.746,00 TL'lik kısmından sorumlu olmak kaydıyla, ödeme tarihi olan 15/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı yana verilmesine, davalı ... yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... Utkun tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yargılama yapılmış olmasına, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... Utkun 'un yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 11.01.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11644, K. 2023/268, T. 11.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-11644-e-2023-268-k-ef9c6fe3ab4f