Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/7320 E. 2023/933 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/7320
Karar No
2023/933
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/7139 Esas - 2017/7139 Karar SAYISI : 2017/İHK-4961 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Reddi - İtirazın Reddi SAYISI : K-2017/30097 Taraflar arasındaki tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. ... kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu trafik sigortası ile sigortalı araç ile davacının yolcu olduğu aracın 30.12.2008 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazasından dolayı davacının artan maluliyeti bulunduğunu belirterek, şimdilik 40.000,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.000,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 41.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun zamanaşımı nedeniyle usulden reddi gerektiğini, eldeki başvuru öncesinde davacıya ödeme yapıldığını ve sorumluluğun sona erdiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun ATK 3. İhtisas Dairesi'nden alınması gerektiğini, hesap yapılırken ödeme tarihindeki verilerin esas alınması gerektiğini ve davacı lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. III. ... KARARI ...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...17.02.2017 tarihli maluliyet raporunun kaza ile bağlantısının bulunmadığı, bu nedenle zararın 06.03.2012 tarihli ilk maluliyet raporu tarihinde öğrenilmiş olduğunun kabulü gerektiği, başvuru tarihi dikkate alındığında uzamış ceza zamanaşımı süresi olan 8 yılın dolmuş olduğu" gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar ...'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; davacının talebinin artan maluliyete yönelik olduğunu, zamanaşımının başlangıç tarihinin kesin rapor ile artan maluliyetin öğrenildiği tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu durumda da zamanaşımı süresi dolmadan davacının başvuruda bulunduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç ...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davanın zamanaşımına uğradığına yönelik ... kararının gerekçesinin yerinde olmadığı, ara karar doğrultusunda İtiraz Hakem Heyetince alınan 03.10.2017 tarihli maluliyet raporu gereği davacının artan maluliyetin gerçekleştiği olgusunu ispat edemediği, bu nedenle başvurunun reddi gerektiği, sonuç itibariyle red kararının doğru olduğu" gerekçesiyle gerekçenin değiştirilmesi suretiyle itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar ...'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; karara dayanak yapılan 03.10.2017 tarihli maluliyet raporunun yasaya uygun olmadığını, yasaya uygun bir rapor alındığında artan maluliyetinin gerçekleştiğinin tespit edileceğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının yolcu olduğu araç ile karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu, 51 inci ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85 inci ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin on dördüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından aynı kazaya ilişkin İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/493 Esas sayılı dosyasında davalı ... aleyhine dava konusu kaza nedeniyle oluşan bakiye alacağına ilişkin olarak 02.04.2012 tarihinde dava açıldığı, mahkemece sulh nedeniyle uyuşmazlık hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/14 maddesindeki yasal düzenleme ve dosya içeriği dikkate alındığında davacının aynı kazaya ilişkin olarak eldeki tahkim başvurusundan evvel mahkemede dava açtığı ve uyuşmazlık hakkında bir karar verildiği dikkate alındığında davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği hususu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle ... kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın ...'ne iletilmek üzere mahkemeye gönderilmesine, 24.01.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Somut olayda, davacının 30.12.2008 tarihli kaza sonucu oluşan (06.10.2009 tarihli Çanakkale Devlet Hastanesi raporu "opere sol femur kırığı-opere sol tibia plato kırığı" nedeniyle %15 ve 06.03.2012 tarihli Çanakkale Devlet Hastanesi raporu "sol olecranon kırığı + sol dizde kalça hareket kısıtlılığı" nedeniyle %32 olarak belirlenen) maluliyetine yönelik olarak eksik ödeme iddiası ile 02.04.2012 tarihinde İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesine başvurduğu, davanın görülmesi sırasında davalı ... şirketinin ödemede bulunduğu, tarafların sulh oldukları, mahkemenin sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına kararı verdiği, sonrasında davacının 17.02.2017 tarihli Biga Devlet Hastanesi'nce düzenlenen rapor ile maluliyetinin (hemipleji, esansiyel hipertansiyon,vertikal strabismus) %81 oranına yükseldiği iddiası ile 16.05.2017 tarihinde ...'na eldeki başvuruyu yaptığı; Uyuşmazlık Hakem Heyetince, uzamış zamanaşımı süresinin dolduğu ve davacının artan maluliyetinin dava konusu kaza ile illiyeti bulunmadığı anlaşıldığından artan maluliyet oluştuğuna dair delil bulunmadığı kabulü ile davacının talebinin reddine karar verildiği; davacı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince davacının artan ve gelişen maluliyet iddiasına yönelik yeniden rapor alındığı, 03.10.2017 tarihli Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nden alınan raporda davacının davaya konu trafik kazasından kaynaklanan arazlarının artan maluliyet niteliğinde olmadığı, bu nedenle artan ve gelişen maluliyet iddiasının ispat edilemediği ve bu nedenle başvurunun reddi gerektiği gerekçesiyle, ... kararının sonucu itibariyle doğru olduğu belirtilerek gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle davacının itirazının reddine karar verildiği görülmüştür. Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde, davacının tarafları ve konusu aynı olan uyuşmazlığa ilişkin olarak davalı ... şirketi aleyhine İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmış olması nedeniyle, 5684 sayılı Yasanın 30/14. Maddesindeki yasal düzenleme gerekçesiyle ... kararının bozulmasına karar verilmiştir. Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir. Buna göre, davacı vekilinin İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesindeki 11.07.2012 tarihli sulh beyanı ve dosyaya sunulan ibraname-makbuz-feragatname başlıklı belge karşısında, davalı ... şirketi ile yapılmış olan sulh anlaşması nedeniyle tahkim yoluna başvurulamayacağı düşünülse de, iş bu davada tahkim yoluna gidilmesinin davacının % 32 oranındaki maluliyeti açısından kesin hüküm nedeniyle mümkün olmadığı, ancak 17.02.2017 tarihli rapor ile öğrendiğini iddia ettiği artan maluliyeti nedeniyle tazminat talep edebileceğinden, İtiraz Hakem Heyetince yapılan yargılamada alınan rapor ile de maluliyet oranındaki artışın kaza ile illiyetinin olmadığının tespit edilmiş olmasından ötürü Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan ve gelişen artan maluliyete dayalı sürekli iş göremezlik tazminatı başvurusu sonucu İtiraz Hakem Heyetince verilen kararda bu yönüyle isabetsizlik bulunmayıp kararın onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/7320, K. 2023/933, T. 24.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-7320-e-2023-933-k-2bb06d39549a