Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5172 E. 2022/10334 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/5172
Karar No
2022/10334
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl/birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi olan ...’ın yolcu olarak bulunduğu aracın davalılardan ...’ın sevk ve idaresindeki araçla çarpışması sonucu vefat ettiğini, davalı aracın olay tarihini kapsayan trafik sigortası poliçesi olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalılardan İsmail ve ... için 1.000’er TL’den toplam 2.000,00 TL maddi tazminat ile İsmail için 60.000,00 TL, ... için 60.000,00 TL ve Mehmet için ise 20.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminatın, 25.01.2014 kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı Güvence Hesabı ile birleştirilen davada murisin vefat ettiği aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş’den poliçe limiti ile sınırlı ve sadece destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu olmak üzere) tahsilini talep etmiş; 22.03.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi talebini 262.172,03 TL’ye yükseltmiştir. Davalı Güvence Hesabı vekili, kusur oranının ve gerçek zararın tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada davalı ...Ş vekili, sorumluluklarının poliçe limiti ve sigortalılarının kusuru ve gerçek zararla sınırlı olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; asıl davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 89.861,03TL, davacı ... için 96.460,10 maddi tazminatın davalı ...'dan haksız fiil tarihi olan 25/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Güvence Hesabından dava tarihi olan 05/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınmasına, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 25/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, davacı ... için talep edilen manevi tazminat talebinin reddine; birleşen davanın kabulü ile davacı ... için 30.809,48TL, davacı ... için 33.072,04 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 06/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. ./.. -2- 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle, ölenlerin yakınlarının, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45/2. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53/3.) maddesi gereği, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. a) 6098 sayılı TBK m. 56 hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. O halde; mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanma ve malul kalma nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacı anne babanın ölen yolcuya yakınlıkları ve destek yolcunun kusursuz olduğu göz önünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, davacılar ... ve ... için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir. b) Müteselsil sorumluluk yasadan kaynaklanan bir sorumluluktur. 2918 sayılı KTK nun 85. maddesi gereği, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı yasanın 88. maddesi gereği de, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Yine 6098 sayılı TBK.'nın 61 ve 62. maddeleri ile müteselsil sorumluluk esaslarına göre; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, TBK.'nın 162. ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. Açıklanan ilkeler altında somut olaya baktığımızda; davacılar vekili asıl davada, davacılara verilen maddi zararın müştereken ve müteselsilen tazmini talebiyle karşı araç sürücüsüne/işletenine ve trafik sigortacısı bulunmadığı için Güvence Hesabına; birleşen davada, desteğin yolcu olduğu aracın trafik sigortacısına karşı dava açmıştır. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı sürücü ...’ın %70 oranında kusurlu olduğu, dava dışı sürücü...’nın %30 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Davacı vekili, zararının tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını talep etmiştir. Davacı tarafın davasını teselsül hükümlerine göre açmasına, destekten yoksun kalma ve manevi zararının davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmesine, müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan her birinin borcun tamamından sorumlu olmasına, kusurun paylaştırıldığı durumlarda zarar görenin isterse tüm hasar sorumluları hakkında dava açabileceği gibi sadece bunlardan birisinden de hasarın tamamını isteyebilmesine göre kusuru olan davalıların tazminatın tamamından sorumlu olduğu (davalı ... ve Güvence Hesabının poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeksizin yazılı olduğu biçimde kusur oranında hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3-Davacılardan ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacılar vekili, baba İsmail için 60.000,00 TL, anne ... için 60.000,00 TL, amca Mehmet için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece, dava dosyası kapsamında davacı ...'ın müteveffa ile hayatta iken onunla (ölenle) samimi münasebetler kurmuş ve ölümü ile yakından ilgilenmiş olduğuna dair davacı tarafından sunulan bir delil bulunmadığı gerekçesi ile bu davacı bakımından manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Oysa, davacılardan ..., ölen ...’ın amcası olup anılan davacının yeğenin ölümü nedeniyle manevi zarara uğraması kaçınılmazdır. Bu durumda, davacı ...’ın manevi zararının giderilmesi amacıyla, TBK 56/2. maddesi uyarınca somut olaya uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2-a), (2-b) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 15.138,60 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 15.09.2022 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre 3 numaralı bentteki bozma nedenine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/5172, K. 2022/10334, T. 15.09.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-5172-e-2022-10334-k-5d0256a2f564