Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17386 E. 2022/14895 K. – Tahkim

Konu: Tahkim

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/17386
Karar No
2022/14895
Karar Tarihi
Konu
Tahkim

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 13/02/2021-2021/İHK-3141 sayılı kararının davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu araçla davalının trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı çift taraflı kaza sonucunda müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek maddi tazminat talep etmiştir. Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur. Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davanın kabulü ile 77.856,97 TL'nin 19/03/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiş, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince,sigorta şirketi vekilinin itirazının reddine karar verilmiş, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararı sigorta şirketi(davalı) vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Kaza tarihi olan 10/06/2012 tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nın 60. ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir (6098 sayılı TBK'nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır). Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir. Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 10/06/2012 tarihinde meydana gelmiş, başvuru ise 27/07/2020 tarihinde yapılmıştır. Davalı taraf, hakem başvurusu öncesinde davacıya toplam 69.655,78 TL ödenmiş olduğunu, davacının tüm taleplerinin karşılandığını belirtmiş ve maluliyet tazminat talep hakkının zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş, İtiraz Hakem Heyetince; davacının tedavi sürecinin devam ettiği, başvurunun 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde olduğu gerekçesiyle, zamanaşımı savunmasına itibar edilmemiş, anılan yöne ilişkin itiraz reddedilmiştir. Davacının maluliyet oranını belirleyen Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 24/02/2020 tarihli Adli Tıp Raporu ve davacının dosya kapsamında bulunan tedavi evrakı incelendiğinde; davacının boyun omurlarındaki arıza nedeniyle 13/06/2012 tarihinde ameliyat olduğu, ameliyatın ardından fizik tedavi görmüş ise de bu hususun gelişen durum olarak nitelendirilemeyeceği, 10/06/2020 tarihi itibarı ile 8 yıllık (uzamış) zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davalının zamanaşımı savunması üzerinde durularak başvurunun (davanın) zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine17/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/17386, K. 2022/14895, T. 17.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-17386-e-2022-14895-k-ff7203e05eae