Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17255 E. 2022/12768 K. – Sigorta Tahkim

Konu: Sigorta Tahkim

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/17255
Karar No
2022/12768
Karar Tarihi
Konu
Sigorta Tahkim

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 10.01.2019 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,talep arttırım dilekçesi ile talebini 163,248,05 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur. Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; talebin kabulü ile başvuru sahibi için 163,248,05 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 29.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. ... tarafından Sompo Sigorta A.Ş, vekilinin itirazlarının kısmen kabulüne, itiraza konu kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına, başvuru sahibinin talebinin kısmen kabulü ile 71.887,62-TL sürekli iş göremezlik tazminatının 29.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Sompo Sigorta A.Ş'den tahsil edilerek başvuru sahibine ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, dair verilen karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, hakem heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nun 266/1. maddesi "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir" düzenlemesine yer vermiştir. Yargılama sırasında kusur oranının belirlenmesi için uzman bilirkişiden rapor alınmadığı, İtiraz Hakem Heyetince, kaza ile ilgili olarak açılan Kumluca 2. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde alınmış kusur raporuna göre davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, başvuru sahibinin kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, ayrıca sigorta Şirketi tarafından başvuru sahibine yapılan ödemenin %100 kusur oranına göre yapılan hesaplama ile yapıldığı gerekçesi ile davalının itirazı reddedilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda itiraz hakem heyetince, alanında uzman bilirkişiden olayın meydana geliş biçimi, kaza tespit tutanağı irdelenerek soruşturma belgelerinin de incelenmesiyle kusur dağılımına ilişkin, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alındıktan sonra çıkan sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3-Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 - 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak, Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurulu tarafından düzenlenen 29.01.2019 tarihli raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %18 oranında sürekli maluliyetinin olduğu tespit edilmiş ve Hakem Heyetince rapor hükme esas alınmıştır. Hükme esas alınan maluliyet raporu kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmemiştir. Buna göre, maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, önceki raporun da irdelendiği, ATK İhtisas Kurulu'ndan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından yeni bir rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. 4-Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Bu itibarla; tazminat hesaplamasında, TRH 2010 Tablosu'nun kullanılmasında bir isabetsizlik görülmemiş olmakla birlikte, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde PMF 1931 Tablosu'nun kullanılması gerektiğine ilişkin itiraz ve kabulü nedeniyle, tazminat hesabında PMF 1931 Tablosu'nun (TRH 2010 Tablosu'ndan daha kısa ömür süresi belirlediği ve davalı lehine olduğundan) kullanılması gerekli görülmüştür. Davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve UHH tarafından da karara esas kabul edilen 25.08.2018 tarihli aktüer ek raporunda; 01.06.2015 tarihli ... Genel Şartları dahilinde, TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre ve %1,8 teknik faiz uygulanarak, işleyecek devre bakımından ise "devre başı ödemeli belirli süreli rant" formülü kullanılarak tazminat hesabı yapılmıştır. Tazminat hesaplamasında, yeni ZMSSGŞ ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ... Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir ki, esas alınan rapor bu yönüyle de yeterli bir rapor değildir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacı için, PMF 1931 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi (davalı lehine olacak biçimde daha kısa ömür süresi belirlediği halde davacı vekilinin temyiz dilekçesindeki talebiyle bağlı kalınması gerektiğinden), % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanmasının gerektiği dikkate alınmak suretiyle, bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre (davacı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerekirken, sürekli işgücü kaybı tazminatı bakımından yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 5-2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olay nedeniyle davalı tarafından davacıya davadan önce 07.07.2020 tarihinde ödeme yapılmış, taraflar arasında ibraname imzalanmıştır. Eldeki başvurunun 22.10.2020 tarihinde açılmış olmasına göre, KTK'nın 111. maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmediği görülmektedir. Yasal süre içinde açılan davada, ibranamenin iptali şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda gerekli araştırma yapılarak karar verilmesi gerektiği açıktır. Anılan araştırma kapsamında da, davacı ...’ün kazadaki maluliyetinin belirlenmesi için rapor alınmalı, maluliyetinin varlığı halinde tazminat hesabı yönünden aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınmalıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ibranın iptali şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı dikkate alınmak suretiyle; davalının ödeme yaptığı tarihteki verilere göre hesaplanan tazminat ile güncel verilere göre hesaplanan tazminat arasında KTK'nun 111. maddesinde belirtildiği şekilde fahiş bir fark olup olmadığı değerlendirilmelidir. Şayet, ödenmesi gereken maluliyet tazminatı ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark olduğu saptanırsa da; davacı tarafından daha önce verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilip, davalının daha önce ödediği tazminatın hesap tarihine kadar işlemiş yasal faiziyle güncellenmiş bedeli, güncel verilere göre hesaplanan tazminattan düşülmek suretiyle sonuç tazminat belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre, Sigortacılık Kanun’unda 30/17 maddesi ile 19.01.2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete'de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13. maddesine "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi,ancak hesaplanan miktarın karar tarihinde AAÜT’de belirlenen maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 6-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin müterafik kusura ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüne; (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile ... kararının BOZULMASINA; (6) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin müterafik kusura ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 20.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/17255, K. 2022/12768, T. 20.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-17255-e-2022-12768-k-709bbbcff55c