Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2011/9000 E. 2011/11107 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/9000
- Karar No
- 2011/11107
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 02/05/2006 gününde verilen dilekçe ile haksız eyelm nedeniyle tazminat, fazla ödenen harç ve vergilerin iadesi ile tapu kaydının düzeltilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ile davalılardan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini, sebepsiz yere ödenen harç ve vergilerin iadesi ile tapu kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, kararı davacı ile davalılardan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı temyiz etmişlerdir. a-Davacı, tapu sicilinde 397 m² görünen 6168 Ada 7 parseldeki taşınmazı 13/10/2000 tarihinde satın aldığını, sonrasında Ankara Belediyesi İmar İdare Heyeti tarafından alınan 24/06/1958 tarihli karar ve onaylanan plan gereği taşınmazın 59 m²'sinin yola terk edildiğinin anlaşıldığını, satın aldığı taşınmazın eksik çıkması nedeniyle TMK 1007. maddesine dayalı taşınmaz bedeli tazminat ile 397 m² üzerinden fazladan alınan harç ve vergilerin iadesini ve taşınmazın tapudaki miktarının düzeltilmesini istemiştir. Davalı ..., idari yargının görevli olduğunu, işlem tarihinde taşınmaz Ankara Belediyesi uhdesinde bulunduğundan kendilerine husumet düşmeyeceğini ve zamanaşımı süresinin geçtiğini savunmuştur. Davalı Bakanlık, taşınmazın tüm eski imar odalarında olduğu gibi sadece plan ve pafta üzerinden teslim edildiğini, alırken eksikliği davacının dikkatini çekmiş olması gerektiğini, taşınmazın arsa olarak yola terkle değerlendiğini, zarar görme iddiasının doğru olmadığını ve miktarın fahiş olduğunu beyan etmiştir. Yerel mahkeme, bilirkişi incelemesi yaptırmış, rapor doğrultusunda, davacının taşınmazının 59 m²'sinin yola terki işlemi ile davalı idarenin sorumlu olmayacağı ve davacının zarar görmediği kabul edilerek tazminat istemi red, fazla yatırılan vergilere ilişkin istirdat istemi kısmen kabul ve tapuda kayıt düzeltme istemi kabul edilmiştir. Dosyadaki belgeler ve bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazın kısmen (59 m²) davacı taşınmazı satın almadan önce Ankara Belediyesi İmar İdare Heyetinin 24/06/1958 tarih 452 sayılı kararı ile onaylanan plan gereği yola terkedildiği, parsel alanının 397 m² yerine 338 m² olarak şüyulandırıldığı, o günkü mevzuat gereği Tapu Fen Amirliği tarafından fenni yönden evrakı yüzölçümleri hanesindeki miktarları düşürüp haritaya işlediği ve mal sahiplerince tapuya bilgi verilmeyip evrakın bu aşamada kaldığından taşınmazın gerçek yüzölçümünün tapuya işlenmediği anlaşılmaktadır. Davacı tapu siciline güvenerek taşınmazı 397 m² üzerinden satın aldığına ve Hazine, tapu sicilinin tutulması nedeniyle kusursuz sorumlu olduğuna göre TMK 1007.m gereğince davacının zararından sorumludur. Davacı tapudaki miktar üzerinden bedel ödeyerek taşınmazı satın almış ve taşınmazın fiilen daha az miktarda olduğu belirlenmiş olduğundan zarara uğramadığı söylenemez. Şu durumda davacının zararı belirlenerek hüküm altına alınmak gerekirken davanın reddi doğru değildir. Somut olay itibarıyla zarar miktarı belirlenirken, davacının satın aldığı ve yola terk edilen miktarlar gözetildiğinde taşınmazdaki eksikliğin fark edilebileceği hususunun gözetilerek uygun bir miktar hakkaniyet indirimi yapılmak ve davacının önceki maliklere de zararın tazmini için gidebileceği ve mükerrer ödemeye neden olabileceği gözetilerek hüküm kurulurken tahsilde tekerrüre neden olmayacak biçimde zarara hükmolunmak gerekir. Bu yönlerin göz ardı edilmesi ve tapu sicilinin tutulmasına yönelik davanın tümden reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalının tüm davacının diğer temyiz itirazlarının yukarda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/10/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.