Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2011/857 E. 2011/10827 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/857
- Karar No
- 2011/10827
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 28/10/2010 gün ve 2010/9409-2010/11103 sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalı ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 2. ve 4/b-1. maddeleri gereğince takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine ve aşağıda yazılı ret karar harcının karar düzeltme isteyene yükletilmesine 20/10/2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava; haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı, ... AŞ'ye ait yüksek gerilim hattına çarparak beden gücü kaybı oluşacak şekilde yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin ilk karar dairemizin 27/10/2004 gün ve 2004/1077-12360 sayılı kararı ile "1-Davalı ... AŞ. TCK'nun 465. maddesi gereğince malen sorumlu olduğundan uzamış (ceza) zamanaşımı söz konusudur. Olay 22/3/1998'de meydana gelmiş, dava ise 20/2/2001 tarihinde açılmış olduğundan beş yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeksizin davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2-Dava dilekçesindeki anlatımdan davalı ... Belediyesinin hizmet kusuruna dayanıldığı anlaşıldığına göre, 2577 sayılı Yasanın 2. maddesindeki düzenlemeye göre davanın idari yargı yerinde görülmesi gerekir. O halde dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddi gerekirken işin esasının incelenmiş olması da bozma nedenidir." gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, kusur konusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacının beden gücü kaybı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış, keza tazminat konusunda da bilirkişi raporu alındıktan sonra davacının 2/12/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemi arttırması da gözetilerek 239.363,37 TL. maddi tazminat, 30.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı ...'tan tahsiline karar verilmiştir. Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnası olup, HUMK'nun 83 ve devamı maddelerinde, 6100 sayılı HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenleme altına alınmıştır. Her iki kanunda da ıslahın tahkikatın bitimine kadar yapılması gerektiği öngörülmüş olup 4/2/1948 tarih 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile de bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilmiştir. Şu durumda eldeki davada bozma kararından sonra yapılan ıslah ile arttırılan maddi tazminat isteminin kabulü yasal düzenlemeye ve İçtihadı Birleştirme kararına aykırıdır. Bunun dışında haksız fiillerde zamanaşımı müessesesi BK'nun 60. maddesinde düzenlenmiş olup, "zarara ve faile ittıladan itibaren 1 yıllık, herhalde fiilin vukuundan itibaren 10 yıllık, haksız eylemin suç teşkil etmesi durumunda da ceza zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Somut olayda ceza zamanaşımı süresi 5 yıldır. Bu durum dairemizin ilk bozma kararında da belirtilmiştir. Davacı maluliyet (beden gücü kaybı) zararını öğrendiği tarih itibariyle 1, 5 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerini geçirmemek kaydıyla saklı tuttuğu maddi tazminat istemini ancak bir ek dava ile isteyebilirdi. Davaya konu zararlandırıcı eylem 22/3/1998 tarihinde meydana gelmiş olduğuna göre yukarıda belirtilen 10 yıllık uzamış zamanaşımı süresi 23/3/2008 tarihi itibariyle geçmiş bulunmaktadır. Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre davacının %96 oranında beden gücü kaybına uğradığı anlaşıldığına göre bu durumun rapor tarihinden önce davacı tarafından bilinemeyeceği gibi bir durumdan da söz edilemez. Açıklanan nedenlerle ıslah dilekçesi ile istenen maddi tazminat tutarı yönünden davalı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilmeli ve mahkeme kararının bu bölüm istek yönünden bozulması gerektiği düşüncesiyle dairemiz çoğunluğunun karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararına katılmıyorum. 20/10/2011