Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/8769 E. 2011/10005 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/8769
Karar No
2011/10005
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/06/2005 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 15/02/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 04/10/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil ... ile karşı taraftan davacı hazine vekili Avukat Buket ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince: Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş, kararı taraflar temyiz etmişlerdir. Davacı, davalının askerlik görevi sırasında uyguladığı tıbbi müdahaleden ... zarar nedeniyle ödediği tazminatın rücuen, ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizleriyle tahsilini istemiştir. Davalı, talebi olmadan revirde görevlendirildiğini, tıp kurallarına uygun müdahalede bulunduğunu, davacı idareye karşı açılan davanın kendisine ihbar olunmadığını ve bu nedenle gerekli savunmayı yapamadığını, rücuun yasal dayanağı bulunmadığını, yargılama sürecinin uzunluğu nedeniyle zararın arttığını ve kişisel kusurunun belirlenmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkeme, idare aleyhine açılan tazminat davası ile davalı hakkındaki ceza davasındaki delilleri değerlendirmek suretiyle davayı kabul etmiş ve fakat ödeme tarihinden itibaren faizlere hükmederken 25.07.2005 olan ödeme tarihini her nasılsa 25.07.2007 olarak yazmak suretiyle hata yapmıştır. Davacının istemi, gözetilerek ödeme tarihinden itibaren yasal faize hükmolunmak ve ödeme tarihlerinden olan 25.07.2005’den itibaren 5.397.11 TL’ye faiz yürütülmek gerekirken bu tarihin göz ardı edilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir. 3-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince: a)Davacı idare, müteselsil sorumlu sıfatı ile üçüncü kişiye ödediği miktarın rücuan tahsilini istediğine ve davalı önceki davada taraf olmadığına göre, davalının iade borcunun kapsamı, davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmolunan avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından ibarettir. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez çünkü sözü edilen giderlerle davalının eylemi arasında uygun sebep sonuç bağı yoktur. Şu durumda mahkemece yapılacak iş, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda davalının sorumlu olacağı miktarı belirlemekten ibaret olup bu ilkelere aykırı olarak istemin tümden kabulü doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. b)Davalının er tabip olarak askerlik hizmetini yaparken verdiği zararın rücuan tahsili istenmektedir. Rücunun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. BK’nun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamını takdir durumundadır. Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet de onunla birlikte değerlendirilmesi gereken önemli öğelerdendir. Davalı, Anayasa’nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik görevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve bu hizmetin anayasal bir görev niteliğinde olması nedeniyle, tazminatın tamamından sorumlu tutulması, hakkaniyet öğesinin kapsam belirlemede dikkate alınmamış olunması sonucunu doğurur. Şu durumda anılan öğe değerlendirmeye katılarak belirlenen tazminattan belirli bir indirim yapılması gereklidir. Yerel mahkemece açıklanan yönün gözetilmemesi doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına (3/a-b) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacı hazine yararına takdir olunan 825.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/10/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/8769, K. 2011/10005, T. 04.10.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2010-8769-e-2011-10005-k-9cb096bd1da7