Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/2950 E. 2011/10902 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/2950
Karar No
2011/10902
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... aleyhine 10/08/2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız şikayet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK'nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Van Yüzüncüyıl Üniversitesi'ne bağlı Ahlat Meslek Yüksek Okulu’nda müdür olarak görevli bulunan davacı, hakkındaki şikayetler sonrası başlatılan soruşturmanın selameti için Van Yüzüncüyıl Üniversitesi merkez kampüsünde görevlendirilmiştir. Davacı, kendisi ile aynı yüksek okulda görevli olan davalının haksız şikayeti nedeni ile görevinden alınması ve görev yerinin değiştirilmesi nedeni ile zarara uğradığı iddiası ile tazminat talep etmiştir. Ahlat Meslek Yüksek Okulunda davacı ile birlikte çalışan dava dışı ... ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve diğer görevliler davacı hakkında şikayetçi olmuşlardır. Şikayetler sonrası davacı hakkında “evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanma, sarkıntılık, hakaret, etkili eylem, memuriyet görevini suistimal, nüfus suistimali” suçlarından luzumu muhakeme kararı verilmiş, Danıştay 1. Dairesi davacının itirazı üzerine 2005/432-739 sayılı kararı ile görevi kötüye kullanma ve memuriyet görevini suistimal suçları hakkında verilen lüzumu muhakeme kararının yerinde olduğuna karar vermiştir. Davalı ve ismi geçen diğer şikayetçilerin şikayetleri üzerine tayin edilen muhakkik, tarafların mesai arkadaşlarını ve aynı okulda okutman olarak çalışan davacının eşini tanık olarak dinlemiş, bilgilerine müracaat edilen bazı tanıklar şikayet dilekçesinin içeriğini teyit etmişlerdir. Hatta tanık olarak dinlenen davacının eşi de ilk ifadesinde şikayet dilekçesinin kapsamını doğrulamıştır. Yukarıda açıklanan dosya kapsamına göre; şikayet dilekçesi ile dile getirilen hususlar hakkında emareler olduğu ve davalının bu emarelere istinaden şikayet hakkını kullandığı kabul edilmelidir. Şikayet hakkının Anayasa ile temin edilen bir hak olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, temyiz edilen kararın bu yönden bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/10/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/2950, K. 2011/10902, T. 20.10.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2010-2950-e-2011-10902-k-344cfa1f864c