Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/13596 E. 2010/12895 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/13596
- Karar No
- 2010/12895
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 15/01/2010 gününde verilen dilekçe ile MK'nun 1007. maddesi uyarınca maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; idari yargı yerinin görevli olduğuna dair verilen 19/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Devletin sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince, ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, tapuda satın aldığı taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptaline karar verildiğini, iyi niyetle satın aldığı taşınmazın elinden çıkması sonucu oluşan zarardan Hazine'nin sorumlu olduğunu iddia ederek uğradığı zararın davalıdan alınmasını istemiştir. Yerel mahkemece, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince Hazine'nin sorumlu tutulabilmesi için zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmış olması gerektiği, orman vasıflı yer için oluşturulan ve satın alma yolu ile davacı adına geçen tapunun ilk oluşumundaki hatalı kadastro tespitine karşı davalı hazinenin itirazda bulunmamasının idari işlem niteliğinde olduğu gerekçesiyle idari yargı yerinin görevli olduğuna karar verilmiştir. Dava konusu taşınmaz kadastro çalışması sırasında dava dışı 3. kişi adına yapılan tespitin kesinleşmesi sonrasında davacı tarafından satın alınmıştır. ... tarafından, davacı aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davası sonucu mahkemece, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş olan orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydı iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Davacı tapulu taşınmazın mahkeme kararı ile elinden çıktığını belirterek uğradığı zararın ödetilmesi amacıyla eldeki davayı açmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Yasası'nın “Sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi gereğince “Tapu Sicilinin tutulmasından ... bütün zararlardan devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.” Dava konusu olayda, Hazine adına itiraz etmekle yükümlü olan görevliler üzerlerine düşen görevlerini yapmamışlardır. Tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini izleyen işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda oluşan hatalardan Devlet, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince kusursuz olarak sorumludur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların, yanlış tescil sonucu sicile ... ilkesi yönünden değişmesi ya da yitirilmesi, bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen Devlet, sicillerdeki aykırı kayıtlardan ... zararları ödemeyi de üstlenmektedir. Dayanaksız ya da hukuksal duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamda düşünülmüştür. Devletin kadastro işlemlerinden sorumluluğunun kapsamı Medeni Yasa'nın 1007. maddesi kapsamında düşünüldüğünde, eldeki davaya adli yargıda bakılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18/11/2009 gün ve 2009/4-383-2009/517 sayılı kararı da bu biçimde açılan davaların adli yargı yerinde görülmesi ve devletin zarar ile sorumlu olması gerektiği yolundadır. O halde tarafların iddia ve savunmaları bu kapsamda değerlendirilmeli, gösterilen deliller toplanarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, uyuşmazlığın esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.