Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2009/12166 E. 2010/7473 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/12166
- Karar No
- 2010/7473
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı TEDAŞ aleyhine 18/01/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/10/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi isteğine ilişkindir. Davacı, elektrik hırsızlığı yaptığı iddiası ile asılsız yere şikâyet edilmesi üzerine hakkında açılan ceza davasında yargılanıp beraet ettiğini ileri sürerek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, yasal şikayet hakkını kullandığını belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, davalının şikayet dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların haksız olduğu gerekçesiyle, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; evinde kullandığı elektrik sayacının mühürlerinin bulunmadığı saptanarak, sayaçtan geçirmeden elektrik tükettiği iddiası ile şikayet edilen davacının, hakkında açılan ceza davasındaki savunmasında; kullandığı elektrik sayacının mühürlerinin olmadığını, daha tasarruflu olan sayacı alarak mesleğinin elektrikçilik olması nedeniyle, davalıya haber vermeden, taktığını söylediği anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesinde, kaçak elektrik kullandığının anlaşılamadığı gerekçesiyle, davacı hakkında beraet kararı verilmiştir. Ceza mahkemesinin beraet kararı vermiş olması ve gerekçesi, davalının şikayetinin haksız olduğu anlamına gelmez. Davacının ceza mahkemesindeki anlatımından da şikayeti gerektirecek nitelikte olgu ve belirtilerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu olgu ve belirtilerin cezalandırma için yeterli sayılmaması, davalının şikayetinin haksız olduğu sonucunu doğurmaz. Şikayet dilekçesinde olayın oluş biçimine uygun olmayan veya davacının kişiliğine yönelen aşağılayıcı bir anlatıma da yer verilmemiştir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, şikayet hakkının yasal sınırlar içinde kalınarak kullanıldığı sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir SONUÇ: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.