Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/873 E. 2024/2286 K. – İmar Kirliliğine
Konu: İmar Kirliliğine Neden Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/873
- Karar No
- 2024/2286
- Karar Tarihi
- Konu
- İmar Kirliliğine Neden Olma
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/1559 Değişik iş SUÇ : İmar kirliliğine neden olma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İmar kirliliğine neden olmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Erdek Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.04.2023 tarihli ve 2023/392 soruşturma, 2023/444 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bandırma Sulh Ceza Hakimliğinin 18.05.2023 tarihli ve 2023/1559 Değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2023 gün ve 2023/125315 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160 ncı maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2 nci maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172 nci maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3 üncü maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut olayda, şüphelinin malik olarak bulunduğu taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak subasman seviyesinde beton temel dökmek suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddiası üzerine yapılan soruşturma sonunda, Erdek Cumhuriyet Başsavcılığınca bahse konu taşınmazın üzerinde bulunan yapının bina vasfında bulunmadığı, yapı vasfında olması nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2018 tarihli ve 2015/4-176 Esas, 2018/503 Karar sayılı ilâmında açıklandığı üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184/1 inci maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için yapı ruhsatiyesi almadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapılması ya da yaptırılması gerektiği, binanın ruhsata tâbi olmasının yeterli olup belirli bir genişlikte veya yükseklikte olmasına gerek bulunmadığı, maddede belirtilen "bina" kavramından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup, bu kavramın 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5 inci maddesine göre belirleneceği, anılan Kanun'un 5 inci maddesinin ise, "...Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır. ..." şeklinde olduğu hususları ile, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 10.09.2020 tarihli ve 2019/4920 Esas, 2020/9141 Karar sayılı ilâmında yer alan, "...Yapı tatil tutanağında, yapının zemin kat 6.40 x 5.10 m² ebatlarında temeli açılıp hasır demirlerle kalıp içerisine alınmış olup betonu dökülmemiş olduğu, keşif sırasında ise 32 m² lik alanda temel kalıp-demir çalışması yapılmış, montaj işleri tamamlanmış, fakat beton dökümünün yapılmamış olduğunun tespiti karşısında, bina yapma iradesini ortaya koyan temel atma eyleminin yüklenen suçu oluşturacağı..." şeklindeki ve Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 13.10.2020 tarihli ve 2020/20116 Esas, 2020/11480 Karar sayılı ilâmında yer alan, "...Yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporunda sanık tarafından yapılan imalatın bina kavramına girmediğinin belirtilmesi ve çekilen fotoğraflardan yapının halen temel aşamasında olduğu ve inşaatta ilerleme kaydedilmediğinin anlaşılması karşısında, bina yapma iradesini ortaya koyan temel atma eyleminin yüklenen suçu oluşturacağı..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, ... Yapı Kontrol Müdürlüğünün 10.11.2022 tarihli yapı tatil zaptı ve 22.03.2023 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere, adı geçen şüpheli tarafından, malik bulunduğu Balıkesir ili, Erdek ilçesi, Tatlısu mahallesi, Kavaklıdeğirmen mevkii, 2230 ve 2231 parsellerde kain taşınmaz üzerinde temel hafriyat üzerine subasman perde duvarlarının dönülerek temel beton döküldüğü, subasmanın içinin dolgu malzemesi ile doldurularak blokaj betonu atıldığı, yapı tatil zaptı ile keşif anında çekilen bilirkişi raporuna ekli fotoğraflardan da açıkça görüldüğü üzere, şüphelinin bina yapma iradesini ortaya koyar şekilde ruhsatsız ve kaçak olarak inşaî faaliyete başladığı ve tamamladığı betonarme subasman üzerine perde duvar döndüğünün anlaşılması karşısında, söz konusu imâlatların bina vasfında olup atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu ve şüphelinin eylemine ilişkin dellilerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince incelenmesi gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'', 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.", 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, 5271 sayıl Kanun'un “soruşturma” başlıklı ikinc kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” denilmek suretiyle, etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/4-691 Esas, 2014/91 Karar sayılı kararında, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesiyle korunan hukuki değerin, çevrenin korunması olduğu ve bu suçun işlenme sıklığı ve yoğunluğu ile sosyal ve toplumsal bir sorun olması gerçeğine değinilmiştir. İncelenen dosyada; suça konu eylemin bina vasfında olmaması ve yapı vasfında olması nedeniyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında alınan fotoğraflı bilirkişi raporunda, sanığın temel harfiyat üzerine subasman perde duvarı dönülerek beton döküldüğü ve subasmanın içinin dolgu malzemesiyle doldurularak blokaj betonu atıldığı, dolayısıyla; yapı tatil zaptı, bilirkişi raporu ve fotoğraflardan şüphelinin bina yapma iradesini ortaya koyar şekilde inşai faaliyette bulunduğunun belirtilmesi karşısında mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte olduğu ve şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bandırma Sulh Ceza Hakimliği'nin 18.05.2023 tarihli ve 2023/1559 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendine göre, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2024 tarihinde karar verildi.