Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/7816 E. 2024/15151 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2024/7816
Karar No
2024/15151
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR: Hakaret, tehdit HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma,onama Yapılan ön inceleme neticesinde, tehdit suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir. Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından, mahkumiyet kararları verilmiştir. 2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi uyarınca alınacak raporun adli tıp kurumundan alınması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Tüm dosya kapsamı, şikayetçi olmamalarına rağmen İlk Derece Mahkemesinde iddialarını tekrarlayan mağdurların birbirleriyle uyumlu beyanları, tanık F.Ç.'nin iddiayı doğrulaması ve 04.03.2016 tarihli olay tutanağı karşısında, sanığın kamu görevlisi olan mağdurlara hakarette bulunduğundan bahisle hakkında mahkumiyet kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanığın aşamalarda akıl rahatsızlığı yaşadığına ilişkin bir iddia da bulunmaması karşısında, ileri sürülen temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. Ancak; Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 esas, 2013/297 karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın adı geçen Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunu farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın denetimli serbestlik müdürlüğüne girerken üzerinde çıkan çakı bıçağı nedeniyle ihbar edilen polis ekipleri güvenlik odasında beklendiği sırada odada bulunan ve denetimli serbestlik merkezi memuru olan mağdur ...'a hakarette bulunduktan sonra odaya giren mağdur ...'ye de hakaret etmesi biçiminde iddianamede anlatılan ve mahkemece kabul edilen eylemi nedeniyle, hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi de uygulanarak bir kez cezalandırılması gerekirken, her bir mağdura yönelik eylemden ayrı ayrı cezalandırılması hukuka aykırı görülmüştür. Tebliğname'de yer alan görüşe bu sebeplerle iştirak edilmemiştir. IV. KARAR A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen mahkumiyet kararı nazara alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının ikinci fıkrasının (d) bendinin ilgili bölümünde yer verilen "… ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanunun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteğinin 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/7816, K. 2024/15151, T. 25.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2024-7816-e-2024-15151-k-06aa34b30fe7