Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/13818 E. 2025/83 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/13818
- Karar No
- 2025/83
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 11.05.2022 SAYISI : 2019/442 E., 2020/227 K. SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme KARAR : Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; Yerel mahkemece sanığın yokluğunda verilen hükümlere ilişkin, adres kayıt sistemindeki adresiyle aynı olan duruşmada bildirdiği ve bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın, tebligatta gösterilen adresten sorulduğunda muhatabın nerede olduğunun bilinmediği, tebliğ imkansızlığı nedeniyle Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca tebligatın mahalle muhtarlığına teslim edildiği, 2 nolu haber kağıdının düzenlenerek adresin kapısına yapıştırıldığı, durumdan haberdar edilen en yakın komşusunun isim ve imzadan imtina ettiği şerhi konularak tebliğ edildiği olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.01.2018 tarihli ve 2014/4-751 Esas, 2018/25 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; sanığın bilinen en son adresi ile MERNİS adresinin aynı olduğu, bu bağlamda sanığın tebliğ tarihinde söz konusu adreste oturduğu, ancak sanık veya onun adına tebligat yapılabilecek kimselerin tebliğ saatinde adreste geçici olarak bulunmadıkları anlaşıldığından, kendisine haber verilen, ancak isim ve imzadan imtina eden komşunun, sanığın adreste geçici olarak bulunmadığına ilişkin beyanının Tebligat Kanunu'nun 21 ve tebliğ tarihinde yürürlükte olan Tebligat Tüzüğü'nün 28. ve 30. maddelerinde düzenlenen "tebliğ imkânsızlığı" hükümlerine uygun olarak tebliğ mazbatasında belirtilmesinin yeterli olması, en yakın komşuya haber verilmesinin ancak mümkün ise mevzubahis olması, kendisine haber verilen komşu, yönetici veya kapıcının isim verme ve imza atma zorunluluğu ile tebliğ memurunun bu hâlde başka bir komşuya, varsa yöneticiye veya kapıcıya haber verme görevinin bulunmaması ve sanığın temyiz dilekçesinde ya da sonraki aşamalarda tebligatın usulsüz olduğuna dair bir itirazının da bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığa yapılan tebligat işleminin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na ve tebliğ tarihinde yürürlükte olan Tebligat Tüzüğü'ne uygun olarak gerçekleştirdiği, buna bağlı olarak temyiz isteminin süresinde yapılmadığı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer alan adil yargılanma, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetinin ve 40. maddesinde tanzim edilen temel hak ve hürriyetlerin korunması haklarının ihlâl edilmediği kabul edilmekle, 12.11.2020 tarihin usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 14.12.2020 tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu, aynı Kanun'un 305/1. maddesi gereği asıl kararın resen temyize de tabi olmadığı, 315/1. maddesinde yer verilen; "Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder." şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, Yerel Mahkemenin temyiz isteğinin reddine dair ek kararında, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden ek kararın, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.01.2025 tarihinde karar verildi.