Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/14247 E. 2013/22951 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2013/14247
Karar No
2013/22951
Karar Tarihi

Müessir fiil ve geceleyin mesken masuniyetini ihlâl suçlarından sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/4, 61, 457/1, 193/2, 61 ve 75/2. maddeleri uyarınca 2 ay hapis ve 63.273.600 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/05/2002 tarih ve 2001/1243 esas, 2002/303 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe olan hükümlerinin uygulanması talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 26/06/2006 tarih ve 2006/190 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığınca Kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/03/2013 gün ve 91016 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi: İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA I-Olay: Sanık ... hakkında müessir fiil ve geceleyin mesken masuniyetini ihlâl suçlarından yapılan yargılama sonucunda, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/05/2002 tarihli kararı ile bıçakla müessir fiile teşebbüs suçundan 63.273.600 TL ağır para cezası, geceleyin mesken masuniyetini ihlâle teşebbüs suçundan ise, 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın infazı sırasında 5237 sayılı TCK’nın lehe olan hükümlerinin uygulanmasına yönelik talep üzerine, mahkemesince duruşma açılmayarak 26.06.2006 tarihli ek kararla talebin reddine karar verildiği, temyiz edilmeyerek kesinleşen bu karar aleyhine Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Kesinleşen hükümler ile ilgili 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle talep edilen uyarlama yargılaması üzerine, mahkemece duruşma açılmaksızın verilen kararın hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5252 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 1. fıkrasında; “(1) 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. üçüncü fıkrasında ise: “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” denilerek lehe yasanın saptanması yöntemi düzenlenmiştir. 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşen hükümler ile ilgili anılan tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunun lehe hükümlerinin değerlendirilmesi ve olaya uygulanması niteliğindeki başvuru üzerine yapılacak uyarlama yargılamasında, anılan Kanunun hükümlü lehine hükümler taşıyıp taşımadığı ve bunların uygulama olanakları duruşma açılıp, 5252 sayılı Kanunun 9/3. madde ve fıkrasındaki "lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmü uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra bir hüküm kurulması ve bu hususta denetime olanak sağlanması gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 27.12.2005 tarih ve 2005/3-162-173 sayılı kararında; “lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur.” şeklindeki gerekçe ile belirtilen hallerde duruşma açılmasının gerekli olduğuna karar vermiştir. İnceleme konusu somut olayda; Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/05/2002 tarihli kararı ile sanık hakkında bıçakla müessir fiile teşebbüs suçundan 63.273.600 TL ağır para cezası ve geceleyin mesken masuniyetini ihlâle teşebbüs suçundan ise 2 ay hapis cezası verilip sanığın geçmişi ve kişiliği değerlendirilerek 647 sayılı Kanunun 4. ve 6. maddeleri uygulanmamıştır. Bu kararla ilgili hükümlünün uyarlama talebi üzerine mahkemece duruşma açılarak 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekirken, evrak üzerinde ve lehe aleyhe tartışması yapılmaksızın karar verilmesi hukuka aykırıdır. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden 1- (ANKARA 13. ASLİYE CEZA) Mahkemesinin 26/06/2006 tarih ve 2006/190 değişik iş sayılı kararının KANUN YARARINA BOZULMASINA, 2- 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca bozma doğrultusunda karar verilmek üzere müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine,19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/14247, K. 2013/22951, T. 19.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2013-14247-e-2013-22951-k-533510faa96d