Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/17173 E. 2013/33221 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/17173
- Karar No
- 2013/33221
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile gerçek suç tarihinin dilekçenin mahkemeye ulaştığı ve tutanağa bağlandığı 07.10.2008 olduğu belirlenerek dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Şikayetçi ... yönünden, Yenişehir ...'nin 2003/583 E.-2007/303 K sayılı ilamı ile hapis cezasına mahkum edilen sanığın, bulunduğu cezaevinden, mahkeme adresine mağdur hakim ismine suça konu 5 sayfadan oluşan dilekçeyi göndermesi, sanığın dilekçeyi mahkeme hakiminin okuyacağını öngörmesi ve bilmesi karşısında, sanığın dilekçeyi mahkeme hakimini muhatap alarak yazdığı ve kastının mahkeme hakimine yönelik olduğu gözetilmeden, dilekçede adı geçen cumhuriyet savcısına da hakaret ettiği kabul edilerek ve cumhuriyet savcısı açısından ihtilat unsurunun ne şekilde oluştuğu da açıklanmadan yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması, 2-Şikayetçi...yönünden ise, hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı üzerindeki hakları olup, bu suçun oluşabilmesi için fiilin, gerçek bir kişinin belirtilen kişilik haklarını rencide edecek şekilde işlenmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Hakaret suçu, Anayasanın 24 ila 30. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9 ve 10. maddelerinde düzenlenen ifade hürriyetinin sınırlarını oluşturmaktadır. Suçu oluşturan eylem bakımından failin ifade hürriyeti, mağdur yönünden ise onur, şeref ve saygınlığı ile din, vicdan ve kanaat hürriyetine ilişkin temel kişilik hakları çatışmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü, sözü edilen karşılıklı hakların dengelenmesini gerektirmektedir. Ancak, ileri sürülen bir düşünceyle bağlantısı bulunmayan, esasında düşünce açıklaması vasfında da görülemeyen sövme niteliğindeki fiillerin ifade özgürlüğünden yararlanamayacağı açıktır. İncelenen dosyada sanığın, mahkumiyetine karar verilen mahkeme ilamının yöntemince tebliğ edilmediğine dair talebini içerir dilekçede yer verdiği ve mahkemece hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilen sözlerin, şikayetçilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, kanuni olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi, 3-Kabule göre de, a-Sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunmasına rağmen, TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması b-TCK'nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 23/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.