Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/10816 E. 2013/26035 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2012/10816
Karar No
2013/26035
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan değer, kişilerin ..., şeref ve saygınlığı üzerindeki hakları olup, bu suçun oluşabilmesi için fiilin, ... bir kişinin belirtilen kişilik haklarını rencide edecek şekilde işlenmesi gerekmektedir. Hakaret suçu, Anayasanın 24 ila 30. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9 ve 10. maddelerinde düzenlenen ifade hürriyetinin sınırlarını oluşturmaktadır. Suçu oluşturan eylem bakımından failin ifade hürriyeti, mağdur yönünden ise ..., şeref ve saygınlığı ile din, vicdan ve kanaat hürriyetine ilişkin ... kişilik hakları çatışmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü, sözü edilen karşılıklı hakların dengelenmesini gerektirmektedir. Ancak, ileri sürülen bir düşünceyle bağlantısı bulunmayan, esasında düşünce açıklaması vasfında da görülemeyen sövme niteliğindeki fiillerin ifade özgürlüğünden yararlanamayacağı açıktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), içtihatlarında Sözleşme bağlamında ulusalüstü insan hakları hukukunu yorumlarken, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmalarının zorunlu olduğunu (AİHM Busuioç-Moldova kararı, 2004, prg. 64), bununla birlikte görevlerini yerine getirirken icra ettikleri eylem ve sözlerine yönelik eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiğini (bkz; AİHM Steur-Hollanda kararı, 2003, prg. 39) ''belirtmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ayrıca, fiil isnadına dayanmayan ve ispat gerektirmeyen değer yargılarından ibaret sözlerin sarsıcı olsa bile eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceğini kabul etmektedir (bkz; AİHM Hriko- Slovakya kararı, 2004, prg. 40, 45; Jeruselam-Avusturya kararı, 2001, prg. 44; Sokolowski-Polonya kararı, 2005, prg. 47; Paturel-Fransa kararı, 2005, prg. 37; Harris/Boyle/Bates/Buckley, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukuku, Ankara 2013, sy.518-520). İncelenen dosyada sanığın, adli kontrol kararını açıklayan hakim müştekiye el kol hareketleri yaparak "sen imzaları biriktir, ben sonra biriken imzaları atarım" şeklindeki sözlerinde atılı suç öğelerinin oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet hükmü kurulması, 2-Sanığın şizofreni hastası olup ilaç kullandığına ilişkin savunması karşısında; TCK'nın 32. maddesi kapsamında, sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı tıbben belirlenerek sonucuna göre hukuksal durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve sanık ...’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 22/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/10816, K. 2013/26035, T. 22.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2012-10816-e-2013-26035-k-d36647cd7fc7