Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/22479 E. 2012/14536 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2010/22479
Karar No
2012/14536
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret HÜKÜM : Hükümlülük Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. 1-) Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hüküm yönünden; Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların yasal bağlamda uygulandığı, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanılmamıştır, Ancak; 5237 sayılı TCY'nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1-a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi, Yasaya aykırı ve sanık ... müdafii ile Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hüküm fıkrasının TCK'nın 53. maddenin uygulanmasına dair paragrafının çıkartılmasına, yerine "5237 sayılı TCK'nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1-a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağı" ifadesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2-) Hakaret suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince; Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak ; a) Sanığın yakalandığı andan hastaneye götürülene kadar, kesintisiz olarak kolluk görevlilerine hakaret ettiği ve eylemini suç kastını yenilemeden gerçekleştirdiği gözetilmeksizin hakkında birden fazla kamu görevlisine karşı, kısa aralıklarla hakarette bulunması sebebiyle, hakkında TCK'nın 125/3-a, 125/4, 43/1-2 maddelerinin uygulanması gerekirken üç ayrı hakaret suçundan fazla ceza tayini, b) 5237 sayılı TCY'nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1-a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi, Yasaya aykırı ve sanık ... müdafii ile Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2012 tarihinde sövme suçu yönünden oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY : Sanığın, işlediği suç nedeniyle emniyet görevlilerince jandarma Karakol Komutanlığı yetkililerine teslimi üzerine, Karakola götürülürken dışarıda mağdurlar jandarma görevlileri ..., ... ve ...’a tek sözle, “ananızı avradınızı sinkaf ederim”; Devlet hastanesindeki işlemler sırasında kolluk görevlisi ...’a da, “ananı avradını sinkaf ederim”; yine karakol içerisinde, Jandarma Komutanı ...’a, “senin de ananı avradını sinkaf ederim” dediği; davanın bu şekilde açıldığı ve mahkemece olayın böyle kabul edildiği sabittir. Görüldüğü gibi, sanık hakkında, mağdur ...’a sövmeden 43 ncü madde uygulanmaksızın tek sövmeden; dört mağdura karşı tek fiille sövmeden TCY’nın 43/2 nci maddesinden ve ayrıca bu dört mağdur arasında yer alan mağdur ...’a yönelik de tek sövme söz konusudur. Mağdur ...’a önce dört kişiye karşı tek fiille sövme ile ayrıca sövülmesi, aynı gün ve kısa aralıkla ve sanığın götürülmesi olayıyla ilgili olması nedeniyle bu mağdura yönelik eylemler (tek ve toplu), TCY’nın 43/1 nci maddesinin ayrıca uygulanmasını gerektirmemektedir. Yani, mağdur ...’a yönelik ve peş peşe (tek ve toplu) sövmeler, aynı mağdura yönelik zincirleme suç olarak kabul edilemez. Dolayısıyla, mağdur ...’a yönelik eylemler bu mağdur bakımından tek suç olur. Çünkü, bu mağdur yönünden kısa bir zaman dilimi içerisinde söylenen sözler, değişik zamanda gerçekleşmiş olmadığından, bir suçtur. Bu mağdura tek fiilden bir sövme uygulanması gerekir. Dolayısıyla, mağdur ...’a tek başına sövme ve bu mağdurun da aralarında bulunduğu dört kişiye tek fiile sövülmesi eyleminde sadece TCY’nın 43/2 nci maddesinin uygulanması, ayrıca TCY’nın 43/1 nci maddesinin uygulanmaması gerekir. Yani, sanığın eylemleri üç küme şeklinde değerlendirilerek, dört mağdura yönelik eylemi tek suç sayılarak, sanık hakkında TCY’nın 125/3-a, 125/4 ve 43/2; mağdur ...’a yönelik eylemi tek suç olarak TCY’nın 125/3-a olarak ve mağdur ...’a bir eylemden dolayı bir sövme hükmünün uygulanması gerekir. Bu durumda sanığın, aralarında mağdur ...’ın da bulunduğu (... olmasa dahi diğer mağdurlar bakımından 43/2 nci madde uygulanabildiğinden) dört mağdura yönelik tek fiille sövmeden 43/2 nci maddesinin; mağdur ...’a yönelik tek eylemden sövme suçunun bir kez uygulanması ve mağdur ...’a yönelik eylemin de bir sövme kabul edilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, sövme suçu yönünden, çoğunluğun, tüm mağdurlar dikkate alınarak TCY’nın 125/3-a, 125/4, 43/1-2 nci maddelerinin uygulanması gerektiği yönündeki bozma görüşüne, yukarıda açıkladığım nedenlerle, yerel mahkeme kararının onanması gerektiğinden, iştirak edilmemiştir. 13.6.2012

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/22479, K. 2012/14536, T. 13.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2010-22479-e-2012-14536-k-d66a93058af1