Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/12125 E. 2010/9873 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2010/12125
Karar No
2010/9873
Karar Tarihi

Tahkikatı yanlış yola sevk etmek suçundan sanık ...'un, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 296/1. maddesi uyarınca 3 sene hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 11.10.2005 tarihli ve 2005/51 esas, 2005/241 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 11.04.2010 gün ve 22512 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2010 gün ve 90487 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: Tebliğnamede “Kayden 03.10.1987 doğumlu olan sanığın suçun işlendiği 06.01.2005 tarihinde 18 yaşını ikmal etmediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında belirlenen cezadan, 765 sayılı Kanunun 55/3. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, indirim yapılmaksızın fazla cezaya hükmedilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir. Gereği görüşüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 1.fıkrasında "Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir." hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü yasa yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu yasa yoluna başvurulamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.9.2007 tarih ve 2007/162-177 sayılıkararında "Karar ve hükümlerde yer alan yasa yolu açıklamalarının, bu yolabaşvuru hakkı olan kişilere tam bir açıklıkla ifade edilmesi ve yanılgılara sebebiyet verilmemesi yasal zorunluluktur. Anayasanın 4709 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 03.10.2001 tarihide değiştirilen 40. maddesinin 2. fıkrasındaki "şikayet işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 232. maddesinin 6. fıkrasındaki; "hüküm fıkrasında ... kanun yollarına başvurma ve tazminat istemi olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. 5271 sayılı C.Y.Y.'nın "eski hale getirme" başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasındaki; "kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de kişi kusursuz sayılır." hükmü birlikte değerlendirildiğinde, Yasa koyucunun, hak sahibi olanlar yönünden yasa yolunun mercii, biçimi ve süresi bakımından hükmün yeterli olması ve keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması keyfiyetini önemsediği ortaya çıkmaktadır... Yapılacak işlem; yasa yolu açıklamasını, her türlü kuşkuyu kaldıracak ifadeyle sanığa duyuran yasa yolu mercii, süresi ve yöntemini tam bir netlikle ifade eden yeni bir bildirimin, yöntemine uygun meşruhatlı tebligatla gerçekleştirilmesinin sağlanması, gerekmektedir." denilerek yasa yoluna başvuru hakkının kullanılabilmesini sağlayacak tebligatın içeriği ve yöntemi açıklığa kavuşturulmuştur. İncelenen somut olayda, mahkemece verilen mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında yasa yolu başvurusunun türü, süresi, mercii ve başvuru süresinin ne zaman başlayacağı gösterilmiş ise de başvurunun şekli açıklanmamıştır. Hükmü temyiz hakkı olup son oturumda hazır bulunan sanık ... müdafii açısından başvuru şeklinin tereddüde yol açmayacak biçimde gösterilmemesi nedeniyle adı geçen sanığın müdafiinin yüzüne karşı yapılan yanıltıcı nitelikteki bildirimin hukuken geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Yasal düzenlemeler ve Y.C.G.K.'nun içtihadı birlikte değerlendirildiğinde, sanık ... müdafiine, mahkumiyet kararına karşı başvurulabileceği yasa yolunun şeklini, türünü, süresini ve sürenin ne zaman başlayacağının açıkca belirtilen yeni bir tebliğat çıkartılarak, katılan ve sanığın, yasa yoluna başvuru hakkını kullanmasına olanak sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılacağı kuşkusuzdur. Yapılan açıklamalar göre, sanık ... hakkında suçluyu kayırma amacıyla soruşturmayı yanlış yola yönlendirme suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği ileri sürülemeyeceğinden yasa yararına bozmaya konu olabilecek nitelikte bir hüküm de bulunmamaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yukarıda belirtilen nedenlere yerinde görülmediğinden, yasa yararına bozma isteğinin REDDİNE, 12.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/12125, K. 2010/9873, T. 12.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2010-12125-e-2010-9873-k-e3d953243d74