Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4067 E. 2025/2245 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4067
- Karar No
- 2025/2245
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1399 E., 2024/1855 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/143 E., 2024/77 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, katılma yoluyla davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, davalı ...'den ... model ... plakalı ... markalı ... tipi otobüsü 278.000,00 TL'ye satın aldığını, işbu satışa ilişkin 09.06.2011 tarihli rehin sözleşmesi yapıldığını ve araç üzerine rehin şerhinin işlendiğini, müvekkilinin davalı şirkete senet verdiğini, müvekkili ödeme yapamayınca icra takibi başlatan davalı şirketin talebi üzerine aracın muhafaza altına alındığını ve dava dışı yediemin ...'ne müvekkilinin onayı ile teslim edildiğini, davalı şirket tarafından aracın davalı ...'a teslimi konusunda talepte bulunulduğunu ve ilgili icra dairesinin de işbu talebi müvekkilinin onayıyla kabul ettiğini, icra müdürlüğü tarafından müvekkilinin onayı alınmadan aracın yediemin sıfatı ile davalı ...'a teslim edildiğini, yediemin değişikliği sırasında müvekkili oradaymış gibi imza atıldığını, sonrasında dava konusu araç üzerinde yeniden fiili haciz yapılarak aracın tekrardan dava dışı yediemin ...'e teslim edildiğini, işbu teslimden 6 gün sonra davalı şirket tarafından tekrardan yediemin değişikliği ile otobüsün davalı ...'a tesliminin talep edildiğini, işbu talebin icra müdürlüğünce kabul edildiğini ve söz konusu aracın 12.05.2012 tarihinde davalı ...'ın kontrolündeyken Ağrı Doğubeyazıt'ta diğer davalı ... tarafından kundaklanarak yakıldığını, davalı ...'ın aracı işlettiği dönemde aracın kasko ve sigortasını yaptırmadığı için müvekkilinin zararının kasko ve sigortadan da karşılanamadığını, davalı şirket ile ...'ın işbirliği içinde hareket ederek aracın davalı ...'a teslimini sağladığını, borç davalıların haksız fiilleri neticesinde konusuz kalmış olmasına rağmen davalı şirket tarafından aracın bedeline ilişkin seri takipler yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin mânen de etkilendiğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın aracın yandığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsilini istemiş, 04.12.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 4.300.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının yediemin değişikliğine zımni muvafakat verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin otobüsün yakılması ve hurdaya ayrılması nedeniyle halen alacağını tahsil edemediğini, davalı ...'ın müvekkili şirkete borçlarının olduğunu, işbu davalıyla davacının birlikte borçlu sıfatına haiz oldukları takibe konu çok sayıda bononun bulunduğunu, dolayısıyla davalı ...'ın davacı bakımından ilgisiz 3. bir kişi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 3.Davalılar ... ve ..., davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; .... 2. Genel İcra Dairesinin ... (Kapatılan 6. İcra Müd ...) sayılı dosyasında alacaklının davalı ..., borçlunun davacı olduğu, 278.597,99 TL takip çıkış miktarlı icra dosyasında alacaklı tarafın icra dosyasındaki rehinli aracın yandığından bahisle aciz vesikası talep ettiği, dosyanın 15.10.2018 tarihinde takipsizlik nedeni ile kapatıldığının bildirildiği, yanan araçla ilgili yapılan yediemin değişikliği ve teslim kararında icra memuru hakkında beraat kararı verildiği, Kayseri 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/954 sayılı dosyasında da ... için beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/29511 sayılı soruşturma dosyasında ise; müştekinin dosya davacısı ..., şüphelilerin ..., ..., ... ve ... olduğu, suçun "görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik" olduğu ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davalı ..., ..., ....nedeniyle zarar görüldüğü iddialarının davacı tarafça yeterli bilgi ve belge ile ispatlanamadığı, Mahkemece bekletici mesele yapılan Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/299 E., 2019/464 K. sayılı dosyasında; dava konusu edilen rehinli aracın kundaklanarak yakılması nedeni ile yakarak mala zarar verme suçundan ...'in cezalandırıldığı ve bu kararın kesinleştiği, davalı ...'in haksız fiilinin sabit olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 4.300.000,00 TL maddi tazminatın aracın yandığı tarih olan 12.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, davalı ..., ... ve ...'ye karşı açılan maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olmadığı, denetime olanak vermediği, öncelikli olarak davacının gerçek zararının belirlenmesi gerektiği, davacının söz konusu aracın tüm borcunu ödemediğini kendi kabul beyanı ile doğruladığı, ancak satıştan kaynaklı davacının davalı ...'ye ne kadar miktarda borcunun kaldığının dosya içerisindeki bilgilerden anlaşılamadığı, aracın değeri ve davacının borç miktarı belirlenmeden, otobüsün üretimde olmadığı gerekçesiyle güncel değerinin tespit edilerek buna göre kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı, otobüsün davalı ... Bakanlığına bağlı icra müdürlüğü görevlileri tarafından haczedildiği, otobüsün yediemin olarak davalı ...'a teslim edildiği, haczedilerek yediemine teslim edilen bir aracın yediemin deposunda muhafaza edilmesi gerektiği halde yediemin tarafından başka bir şehre götürülmesi ve bu arada aracın yakılarak tamamen hurda haline dönmesinden kaynaklı olarak davalı ... Bakanlığının eylemlerinden sorumlu olduğu, icra memurlarının kusurlu oldukları, yine yediemin sıfatıyla aracı teslim alan davalı ...'ın istenildiği takdirde aracı eksiksiz ve sağlam bir şekilde teslim etmekle yükümlü olduğu halde, aracı başka bir şehre götürerek kullanmaya çalışmış olması ve araç burada kendisinin fiili hakimiyetindeyken yakılmak suretiyle hurdaya dönmesine neden olması nedeniyle sorumlu olduğu, bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, davalı ...'nin ise alacağını tahsil etmek amacıyla yasal hakkını kullandığı, otobüsün kullanılamaz hale gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı ... yönünden esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... ve davalı ... yönünden kaldırılmasına, yukarıda belirtilen sebeplerle eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, davalı ... ve ... bakımından kesin, davalı ... yönünden temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili, katılma yoluyla davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; davalı ...'nin ısrarla yediemin değişikliği talebinde bulunarak, diğer davalı ... ile işbirliği içerisinde hareket ettiğini, hukuk hakiminin ceza hakiminden bağımsız olarak değerlendirme yaparak tazminata hükmetmesinin mümkün olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından manevi tazminat taleplerine ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-a-6 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar kesin olup, BAM tarafından Mahkeme kararının kaldırılmasına ilişkin hüküm Kanun maddesinde aranan ölçütlere uygun olmadığından kararın kesin olmadığını, davacının zararı ile müvekkili İdare arasında illiyet bağı kurulamayacağını, müvekkilinin zarardan sorumlu olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili; müvekkiline dava konusu aracın yediemin değişikliği için verildiğini, muhafaza altına alınması için verilmediğini, davacının otobüsü işletmek için sözleşme yaptığını, dava dışı firmada davacı adına müvekkilinin çalışması için aracın teslim edildiğini, müvekkili tarafından otobüsün işletilmesinin söz konusu olmadığını, mahcuz malın muhafaza sorumluluğunun icra müdürüne ait olduğunu, müvekkilinin aracın muhafazası için gereken özeni ve dikkati gösterdiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haczedilen ve yediemin deposuna bırakılan rehinli aracın yanmasından kaynaklı meydana gelen zararın tahsili istemine ilişkindir. 1. Türk Hukuk Lügatı'ndaki tanıma göre istinaf; ilk derece mahkemelerince verilen hüküm ile sonuçlanan davanın ikinci derecede üst derece mahkemelerinde (bölge adliye mahkemesi, bölge idare mahkemesi) yeniden görülmesi için başvurulan yargı yoludur (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s. 602.) Söz konusu yargı/kanun yolunda bölge adliye mahkemeleri ilk derece mahkemesince verilen kararlar hakkında maddi ve hukuki denetimi sağlar. İstinafın, diğer olağan kanun yolu olan temyiz incelemesinden temel farkı, bölge adliye mahkemesinin hukuka aykırılıklar ve eksiklikler içeren ilk derece mahkemesi kararını kaldırdıktan sonra, bu aykırılık ve eksiklikleri bizzat gidererek yeniden esas hakkında karar verilebilmesidir. Bununla birlikte hukukumuzda dar anlamda (sınırlı) istinaf sisteminin benimsendiği düşünüldüğünde kanun koyucunun arzu ettiği sistemin, delillerin ilk derece mahkemesi tarafından toplanıp değerlendirilmesi ve bu yargılamanın yanlış olduğu noktalarda tarafların ileri sürdüğü yahut resen dikkate alınması gereken hususlar bakımından bölge adliye mahkemesinin inceleme yaparak karar vermesidir. Bölge adliye mahkemelerinin hem denetim hem de maddi vakıa incelemesi yapan mahkemeler olarak kurulmuş olması, denetim sonucu eksik bulduğu tahkikat işlemini tamamlayarak yargının gecikmeye mahal vermeden en doğru kararı verme amacını sağlamaya yöneliktir ve elbette ilk derece mahkemesinin yapması gereken tahkikat işlemlerinin istinaf aşamasında yerine getirilmesi gibi bir amacın bulunmadığı açıktır. Bu özelliği sebebiyledir ki istinaf, "düzeltici yasa yolu" olarak nitelendirilir. Çünkü yukarıda ifade edildiği üzere istinaf kanun yolunda aslolan ilk derece mahkemesi kararlarının hem vakıa ve hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tâbi tutularak tespit edilen yargılama hatalarının bizzat bölge adliye mahkemesince düzeltilmesidir. Bu yönü ile istinaf, hukuk politikası bakımından hükümlerin doğruluğunun da garantisini teşkil etmektedir. Buna karşılık 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a maddesinde belirtilen hâllerde bozucu bir etki de gösterdiğini söylemek mümkündür (İbrahim Ermenek, "İstinaf Kanun Yolu ve Bölge Adliye Mahkemesinin İnceleme Sınırlarının Kapsamı" https://www.izmirbarosu.org.tr, erişim tarihi Nisan 2025) Oysa, bilindiği gibi temyizde, hukuka aykırılıklar ve eksiklikler içeren ilk derece mahkemesi kararı (kanunda öngörülen ayrık durumlar ve düzelterek onama olasılığı dışında) sadece kaldırılmakla ve yeniden karar verilmek üzere dosya ilk derece mahkemesine gönderilmektedir. İlk derece mahkemesi kararının taraflarca istinaf edilmesi üzerine dosya bölge adliye mahkemesine gönderildikten sonra bölge adliye mahkemesi 6100 sayılı Kanun'un 352. maddesi çerçevesinde yapacağı ön inceleme sonunda başvurunun kabul edilebilir olduğunu, maddede belirtilen eksiklik bulunmadığını belirlerse dosyayı incelemeye alacaktır. Bu incelemenin ne şekilde yapılacağı Kanun'un 353 ve devam maddelerinde düzenlemiştir. Bölge adliye mahkemeleri 6100 sayılı Kanun'un 353. maddesinde sayılan hâllerden birinin varlığı durumunda incelemesini duruşma açmaksızın dosya üzerinden yapabilecek, maddede sıralanan bu hâller dışında 363. maddenin emredici hükmü gereği duruşma açmak durumunda kalacaktır. İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılabileceği durumları düzenleyen 353. maddenin düzenleniş şekline bakıldığında bunun iki şekilde söz konusu olabileceği anlaşılmaktadır. Bu hâllerden ilki Kanunun 353/1-a maddesidir. Buna göre (7035 ve 7251 sayılı Kanunlar ile yapılan değişiklikler öncesi ilk hâliyle) davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması, ileri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması gibi tahdidi sıralanmış sebepler dışında (6) numaralı alt bent gereği "Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" durumunun varlığı hâlinde bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan "kesin olarak" karar verecektir. Bahsi geçen (6) numaralı alt bent, 28.07.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve 353/1-a-6 maddesindeki "mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" şeklinde ifade "mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" hâlini almış, bu suretle söz konusu gönderme sebebinin kapsamı bir anlamda genişletilmiştir. Kanun koyucu 353. maddenin 1. fıkrasında (a) bendi kapsamında verilen kararların kesin olduğunu belirtmiş, sonrasında 7251 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile eklenen 6100 sayılı Kanun'un 362/1-g bendiyle de 353/1-a maddesi uyarınca verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağını düzenlemek suretiyle bu husustaki tereddütlerin önüne geçmek istemiştir. Hem 353/1-a-6 maddesi ve sonrasında yapılan değişiklik hem de 362/1-g maddesiyle getirilen düzenleme bir arada değerlendirildiğinde, kanun koyucunun iki amacı birlikte sağlamak istediği açıktır: Bir yandan, dosyanın henüz istinaf incelemesi ve tarafların itirazlarının bölge adliye mahkemesince işin esasına girilip tartışılabilmesi için gereken esaslı/önemli unsurları taşımaması hâlinde, öncelikle bu eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahalline gönderilmesine imkân sağlanarak dar istinaf sisteminin ruhuna uygun denetim mekanizması tesis edilmiş; bir yandan da, bu şekilde verilen bir kararda bölge adliye mahkemesince esasa ilişkin bir değerlendirme yapılıp henüz nihai hüküm niteliği taşıyan bir sonuca varılmadığından kararın kesin olduğu belirtilmek suretiyle yargılamanın gereksiz uzamasının önüne geçilmiştir. İstinaf incelemesinde duruşma yapılmadan karar verilebilecek ikinci durum 353/1-b maddesinde düzenlenmiş olup (a) alt bendinden farklı olarak bölge adliye mahkemesinin işin esasına girip karar vermesinin mümkün olduğu ve fakat duruşma yapılmasının yargılamanın seyrine etki etmeyeceği hâllere işaret edilmiştir. Buna göre; bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama ve verilen hükmün, işin esası ve tarafların istinaf itirazlarının incelenebilmesine imkân verecek yeterlilikte olduğunu değerlendiriyorsa, üç ihtimal gündeme gelecektir: Mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunu düşünüyorsa başvurunun/başvuruların esastan reddine karar verecek (md.353/1-b-1), yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği ancak bu hatanın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğini yahut aynı şekilde kararın gerekçesinde hata edildiğini tespit ediyorsa bu hataları düzelterek yeniden esas hakkında kendisi bir karar verecek (md.353/1-b-2), yargılamada bazı eksiklikler mevcut olmakla birlikte bu eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunları kendi tamamlayacak ve neticesine göre ya istinaf başvurusunu esastan reddedecek ya da yeniden esas hakkında bir karar verecektir (md.353/1-b-3). Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, 353/1-b hükmüyle düzenlenen durumlar yargılamanın hızlandırılması düşüncesine dayalıdır ve bölge adliye mahkemesi artık esasa ilişkin bir hüküm tesis etmiş olduğundan bu kez karara karşı (362. maddedeki diğer koşullar mevcutsa) temyiz yoluna başvurulabilecektir. Koşulları sağlanmadığından 353. maddenin verdiği imkândan istifade etmek mümkün değilse, bölge adliye mahkemesi aslolan duruşmalı inceleme usulünü yerine getirmek, duruşma gününü taraflara tebliğ etmek zorundadır. Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları verir (md. 356) ve elbette yine diğer şartları sağlıyorsa bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Dava haczedilen ve yediemin deposuna bırakılan rehinli aracın yanmasından kaynaklı meydana gelen zararın tahsili istemiyle açılmış, İlk Derece Mahkemesi davanın kısmen kabulüne; 4.300.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...'den tahsiline, davalı ..., ... ve ..'ye karşı açılan maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının reddine karar vermiştir. Kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesinin davalı ...'nin otobüsün kullanılamaz hale gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığı kabulünün yerinde olduğu değerlendirmesinde bulunmuş, bu sebeple davacının davalı şirket yönünden istinaf itirazlarını yerinde görmediğini ifade etmiş, fakat hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, davalı ... Bakanlığının eylemlerinden sorumlu olduğu, yediemin sıfatıyla aracı teslim alan davalı ...'ın istenildiği takdirde aracı eksiksiz ve sağlam bir şekilde teslim etmekle yükümlü olduğu halde aracı başka bir şehre götürerek kullanmaya çalışmış olması ve araç burada kendisinin fiili hakimiyetindeyken yakılmak suretiyle hurdaya dönmesine neden olmasında sorumlu olduğu, bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında yanılgıya düşüldüğü gerekçesine dayanarak netice itibariyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı ... yönünden 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi çerçevesinde esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davalılar ... ve ... yönünden eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra davanın yeniden görülüp karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a-6 maddesi çerçevesinde Mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a-6 maddesi çerçevesinde kurulan hükme karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı, kararın kesin nitelikte olması nedeniyle içeriğinin de denetlenemeyeceği hususu Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararları ile kabul edilmiştir (23.11.2021 tarihli, 2018/2-946 Esas, 2021/1491 Karar; 16.03.2022 tarihli, 2019/3-453 Esas, 2022/1491 Karar; 01.11.2023 tarihli, 2022/1-750 Esas, 2023/1043 Karar sayılı kararlar). Bilhassa 362. maddeye yapılan ekleme sonrasında bu konuyla ilgili tereddütler de giderilmiştir. Ne var ki, somut olayda; istinaf incelemesi sonunda tek başına temyiz yolu kapalı bir karar verilmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi bir yandan davanın bir tarafı için kesin nitelik arz eden bir karar verirken diğer taraftan mahiyeti itibariyle temyizi kabil bir hüküm tesis etmiştir. Böyle bir durumda söz konusu emsal içtihatlardaki gibi klasik anlamda bir 353/1-a-6 ile gönderme kararından bahsedilemeyeceği açıktır. Bölge Adliye Mahkemesi, taraflar arasındaki tek bir anlaşmazlık ile ilgili olarak bir yandan davalı ... yönünden Mahkemenin yaptığı yargılamayı ve değerlendirmeyi istinaf itirazlarının incelenmesine elverişli/yeterli olduğu değerlendirmesinde bulunarak işin esasını incelemiş, bir yandan da davacının diğer davalılarla ilgili istinaf itirazlarını kabul ederek varlığı işin esasının incelenmesine engel bir eksikliğin bulunması koşuluna bağlı mahiyet taşıyan gönderme kararı tesis etmekle kendi içerisinde çelişen, istinaf sistematiği içerisinde yer almayan ve amacına da ayrı düşen bir hüküm tesis etmiştir. Dolayısıyla hükmü usule ve hukuka uygun olmayacak şekilde bölerek tesis edilmiş bir kararın 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a-6 maddesi kapsamında kaldığından bahsedilemez. Hâl böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada hukukun ve delillerin yanlış uygulandığı düşünülmesine rağmen, 6100 sayılı Kanun'un anılan hükümleri çerçevesinde duruşma açılıp, gerekirse yeniden bilirkişi raporu alınarak yanlış uygulandığı tespit edilen hususlar giderildikten sonra sonucuna göre yeni bir karar verilmesi gerekirken; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bu durum bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma nedenine göre, davacı vekili ile davalılardan ... ve davalı ... vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 2.Bozma nedenine göre, davacı vekili ile davalılar ... ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.