Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2002 E. 2025/1348 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2002
Karar No
2025/1348
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/84 E., 2024/410 K. DAVA TARİHİ : 26.09.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : Söke 1. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/362 E., 2023/1900 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının 05.04.2012 başlangıç tarihli kira sözleşmesine konu taşınmazı davalı ... şirketinden kiralandığını, kira akdine taraf olmayan ancak kiraya veren ile yaptığı anlaşma gereği temlik alacaklısı olan diğer davalı Banka tarafından, müvekkili aleyhinde temlik hakkına dayanılarak hukuka aykırı şekilde tahliye davası açıldığını, akabinde kiralananın tahliyesine karar verilerek icra marifetiyle kiralanandan tahliye edildiğini, ancak tahliye talep etme hususunda davalı Bankanın taraf sıfatı olmadığından uygulanan tahliye işleminin haksız olduğunun bozulan Mahkeme kararı ile sabit olduğunu ileri sürerek; 12.02.2014 tarihinde uygulanan haksız tahliye nedeniyle uğramış olduğu kar kaybına ilişkin, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile kiralananda bulunan ve bilirkişi incelemesi ile değerleri toplamı 76.500,00 TL olarak tespit edilen demirbaş niteliğindeki imalat, ekipman ve malların zayi olması ve geri teslim edilmemesi nedeniyle oluşan zararın, yedieminlik görevini kötüye kullanan davalılardan Söke Gayrimenkul şirketinden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; açılan tahliye davasında taraf olmayan kiraya veren aleyhine husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, tahliye aşamasında teminat mektubu sunulmadığından tahliye işlemi uygulanmasında davacının kusurlu bulunduğunu, ticari itibarın zedelenmesi söz konusu olmadığından davacının manevi tazminat isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İstanbul 23.İcra Hukuk Mahkemesinin 25.09.2014 tarihli ve 2014/523 E., 2014/746 K. sayılı tahliye kararına istinaden tahliyenin gerçekleştirildiği, ilgili Mahkeme kararının kesin nitelikte olmayıp temyiz kanun yolu açık olarak verildiği, davacının ise uygun bir teminat yatırarak, Yargıtay incelemesi sonuna kadar kararın infazının geri bırakılmasını sağlayabilecekken bu yönde bir talebinin bulunmadığı, bu nedenle tazminat isteminin yerinde olmadığı, bahse konu eşyaların ise davacıya teslim edilmiş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; uygulanan tahliye kararının haksız ve hukuka aykırı olduğu hususunun Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 29.05.2014 tarihli ve 2014/3049 E. 2014/7036 K. sayılı ilamı ile sabit hale geldiğini, bu nedenle 12.02.2014 tarihli tahliye işlemi ile davaya konu iş yerinden tahliye edilmesinin, davalılarca işlenmiş haksız fiil niteliğinde olduğunu, kira sözleşmesi devam etmekte iken davalıların fikir birliği içerisinde haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkil şirketi iş yerinden tahliye etme saiki ile hareket ettiklerini, müvekkilinin restoran işletmesinden elde edilecek cirodan yoksun kaldığını ve bu cironun elde edilememesi nedeniyle kâr mahrumiyetinden kaynaklı zarara uğradığını, bu zarardan tahliye işlemini uygulatan davalı Banka ile birlikte kiraya veren sıfatına sahip olan davalının da basiretli bir tacir olarak tahliyenin hukuka aykırı olduğunu bilmesi gerektiği ve ayrıca tahliye edilen iş yerini kısa bir süre sonra başkasına kiralayarak müvekkil şirketin ticari faaliyetini devam ettirmesini sürekli olarak imkansız hale getirmesi nedeniyle müteselsilen sorumlu olduğunu, haksız tahliye nedeniyle kiralananın bulunduğu konum gereği AVM'ye gelen çok sayıda ziyaretçi ve burada çalışan diğer mağazaların personeli huzurunda uygulanması sonucunda müvekkili şirketin ekonomik kişilik haklarının ağır bir şekilde ihlal edildiğini ve ticari itibar kaybına uğradığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kiralananın haksız tahliyesinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle davaya konu tahliye işleminin davalı Banka tarafından gerçekleştirildiği, bu hususta diğer davalı kiraya verenin bir dahilinin bulunmadığı, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. ve 4721 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 24. maddeleri uyarınca manevi tazminat talebi koşullarının oluşmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Davacının davalı Banka aleyhinde açtığı maddi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede; davacı ile davalılardan Söke Gayrimenkul şirketi arasında yazılı kira sözleşmesi bulunmakta olup, kira sözleşmesinde taraf olmayan ancak temlik alacaklısı konumunda bulunan davalı Banka tarafından kiracı (davacı) hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2013/18788 E. sayılı dosyası ile tahliye talepli icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine takip alacaklısı Banka tarafından İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesine tahliye talepli dava açıldığı, İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/934 E. 2013/1014 K. sayılı kararı ile davacı şirketin kiralanan taşınmazdan tahliyesine karar verildiği, bu karar üzerine Söke 2. İcra Müdürlüğünün 2013/319 Talimat dosyası ile taşınmazın 13.02.2014 tarihinde tahliye edildiği, bu süreçte İstanbul İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/934 E. sayılı dosyasının tehiri icra talepli olarak temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin bozma ilamı üzerine Mahkemenin 2014/523 E., 2014/746 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararın 09.12.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafça 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tehiri icra kararı alınmadığı ve tahliye işleminin Mahkeme kararına dayanılarak yapıldığı gerekçesiyle, davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ise de, temlik alacaklısı olan davalı Banka ile kiraya veren arasında yapılan temlik sözleşmesi, borç ilişkisinden doğan belli bir talep hakkının devrine yönelik olarak, alacaklı ile onu devralan üçüncü kişi arasında, borçlunun rızası aranmaksızın yapılan ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir sözleşme olup, alacağın temliki sözleşmesi ile devralınan alacağın dayanağı olan sözleşmenin tarafları değişmeyeceğinden ve kiralananın tahliyesinin ancak malik veya kira sözleşmesinin tarafı olan kiraya veren tarafından istenebileceğinden, hakkı olmadığı halde tahliye isteminde bulunan davalı Banka tarafından açılan davanın, tahliye istemi yönünden haksız olduğu ve haksız tahliyeye yönelik verilen karar nedeniyle kiracıya külfet yüklenemeyeceği, kaldı ki kimsenin kanuni hakkını kullanmaya zorlanamayacağının kabulü gerekir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davacının haksız olarak tahliye isteminde bulunan davalı Bankadan uğradığı kâr kaybı zararını talep edebileceğinin kabulü ile davacı kiracının, dava konusu kiralanan ile aynı vasıf ve özelliklere sahip başka bir taşınmazı, aynı şartlarda ne kadar sürede kiralayabileceğinin tespiti ile (kiracının daha erken sürede yeni bir kira sözleşmesi imzaladığı tespit edilirse bu tarih dikkate alınmak suretiyle) bu süreçte uğrayacağı kâr kaybının ne kadar olacağı hususlarında alanında uzman bilirkişilerden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile talebin tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2002, K. 2025/1348, T. 05.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-2002-e-2025-1348-k-e7595331d527