Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1078 E. 2025/5 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1078
Karar No
2025/5
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1924 E., 2023/2796 K. DAVA TARİHİ : 17.12.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/670 E., 2023/339 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; borçlu mükellef ... Tavukçuluk Ltd Şti ile mal hizmet alım satımı yapıldığından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 79. maddesi uyarınca davalı tarafından davacı hakkında haciz tatbik edildiğini, davacı tarafından ihtarın geç farkedilmesi sebebiyle itiraz edilemediğini ileri sürerek; davacının dava dışı mükellef şirkete borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının 16.01.2020 tarihli form BS görüntülemesinde haczin görüldüğünü, 15.10.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen süresinde cevap verilmediğinden 6183 sayılı Kanunun 79. maddesine istinaden yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddi ile davalı lehine tazminata hükmedilmesi istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli kararıyla; davacının, davalının borçlusundan alacaklı olduğu gerekçesiyle menfi tespit davasının kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 14.09.2021 tarihli kararıyla; dava dışı mükellef şirketin ticari defterlerinin de incelenmesi için bu madde çerçevesince ihtarat içerir tebliğat çıkarılması ve incelenmesi sağlanacak defterlerinin atanacak muhasebeci bilirkişi marifetiyle inceleme yaptıralarak usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, usulüne uygun olarak tutulması durumunda davacı defter kayıtları ile çakışıp çakışmadığı hususlarında rapor alınarak çıkan sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan şirketin ticaret defterleri incelenmeksizin tek taraflı defter kayıtlarına göre eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararıyla; dava dışı mükellef şirketin kayıtlarının temin edilemediğinden incelenemediği, alınan bilirkişi kök ve ek raporunda davacının defterlerinin tasdiklerinin yapıldığının, dava dışı mükellef şirket arasındaki ticari ilişkinin sona erdiği 28.12.2018 tarihi itibarı ile davacının 19.995,77 TL alacaklı olduğu, aksi yönde delil de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 12.04.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ispat yükü üzerinde olana davacının haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibarıyla dava dışı borçlu şirkette borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava dışı mükellef şirkete tüm ödemelerin banka kanalıyla yapıldığını, davacının dava dışı şirketten alacaklı olduğunu, ticari defterlerin davacı lehine delil olduğunu, davacının dava dışı şirkete borçlu olmadığına ilişkin Vergi Mahkemesi kararının istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. 1. 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesinde haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahsın borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorunda olduğu, üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılacağı ve hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı ve herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahsın, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. 2. Somut olayda, davalı kurum tarafından, dava dışı kamu borçlusu tarafından düzenlenen BS formundan, davacıya mal satışı yapıldığının tespit edilmesi üzerine haciz bildirisinin davacıya tebliğ edildiği, davacının haciz bildirisine süresinde itiraz etmediği, bundan sonra 6183 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 3. Dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulması nedeni ile lehine delil niteliğinde olduğu, dava dışı kamu borçlusuna tüm ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığı, haciz yazısının tebliğ edildiği tarihte dava dışı kamu borçlusunun davacıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Dava dışı kamu borçlusuna ticari defterlerini sunması için süre verilmiş, tanık sıfatıyla dinlenen kamu borçlusu şirketin yetkilisinin ticari defterlerini sunamadığını beyan etmesi nedeni ile defterler incelenememiştir. 4.Konya 1. Vergi Mahkemesi 08.09.2020 tarih 2020/331 Esas 2020/542 Karar sayılı kararı ile davalı tarafından dava konusu borca ilişkin olarak davacıya gönderilen ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. 5.7251 sayılı Kanun ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222/1. maddesi gereğince; mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Dosyadaki bilgi ve belgeler çerçevesinde düzenlenen bilirkişi raporunda; davacıya ait defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, davacı ile kamu borçlusu şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, kamu borçlusu şirketin defterleri ibraz edilmediğinden incelenemediği, davacı tarafça ödemelerin bankadan yapıldığı ve haciz bildiriminin tebliğ edildiği tarih itibariyle davacının kamu borçlusu şirkete borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Hal böyle olup, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 6. Kabule göre de, 5904 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 1136 Avukatlık Kanunu'nun 168/2. maddesindeki “6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir.” hükmüne aykırı olarak, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunu'nun 371. Maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1078, K. 2025/5, T. 06.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-1078-e-2025-5-k-df8aeb9131ca