Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2023/10158 E. 2024/251 K. – Anayasal Düzeni
Konu: Anayasal Düzeni Zorla Değiştirmeye Kalkışmak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/10158
- Karar No
- 2024/251
- Karar Tarihi
- Konu
- Anayasal Düzeni Zorla Değiştirmeye Kalkışmak
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/127 E., 2022/276 K. SUÇ : Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak HÜKÜM : Hükümlü hakkındaki yargılamanın yenilenmesi sonucunda; İstanbul (Kapatılan) 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli), 21.10.2009 tarihli ve 1998/259 Esas, 2009/258 Karar sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK’nın 146/1, 31, 33 ve 40. maddeleri uyarınca verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ilişkin hükmün 5271 sayılı CMK’nın 323. maddesi uyarınca onaylanmasına dair karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak suçundan hükümlü hakkında İstanbul (Kapatılan) 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli), 21.10.2009 tarihli ve 1998/259 Esas, 2009/258 sayılı Kararıyla verilen ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 16.02.2011 tarihli ve 2010/17683 Esas, 2011/898 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen hüküm ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, 02.07.2020 tarihli ve 58080/11 başvuru nolu kararına istinaden 5271 sayılı CMK’nın 311/1-f maddesi kapsamında yargılamanın yenilenmesi sureti ile verilen hükmün, hükümlü/sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle; temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre duruşmalı yapılan incelemede; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1, Anayasasının 141/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/1 ve 230/1-b-c maddeleri gereğince mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak şekilde olması, Yargıtay’ın tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu verilere mahkeme tarafından ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı konusundaki mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak biçimde karar yerinde gösterilmesi gerekir. Gerekçede hükmün dayanakları akla, hukuka ve dosyadaki bilgi ve belgelere uygun olarak açıklanmalı, yasal ve yeterli olmalı, tarafları tatmin etmeli, yasanın amacına uygun düşmeli, uygulamada keyfiliği önlemeli ve bu şekilde denetim yapılmasına olanak sağlamalıdır. İncelenen dosyada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, 02.07.2020 tarihli ve 58080/11 başvuru numaralı kararında; dostane çözüm görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Hükümet’in söz konusu şikayetler kapsamında ileri sürülen hususların çözüme kavuşturulması amacıyla tek taraflı deklarasyon metni düzenlemeyi teklif ettiğini bildirdiğini, ayrıca Hükümet’in Sözleşmenin 37 nci maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verilmesini talep ettiğini, söz konusu deklarasyon metninde “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, mevcut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 6 && 1 ve 3 maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.” hususunun belirtilmesi karşısında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince, Sözleşmenin 6 && 1 ve 3 maddesi kapsamında davalı Hükümet’in sunduğu deklarasyon metninde yer alan koşulların ve yine aynı ... içerisinde sunulan taahhütlerin yerine getirilmesi amacıyla öngörülen düzenlemelerin dikkate alınarak başvurunun Sözleşme’nin 37 & 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar verilmiştir. Ancak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ilgili kararında saptadığı hususların sonuçlarını etkin biçimde ortadan kaldıracak yeni bir adil yargılamanın yapılması amacıyla yargılamanın yenilenmesi istemi yerinde görülerek duruşma açılıp yapılan yeni yargılama sonunda verilen hükmün gerekçesinde; özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, 02.07.2020 tarihli ve 58080/11 başvuru nolu kararında yer alan ve Hükümet’in sunmuş olduğu deklarasyon metninde işaret olunan husuların ne suretle etkin biçimde karşılandığına ilişkin gerekçelerin nelerden ibaret olduğu bağlamında, toplanan delillerin karar yerinde tartışılıp suçun ne şekilde işlendiğinin açıklanması, vazgeçilen delillerden hangi hukuki sebeplerle vazgeçildiğinin gösterilmesi, hangisinin hangi sebeple diğerine üstün tutulduğunun, bu kapsamda varsa dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması, bir başka deyişle bu delillerle neden bu sonuca varıldığının anlatılması, suçun nitelendirmesi yapılarak yenilenen yargılamanın daha önce yapılıp bitirilen yargılama sonucunda ulaşılan sonuçları değiştirecek bir yenilik getirip getirmediğinin Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde açık, tereddütleri giderecek ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösterilmesi gerekirken, kararda önceki yargılama süreci ve gelişimi anlatılarak, karara atıfla “İstanbul (Kapatılan) 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli) 21.10.2009 tarihli ve 1998/259 Esas, 2009/258 sayılı Kararının gerekçesinde, mahkûmiyet hükmü kurulurken sadece sanığın soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadeye dayanak yapılmadığı; dinlenen tanık beyanları, diğer sanıkların anlatımları, iddia edilen eylemlere ilişkin tutanak ve belgeler, ekpertiz raporları ve diğer deliller de dikkate alınarak mahkûmiyet hükmü kurulduğu”nun belirtilmesi ile yetinilerek, açıklanan ilkeler ve ilgili deklarasyon metni uyarınca verilen kayıttan düşürülme kararının mahiyetine nazaran yasal ve yeterli gerekçe göstermeden hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230. maddelerine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, hükümlü/sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, belirtilen sebeplerden dolayı hükmün BOZULMASINA, bozma sebebi dikkate alındığında hükümlü/sanık müdafiinin infazın durdurulması talebinin REDDİNE, dava dosyasının İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. TEFHİM ŞERHİ: 11.01.2024 tarihinde verilen iş bu karar, Yargıtay Cumhuriyet savcısı ...'nun huzurunda, duruşmada savunma yapmış bulunan hükümlü ... müdafii Av. ...'ün yokluğunda, 24.01.2024 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.