Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2012/28832 E. 2012/37212 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/28832
- Karar No
- 2012/37212
- Karar Tarihi
Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 86/3-e, 87/1 -c, 87/1-son, 86/2, 62/1. (2 defa) maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis ve 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2011 tarihli ve 2010/76 Esas, 2011/725 sayılı kararını müteakip, sanık tarafından yapılan temyiz talebinin reddine dair aynı Mahkemenin 09/03/2012 tarihli ve 2010/76 Esas, 2011/725 sayılı Ek Kararına karşı Adalet Bakanlığının 27.07.2012 tarih ve 2012/12470-44654 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.08.2012 tarih ve 2012/211018 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 Esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 Esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasanın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, sanığın yokluğunda verilen 29/11/2011 tarihli ilk kararda, başvuru süresinin başlayacağı zaman ile ilgili olarak "tebliğden ve tefhimden itibaren" denilmek suretiyle sanığın yanıltıldığı gibi, karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği anlaşılmakla, Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2011 tarihli ve 2010/76 Esas, 2011/725 sayılı kararının kesinleşmemiş olduğu cihetle, sanığın temyiz talebini içerir 06/03/2012 havale tarihli dilekçenin öğrenme üzerine verilmiş temyiz dilekçesi kabul edilmesi gerektiği cihetle, temyiz talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.04.2009 tarih ve 2008/214 Esas, 2009/98 sayılı kararına ve T.C. Anayasının 40/2. maddesine göre, mahkeme, taraflara hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağını ve sürelerini açıkça belirtmek zorunda olup, hüküm usulüne uygun olarak sanık ...'a tebliğ edilmiştir. Sanığın yokluğunda verilen hükümde başvurulacak yasa yoluna ilişkin bildirimde temyiz süresinin "tefhim/tebliğden itibaren bir hafta içinde" biçiminde yazıldığı, usulüne uygun olarak tebliğ edilen bu hükmü sanığın süresinden sonra temyiz ettiği, temyiz dilekçesinde bildirimde yer alan bu ifade nedeniyle temyiz süresinin ne zaman başlayacağı hususunda bir duraksama yaşadığına ilişkin herhangi bir anlatımın yer almadığı gibi, temyiz süresinden sonra dilekçenin verilmesine ilişkin de herhangi bir bilginin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kararda, kanun yolu, mercii, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, başvuru şekli belirtilmiş olması nedeni ile kanun yararına bozmayı gerektirir hukuka aykırılık nedeni bulunmadığı anlaşılmakla, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma yazısına dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.08.2012 tarih ve 2012/211018 sayılı ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 01.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.