Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/6479 E. 2016/1115 K. – İstirdat
Konu: İstirdat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2015/6479
- Karar No
- 2016/1115
- Karar Tarihi
- Konu
- İstirdat
MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki istirdat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat .. gelmiş olup, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı iken, ihracına ilişkin verilen kararın mahkemece iptal edildiğini, iptal sonrası yönetimce müvekkilinden yeniden, haksız olarak fazla ödeme talep edildiğini, müvekkilinin payını başkasına devretmek için kooperatif yönetimine başvurarak borçlu olduğu 133.171,35 TL'yi ödemek istediğini, ancak davalının kabul etmemesi üzerine, davalıca talep edilen 184.300,40 TL ile hesap gününe kadar işleyen 9.912,76 TL faizi olmak üzere toplam 194.213,16 TL'yi ödemek zorunda kaldığını, oysa müvekkilinin ödediği miktar kadar borçlu olmadığını, 61.041,81 TL fazla ödediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davacının tüm borcunu ödeyerek 05.05.2008 tarihinde ibralaşıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.02.2011 tarih ve 2009/8849 E., 2011/1582 K. sayılı ilamıyla, davacının payını devretmek istemesi nedeniyle, davalı kooperatifin gerçek alacağından fazlasını talep ettiği, ödememesi halinde devir işleminin yapılmayacağının bildirildiği, davacının iradi bir ödemesinin sözkonusu olmadığı, davalı kooperatifin haklı bir sebep olmaksızın fazla para tahsil ettiğini ileri sürülerek dava açıldığına göre, mahkemece, devir tarihinde davacının kooperatife gerçekten ne kadar borcu bulunduğu araştırılarak ve buna göre davacıdan fazla tahsilat yapılıp yapılmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı alacağının 41.600,71 TL olduğu gerekçesiyle, anılan meblağın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2)Mahkemece 20.04.2009 tarihinde verilen red kararı üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda, devir tarihinde davacının kooperatife gerçekten ne kadar borcu bulunduğu araştırılarak ve buna göre davacıdan fazla tahsilat yapılıp yapılmadığı belirlenerek karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Bozma sonrasında yapılan inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, bozma gereği yerine gelmiş değildir. Şöyle ki, davacı 19.06.2004 tarihinde ihraç edilmiştir. İhraç edildiği tarih itibariyle davalı kooperatife yaptığı ödemesi 16.130,50 TL'dir. Davalı kooperatifçe tevdi mahalli tayinine ilişkin karar alınmış, alınan bu karar doğrultusunda tevdi mahalli olan bankaya 24.05.2005 tarihinde genel giderler düşüldükten sonra 15.982,07 TL yatırılmıştır. Tevdi mahalli tayinine ilişkin karara ilişkin dosya 06.01.2014 tarihli tutanakla imha edildiğinden, tevdi mahalline ilişkin kararın davacıya tebliğ edilip edilmediği anlaşılamadığı gibi, tevdi mahalline yatırılan para bu davanın açılmasından sonra 02.06.2009 tarihinde davacı tarafça çekilmiştir. Davacının açtığı ihraç kararın iptali davası kabul edilerek 02.11.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Hisse devri ise 05.05.2008 tarihinde gerçekleşmiş, hisse devri tarihi itibariyle davacının toplam yatırdığı para ise 194.213,16 TL'dir. Esasen bozma ilamında da belirtildiği üzere, yapılması gerekin iş, hisse devri tarihi itibariyle davacının ödemesi gereken meblağın ne olduğunun saptanmasıdır. Hesaplama yapılırken ihraç öncesi yatırılan meblağ olan 16.130,50 TL'nin tamamının, yani genel giderler düşülmeden hesaplanması gerekir. Diğer yandan, gecikilen aidat ödemelerine uygulanacak faiz oranı TBK'nın 120/2. maddesi doğrultusunda yasal faizin iki mislini aşmamalıdır. Davacı, her ne kadar 19.06.2004 tarihinde ihraç edilse de ihraç kararı kesinleşmediğinden ve verilen kararla ihraç kararı iptal edildiğinden, devir tarihine (05.05.2008) kadar davacının yapması gereken ödeme miktarı saptanmalıdır. Davacı hak ve vecibeleri devam ettiğinden, tevdi mahalline ilişkin kararın davacıya tebliğ edilip edilmediği dosyanın imha edilmesi nedeniyle anlaşılmadığından, davacının ihracına kadar ödediği 16.130,50 TL'ye faiz yürütülmemelidir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.