Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/4215 E. 2016/401 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2015/4215
- Karar No
- 2016/401
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan özel güvenlik hizmet alımı sözleşmesinin 19.03.2012 tarihinde sona erdiğini, müvekkili tarafından düzenlenen 19.03.2012 tarih ve 7.391,56 TL tutarlı fatura bakiyesinin ödenmediğini ve 31.01.2013 tarihinde müvekkiline ait 33.000,00 TL'lik teminat mektubunun nakde çevirildiğini, bu tutardan 11.553,03 TL'nin müvekkilinin ...borcu için ilgili müdürlüğe gönderildiğini kalan bakiye 21.446,97 TL'nin ise iade edilmediğini, müvekkili tarafından fatura bedelinin ve teminat mektubu bakiyesinin tahsili amacıyla...2013/4228 takip sayılı dosyasıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu takibe karşılık davalının kötüniyetle itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafça sözleşme kapsamındaki işin fiili olarak yerine getirildiğini, ancak taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 12.7. maddesine göre çalışan işçilerden alınması gereken ibranamenin alınmadığını, bu eksikliğin süresinde yerine getirilmemesi karşısında teminat mektubunun süresi dolacağından kesin teminat mektubunun nakte çevrildiğini, müvekkili tarafından yapılan işlemlerin mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının sözleşme gereğince işi eksiksiz ve ayıpsız bitirdiği, hak edişinden ve teminat bedelinden işçi istihkakı ve işçilerden kaynaklanan...borcunun mahsup edilmesi sebebiyle borcu kalmadığı, davacının işçilerinin halen çalıştığı ve muaccel bir alacakları olmadığından bu aşamada işçilerden ibraname alınması da söz konusu bulunmadığı, davalı bakiye hakediş yönünden sözleşmenin 12.4. maddesi gereğince 19.04.2012 tarihinde temerrüde düşmüş olup bu tarihten takip tarihine kadar işleyen faiz miktarının 1.098,61 TL olduğu, teminattan kaynaklanan bakiye alacak yönünden davalının temerrüde düşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takibin 29.937,14 TL üzerinden devamına, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si oranında hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı yanca ödenmeyen son hakediş bakiyesi ile irat kaydedilen kesin teminat mektubundan iade edilmeyen miktarın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı hizmet veren şirket davalı ise hizmet alan işveren şirket konumundadır. Davalı savunmasında davacı alacaklarının varlığına karşı çıkmamakla birlikte 08.02.2010 tarihli sözleşmenin 12.7. maddesi gereğince davacının işçilerinden alacağı ibranamelerin alınarak kendilerine ibraz edilmediğini savunarak, bu gerek yerine getirilmeden sözleşmeye aykırı şekilde talepte bulunulamayacağını ileri sürmüştür. Mahkemece her ne kadar işçilerin halen davacı yanında ise devam ettikleri belirtilerek bu hüküm gözardı edilip davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamında bu yönde yapılmış tespit olmadığı gibi işçilerin halen davacı yanında çalışıyor olmalarının da işçilerin bu yönde talep haklarının bulunmadığına dair sonuca varılmasını sağlamaz. Somut olayda davacının işçilerinden gerekli ibranameleri alarak davalı yana teslim etmediği sabittir. Bu durumda davanın sözleşmede yazılı hüküm gerekleri uyarınca reddi yerine kabul kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de; mahkemece hüküm altına alınan alacağa fatura tarihinden sonraki 30. gün sonunda faiz başlatılmış ise de belirtilen bu tarih alacağın istenebilir (muaccel) tarihi olup TBK'nın 117. maddesinde öngörülen temerrüt niteliğinde değildir. Hal böyle iken dava tarihinden önce davalıyı temerrüde düşüren herhangi bir ihtar olmadığından hüküm altına alınan alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesi ve önceki döneme ilişkin işlemiş faiz taleplerinin reddedilmesi gerekirken, aksi yönde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.