Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/1093 E. 2015/8081 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2015/1093
- Karar No
- 2015/8081
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen alacak davası sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 15.09.2014 gün ve 6009 Esas, 5640 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü. - KARAR - Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı idare arasında imzalanan 2009/187383 ve 2009/27168 ihale kayıt numaralı hizmet alım sözleşmelerinin 11. maddesinde "...sigorta giderinin sözleşme bedeline dahil olduğu..."nun düzenlendiğini, 22-23. maddesinin göndermesiyle genel şartnameler içeriği gereğince işçilere ait sigorta primlerinin müvekkili tarafından SGK'ya zamanında ve eksiksiz olarak ödendiğini, davalıya borcunun bulunmadığından 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesinde belirtilen yasal imkândan yararlanmaya hak kazandığını ve yararlandığını, yasal düzenlemelere aykırı olarak davalı idare tarafından yasal düzenlemelere aykırı olarak müvekkilinin yararlanmış olduğu indirim tutarının bir kısmının nakden geri tahsil, bir kısmının ise hak edişlerden kesilmek suretiyle müvekkilinden tahsil ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 12.000,00 TL alacağın müvekkilinden haksız yere kesildiği veya geri tahsil edildiği tarihten itibaren dönemsel olarak işletilecek faizi ile ya da talep tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, Kamu İhale Genel Tebliği'ne göre hazine tarafından karşılanan prim tutarının idare tarafından yüklenicinin hak edişlerinden kesileceğinin öngörüldüğüden davacıdan 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesi kapsamında toplam 11.408,09 TL kesinti yapıldığını, davacının herhangi bir itirazı ya da ihtirazi kayıt girişiminde bulunmadığını, davacının bir alacağı olmadığı gibi zamanaşımının dolduğunu ve davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacı tarafından davalıya geri ödeme için ihtarda bulunulmadığından temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, uyuşmazlığın sözleşmeye dayalı olduğu, BK'nın 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı, hak düşürücü sürenin ise söz konusu olmadığı, 22.08.2009 tarihli Kamu İhale Genel Tebliği ile Hazine tarafından karşılanan prim tutarının, idare tarafından yüklenicinin hak edişlerinden kesileceği öngörülse de, yasanın amacına aykırı olan bu tebliğ hükmüne göre işlem yapılmasının mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinin 11.1. fıkrasına göre, sigorta primlerini ödeme yükümlülüğü davacıya ait olduğundan teşvikten de yararlanma hakkının davacıya ait olduğu, davalı tarafından Hazine'ce karşılanan (5) puanlık prim tutarının gerek davacı hak edişlerinden kesinti yapılması ve gerekse nakten tahsil edilmesinin yasaya aykırı olup, davacıya iadesi gerektiği, bilirkişi raporuna göre, davacının hak edişlerinden 2009/187383 nolu ihaleye istinaden kesilen 9.876,48 TL ile işlemiş faiz tutarı 1.164,07 TL, 2009/27168 nolu ihalaye istinaden kesilen 1.739,41 TL ile işlemiş faiz tutarı 208,53 TL olmak üzere toplam 12.988,69 TL'nin davacıya iade edilmesi gerektiği ve taleple bağlı kalınacağı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 15.09.2014 tarih ve 2014/6009 esas 2014/5640 karar sayılı ilamıyla, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz itirazlarının kabulü ile nedensiz zenginleşmede haksız iktisap tarihinden itibaren temerrüt faizi istenebilir ise de, somut olayda, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacağın tahsili kapsamında talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebileceği, hüküm altına alınan bedel yönünden davalı borçlunun, dava tarihinden önce BK'nın 101. (TBK'nın 117) maddesine uygun şekilde miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü iddia edilmediği gibi, bu yönde bir delil de ibraz edilemediğinden davacı tarafça dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan BK'nın 101. madde hükmüne uygun temerrüt ihtarı keşide edilmediği gözetilip, bilirkişi raporunda tespit edilen 11.616,09 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalının dava ile temerrüde düşürüldüğü gözden kaçırılarak ve 818 sayılı BK'nın 104/son madde hükmüne aykırı olarak faize faiz işletilmesi sonucunu da doğuracak şekilde, içinde işlemiş faiz tutarı bulunan 12.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, 5,20 TL harç ve takdiren 248,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 11.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.