Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/6942 E. 2015/7535 K. – Kayıt Kabul

Konu: Kayıt Kabul

Mahkeme
Yargıtay
Daire
23. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/6942
Karar No
2015/7535
Karar Tarihi
Konu
Kayıt Kabul

MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi DAVACI- TEMLİK EDEN : DAVACI- TEMLİK ALAN : Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müflis davalı şirket iflas idaresi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Temlik eden davacı şirket vekili, Müflis ... Boru Profil San. ve Tic. A.Ş. ile davacı şirket arasında 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde ........... 16. Noterliği'nin 14.02.2001 tarih ve 6745 yevmiye no'lu 07320 sayılı finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye ekli proforma faturada belirlenen malların davalıya finansal olarak kiralandığını, müflis şirketin bahse konu finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan 2008 yılının tamamı ile 2009 yılı için Mayıs ayına kadar doğan borçlarını yerine getirmemesi üzerine kiracı müflis şirket ile sözleşmede müşterek borçlu-müteselsil kefil olarak yer alan borçlulara Beşiktaş 3. Noterliği'nin 26.05.2009 tarih ve 18351 yevmiye sayılı ihtarnamenin keşide edildiğini, bahse konu şirket hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/16 E. sayılı dosyasından 18.12.2007 tarihinde iflas kararı verildiğini, davacı şirketin müflis şirket ile imzaladığı finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan 14.09.2009 tarih itibariyle belirlenen toplam 505.066,16 Euro (TL karşılığı 1.106.246,42) ve 134.229,24 USD (TL karşılığı 202.068,69) alacağın iflas masasına kaydı için 15.09.2009 tarihli dilekçe ile iflas müdürlüğüne başvurulduğunu, ancak iflas müdürlüğünün alacağın yargılamayı gerektirdiği için ret kararı verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 505.066,16 EURO (TL karşılığı 1.106.246,42TL) ve 134.229,24 USD (TL karşılığı 202.068,69 TL) olmak üzere toplam 1.308.315,11 TL alacağın (başvuru tarihi olan 15.09.2009 tarihi itibariyle) işlemiş ticari faizi ile birlikte tespiti ile masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava sırasında alacağı......... Yönetim A.Ş.'ye temlik etmiştir. Davalı vekili, davacının, iflas masasına 1.308.315,11 TL alacak kayıt isteminde bulunduğunu, davacının alacağı ile ilgili yeterli ve kesin belge sunamadığını, davacının ileri sürdüğü alacağın miktarı konusunda uyuşmazlık olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesi çerçevesinde davacının davalıya sözleşmeye konu malları teslim ettiği, bunun karşılığında davalının edimlerini yerine getirmediği, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/16 E. sayılı dosyasında davalının 18.12.2007 günü iflasına Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Temlik eden davacı tarafça, taraflar arasındaki 14.02.2001 tarihli finansal kiralama sözleşmesi kapsamında 15.09.2009 tarihi itibariyle belirlenen 1.308.315,11 TL'nin işlemiş faiziyle birlikte tespiti ile masaya kayıt ve kabulü istenmiştir. ....... 20.06.2014 tarih ve 5654 E., 4754 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; İflas tarihinden sonra doğan bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, masa borcu olup olmadığı yönündeki inceleme, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada, davacı, masa alacaklısı olduğunu iddia eden alacaklı, davalı ise iflas idaresidir. Dava sonunda verilen ve uyuşmazlık konusu alacağı masa borcu olarak kabul eden karar, bütün iflas alacaklılarını bağlar. Masa mevcudunun iflas masrafları ve masa borçlarını karşılayamadığı durumlarda bu masraf ve borçlar iflas alacaklıları arasında taksim edilemez. (İflas Hukukunda Sıra Cetveli Prosedürü ve Sıra Cetveline Karşı Müraacat Yolları, Öztek Selçuk, yayımlanmamış doçentlik tezi, s. 31 vd) .......... 02.02.2012 tarih ve 2011/4952 E., 2012/680 K. sayılı ilamı da bu yöndedir. İİK'nda masa borçları için İİK'nın 235/2. maddesinin ilk cümlesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından, tarafların her ikisi ya da birisi tacir değilse mahkemenin davanın 01.10.2011 tarihinden önce açılmış olması halinde HMUK'nın 1 ve 8. madde hükümlerindeki parasal sınıra göre Asliye ya da Sulh Hukuk, 01.10.2011 tarihinden sonra açılmış olması halinde miktara bakılmaksızın Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki, somut olayda dava 12.02.2010 tarihinde açılmış olup, taraflar tacir olduğundan 6762 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca dava, nispi ticari dava niteliğindedir ve 5/2. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. İflas masrafları ve masa borçları sıra cetvelinde yer alamayacağından, bunlar için iflas masası aleyhine genel mahkemede açılması gereken davada İİK'nın 235. maddesindeki süreler uygulanmaz. ..............12.07.2012 tarih ve 2576 E., 4886 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; kayıt kabul davaları, iflasından önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK’nın 235. maddesinden alan davalardır. İflas masasının safi (net) mevcudu (masaya giren mal, alacak ve haklar), "alacakların ödenmesine tahsis olunur" (İİK m.184,I,c.1). Buradaki "alacaklar" teriminden maksat, aslında yalnız "iflas alacaklarıdır." İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçları olup, iflas masasından istenebilir (masaya yazdırılabilir). İflas masasından istenebilecek (hatta, iflas alacaklarından daha önce ödenecek) olan, bir başka alacak çeşidi de masa alacaklarıdır. Bunun masa bakımından adı "masa borcudur." Masa borçları müflisin değil, (çünkü, müflisin iflas açıldıktan sonra masayı bağlayıcı nitelikte borçlanmasına imkân yoktur.) iflas masasının yaptığı borçlardır. Masa borçları, iflasın açılmasından iflas tasfiyesinin sonuçlanmasına kadar, iflas masası (masa adına iflas dairesi veya iflas idaresi) tarafından yapılan borçlardır. (İİK. m. 248, 303/2) Masa borçları iflas masasından tam olarak ödenir. (örn: İflas İflas masraflarına örnek olarak, iflas kararının ilanına ve gereken yerlere bildirilmesine ilişkin masrafları, defter tutma, malların muhafaza ve satış masrafları, iflas idare memurlarının ücretleri, paraya çevirme ve paylaştırmaya ilişkin harç ve masrafları sayılabilir. Masa borçları ise, iflasın açılmasından sonra ve devamı sırasında masa namına tekeffül edilen ve onun tarafından ödenmesi gereken borçlardır. Masa borçlarına örnek olarak, iflas idaresinin müflisin sanat veya ticaretinin devamı çerçevesinde akdettiği borçları, iflas idaresinin sebepsiz iktisap, haksız fiillerinden doğan borçları ve iflas idaresi tarafından tutulan avukatın vekalet ücretini sayabiliriz. İflas masrafları ve masa borçlarından masa sorumlu olup, müflis sorumlu tutulamaz. Masa alacaklısına alacağının masa tarafından karşılanmayan kısmı için aciz vesikası verilemez. (..., .., a.g.e s. 17-18) İflas masrafları ve masa borçlarına sıra cetvelinde yer verilmez. Ancak pay cetvelinde gösterilmelidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, ancak bu alacak masa borcu niteliğinde ise masadan tazmin edilir, değilse tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır. İflas idaresi, müflise ait işyerini masanın menfaatini gözeterek işletmeye devam ederse, diğer anlatımla müflisin yaptığı sözleşmeyi feshetmeyip benimser ise bu işletmenin borcu masa borcu niteliğindedir. Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve Öte yandan, İİK'nın 195/1. maddesinin "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü uyarınca mahkemece asıl davada davalının iflas tarihine kadar alacağı ve fer'ileri ile takip masrafları konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp, belirlenen tutarın kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. İİK'nın 195. maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır. İİK'nın 196/3. maddesi uyarınca asıl alacağa faiz işlemeye devam ederse de, bu ancak tasfiye bakiyesi kalırsa ayrıca ödenir. Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Somut olayda, davacı tarafça kaydı istenen alacağın, 05.11.2012 tarihli bilirkişi raporunda, Finansal Kiralama Kanunu ve sözleşme hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda müflisin iflas tarihi olan 18.12.2007 tarihinden sonra doğan finansal kira borcu olduğu ve bu şekliyle masa borcu niteliğinde olduğu denetime elverişli biçimde açıklanmış ve mahkemece de isabetli olarak bu şekilde kabul edilmiştir. Alacağın iflas idaresince benimsenmediğine, malın kiraya veren davacıya anılan Kanun'un 24. maddesi uyarınca iadesine dair bir karar ve iade işlemi, davacının da böyle bir iade talebi bulunmamakta olup, davalı iflas idaresi vekilinin sözleşmenin iflas ile birlikte sona erdiğine ve iflastan sonra masa borcunun doğmadığına dair itirazları ile temyiz itirazı isabetsizdir. Davacı tarafça alacağın masa borcu niteliği ile iflas masasınca tam ve iflas alacaklarından önce ödeneceği gözetilerek alacağın tahsiline karar verilmesi istenebilecek iken, iflas masasının dağıttığı iflas hissesi oranında ödenecek olan iflas alacakları gibi kayıt ve kabulüne Davacı tarafça, masa borcu niteliğindeki alacağının tahsilinin istenmesi mümkün iken, iflas alacaklarının talep şekline uygun olarak alacağın TL olarak "kayıt ve kabulü" istenmiş olup, mahkemece Euro cinsinden belirlenen "alacağın tahsiline" karar verilmesi, hem para cinsi, hem de hükmün niteliğine göre HMK'nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı olmuştur. Öte yandan, davacı tarafça gönderilen 25.05.2009 tarihli ihtarname, müflisin iflas tarihinden sonra keşide edilmesine göre, iflas idaresine gönderilmesi gerekirken, iflasla birlikte tasarruf yetkisi kalmayan müflis şirkete gönderildiğinden, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan BK'nın 101. maddesi hükmüne uygun temerrüt ihtarı niteliğinde değildir. Bu durumda mahkemece, belirlenen asıl alacağın TL cinsinden kayıt ve kabulüne, işlemiş faize yönelik istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazların kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.11.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Alacağı temlik eden davacı şirketin vekili, dava dilekçesinde iflas idaresine yaptığı kayıt ve kabul isteminin reddedildiğini açıklayarak, talep sonucu bölümünde masaya kayıt ve kabul isteminde bulunmuş ise de, dava dilekçesinde alacağın iflastan sonra doğduğuna ve iflas idaresinin masa borcuna ilişkin maddi vakıalara da dayanılmıştır. 04.06.1958 Gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HUMK'nın 74,75 ve 76. maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı talep sonucu ile bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. HMK'nın 24/1, 25, 26. madde hükümlerinde de aynı yönde düzenleme getirilmiştir. Ne var ki, alacağı dava sırasında temlik alan şirket vekili, 05.11.2012 tarihli bilirkişi raporu üzerine 24.12.2012 tarihli beyan dilekçesinde, alacağın masa borcu olduğu, sıra cetveline geçirilmesine gerek olmadığı, iflas masasından İİK'nın 248. maddesi uyarınca öncelikle ödenmesi gerektiği belirtilerek, davanın buna göre kabulü talep edilmiştir. Dava dilekçesinde, masa borcuna ilişkin maddi vakıalara dayanıldığına, Davacının, kayıt ve kabul istemiyle bağlı olduğunun kabulü halinde ise; dava 12.02.2010 tarihinde açılmış olup, dava açılmakla tamamlanmış işlemin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nın 185/2. maddesine göre, dava açıldıktan sonra davacı temlik, feragat ve ıslah dışında davalının rızası olmaksızın iddiasını genişletemez veya mahiyetini değiştiremez. Davalının, iddianın değiştirilmesine muvafakatı açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Davacının davayı değiştirmesi üzerine, davalı iddianın değiştirilmesine muvafakat etmediğini bildirmek suretiyle hemen buna itiraz etmezse ve özellikle iddianın esasına cevap verirse davayı değiştirmeye zımnen muvafakat etmiş olur. İddianın değiştirilmesine davalı tarafça muvafakati bulunmadığı şeklinde karşı çıkılmamış, hatta iddianın değiştirildiği dahi söz konusu edilmemiş olup, dava HUMK döneminde açıldığından, HMK'nın 141/1. maddesinin uygulanması mümkün olmayıp, ıslah ya da karşı tarafın açık muvafakati gerekmeden, iddianın zımnen değiştirilmesi olanağı mevcuttur. Öte yandan, davacı tarafça gönderilen 25.05.2009 tarihli ihtarname, müflisin iflas tarihinden sonra keşide edilmesine göre, iflas idaresine gönderilmesi gerekirken, iflasla birlikte tasarruf yetkisi kalmayan müflis şirkete gönderildiğinden ve dolayısıyla usulsüz olduğundan dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 101. maddesi hükmüne uygun temerrüt ihtarı niteliğinde değildir. Mahkemece de esasen benimsenen bilirkişi raporuna göre, masa alacağı hüküm altına alınmak istenmiş olup, davacının 14.09.2009 tarihi itibariyle hak ettiği asıl alacağın TL üzerinden masa alacağı olarak iflas idaresinden tahsiline, işlemiş faiz isteminin reddine isteminin reddi gerektiğine dair görüşü isabetli ise de, davacının alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü istemiyle bağlı olduğu ve buna göre kayıt ve kabule karar verilmesi gerektiği görüşüne katılamamaktayım. Çünkü, koşulları ve sonuçları farklı iki ayrı nitelikteki alacağın, hüküm fıkrasında birlikte karma biçimde yer verilmesi, hem iflas alacağı hem de masa borcu olarak nitelendirilmesi, hem tahsil, hem kayıt ve kabule Bu durumda, kararın HMK'nın 297/2. madde uyarınca açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde verilmesi gerekirken, infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulduğu gerekçesiyle, öncelikle bu nedenle (re'sen) bozulmasına, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bir bölümünün reddi ve sanki sadece masa borcunun tahsiline karar verilmişcesine, kararın, alacağın kayıt ve kabule karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek davalı yararına bozulması yönünde oluşan Sayın Çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/6942, K. 2015/7535, T. 14.09.2009, www.arakarar.com/karar/yargitay-23-hukuk-dairesi-2014-6942-e-2015-7535-k-456d7b12e91d