Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/6609 E. 2015/6629 K. – Kayıt Kabul

Konu: Kayıt Kabul

Mahkeme
Yargıtay
Daire
23. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/6609
Karar No
2015/6629
Karar Tarihi
Konu
Kayıt Kabul

MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müflise ait araçlardan dolayı motorlu taşıtlar vergisi borcundan ve gecikme cezalarından kaynaklanan ... alacağının iflas masasına kaydı talebinin ...'lik kısmının reddedildiğini, red kararının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan hazine alacağının iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekiline vekaletnamesini, delillerini ve celbi gereken hususlarla ilgili açıklamalarını sunması için HMK'nın 119. maddesi gereğince ara kararın tebliğinden itibaren bir hafta kesin süre verilmesine ilişkin 06.09.2012 tarihli ara kararın davacı vekiline 03.10.2012 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı vekilinin vekaletnamesini sunmadığı, müvekkilinin açık adresini bildirmediği, delilleri ve celbi gereken hususlarda hiçbir açıklamada bulunmadığı, HMK'nın 114/f maddesine göre vekili aracılığıyla takip edilen davalarda vekilin usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamesinin dosyaya sunulması dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/f ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle, usulden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, kayıt kabul istemine ilişkindir. Mahkemece, HMK'nın 114/f maddesine göre vekili aracılığıyla takip edilen davalarda vekilin usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamesinin dosyaya sunulması dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/f ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle, usulden reddine karar verilmiş ise de, 02.11.2011 tarihli 28103 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesinin (5) bendinde "İdareleri vekil sıfatıyla temsile yetkili olan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri ve avukatların bir listesi, idaresince yazılı olarak veya Adalet Bakanlığınca belirlenen esaslar dairesinde elektronik ortamda ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına, Bölge İdare Mahkemesi Başkanlıklarına; Askeri Savcılıklara ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına verilir. Bu listeler, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli yargı çevresinde, Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığınca idari yargı çevresinde bulunan mahkemelere gönderilir. Yüksek mahkemeler ve bölge adliye mahkemesindeki duruşmalarda temsil yetkisini kullanacakların isimleri ilgili mahkemelerin başsavcılıklarına veya başkanlıklarına bildirilir. Listede isimleri yer alanlar, baroya kayıt ve vekaletname ibrazı gerekmeksizin idare vekili sıfatıyla her türlü dava ve icra işlemlerini takip edebilirler. Vekil sıfatıyla temsil yetkisi sona erenlerin isimleri anılan mercilere aynı usulle derhal bildirilir." hükmü düzenlenmiştir. 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yukarıda açıklanan düzenlemesi karşısında davacı vekilinin ayrıca bir vekaletname ibraz etmesine gerek olmadığı nazara alınarak işin esasına girilerek, taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı gerekçeyle ve yazılı olduğu şekilde davanın usulden reddi doğru olmamıştır. Kabule göre de, mahkemece 06.09.2012 tarihli ara karar ile davacı vekiline vekaletnamesini, delillerini ve celbi gereken hususlarla ilgili açıklamalarını sunması için HMK'nın 119. maddesince ara kararın tebliğinden itibaren bir hafta kesin süre verildiği ve ara karar ekli tebligatın davacı vekiline 03.10.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de, kesin süreye uymamanın neticelerinin gerek ara kararda gerekse de davacıya çıkartılan tebligata derç edilmemiş olduğu, bu haliyle mahkemece verilen bir haftalık kesin sürenin usulüne uygun olmadığı hususu da gözetilerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/6609, K. 2015/6629, T. 16.10.2015, www.arakarar.com/karar/yargitay-23-hukuk-dairesi-2014-6609-e-2015-6629-k-2af32557895a