Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/6312 E. 2015/6689 K. – Kayıt Kabul
Konu: Kayıt Kabul
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2014/6312
- Karar No
- 2015/6689
- Karar Tarihi
- Konu
- Kayıt Kabul
MAHKEMESİ . Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, müvekkilinin davalı müflis şirketten iflas tarihi itibariyle 34.038.021,07 TL alacağı bulunduğunu, müflis tarafından İstanbul 3. ve 4. Vergi Mahkemeleri'nde müvekkili idare aleyhine dava açıldığını, davaların devam ettiğini, bu alacağın 34.009.074,88 TL'lik bölümünün iflas masası tarafından reddedildiğini, müflis tarafından Vergi Mahkemesi'nde dava açılmış olmasının alacağın masaya kaydedilmesini engellemeyeceğini ileri sürerek, reddedilen miktarın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müflis şirketin 05.03.2009 tarihi itibariyle... borcunun 551.034,83 TL olduğunu, katma değer vergisi iade alacağının 1.004.249,95 TL olduğunu, bu nedenle müflis şirketin borcunun bulunmayıp alacağının olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; bilirkişinin ek raporunda davacı tarafın iflas masasına kaydı gereken alacağının 9.077,713 TL olduğunu tespit ettiği, ne var ki aynı bilirkişinin kök raporunda iflas masasına kaydı gereken alacağın 9.880.764,19 TL olduğu belirlediği, davalı tarafça kök rapora itiraz edilmediğinden ek raporda daha az miktar belirtilmiş olduğu halde kök raporda belirtilen miktar yönünden davacı taraf yararına kazanılmış hak doğduğu gerekçesiyle, kök rapora uygun olarak davanın kısmen kabulü ile 9.880.764,19 TL.'nin iflas masasına 3. sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Dava, kayıt kabul istemine ilişkindir. Dairemizin 05.11.2014 tarih ve 8950 E; 6998 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; İflasın açıldığı ve adi tasfiye yapılacağı, İİK'nın 166 ve 219. maddeleri uyarınca amme idarelerine bildirildiği ve ilan yapıldığı için, amme idareleri, (amme) alacaklarını, (diğer alacaklılar gibi) iflas masasına yazdırmalıdırlar. Yani, iflas idaresi, bir amme alacağını, kendiliğinden (re'sen) nazara alarak, sıra cetveline yazmak zorunda değildir. İflas masasına yazdırılan bir amme alacağı o konudaki amme alacaklarının tahakkuku usulüne göre iflastan önce kesinleşmişse veya iflası açıldıktan sonra kesinleşirse, bu kesinleşme, iflas idaresi için de bağlayıcıdır; o (kesinleşmiş) amme alacağının sıra cetveline kabul edilmesi gerekir. İflas idaresi, kesinleşmiş bir amme alacağını sıra cetveline kabul etmezse (reddederse), amme alacaklısı, sıra cetveline itiraz davası açabilir (İİK. m.235, II c.1) Alacakları özel hukuktan doğan ve sıra cetveline kabul edilmiş olan iflas alacaklıları, o konudaki amme alacaklarının tahakkuku usulüne göre kesinleşmiş ve bu nedenle sıra cetveline kabul edilmiş olan bir amme alacağından dolayı, alacaklı amme idaresine karşı amme alacağının esası hakkında sıra cetveline itiraz (kayıt terkini) davası (İİK. m.235, II c.2) açamazlar. Ancak, iflas alacaklıları, amme alacağına sıra cetvelinde verilen sıraya itiraz edebilirler; bu itiraz sıraya itiraz niteliğinde olduğundan, iflas alacaklıları, amme idaresine karşı ticaret mahkemesinde sıra cetveline itiraz (kayıt terkini) davası açabilirler (İİK. m.235, II c.2). İflas masasına yazdırılan bir âmme alacağı o konudaki âmme alacaklarının tahakkuku usulüne göre kesinleşmiş değilse, iflas idaresinin, o âmme alacağını, hakkında hiçbir karar vermeden, sıra cetveline yazması gerekir. Bu halde müflisin o âmme alacağına karşı başvurabileceği idari yargı yoluna (idare veya vergi mahkemesinde itiraz yoluna), müflis yerine, iflas idaresi başvurur. Buna rağmen, iflas idaresi, kesinleşmemiş bir âmme alacağının sıra cetveline yazılması talebini reddederse, âmme idaresi, iflas idaresi aleyhine (m.235, II c.1 hükmüne göre) ticaret mahkemesinde sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açabilir. Bu davada, ticaret mahkemesi, âmme alacağının esası (mevcut olup olmadığı) hakkında bir inceleme yapamaz; iflas idaresinin âmme alacağına karşı idari yargı yoluna başvurmak (idare veya vergi mahkemesinde dava açma) hakkı saklı kalmak üzere, âmme alacağının sıra cetveline kaydına karar verir. İflas idaresinin kesinleşmemiş bir amme alacağının sıra cetveline yazması halinde, diğer iflas alacaklıları, amme alacağı hakkında (alacaklı amme idaresine karşı) sıra cetveline itiraz davası açamazlar; ancak, iflas idaresinden, o alacağa karşı idari yargı yoluna başvurmasını talep edebilirler. İflas idaresi (ve ikinci alacaklılar toplanması) o amme alacağına karşı idari yargı yoluna başvurmak istemezse, bu davayı açma hakkı, (İİK'nın 245. maddesine göre) isteyen alacaklıya (veya alacaklılara) devrolunur. İflas idaresi, masaya yazdırılan amme alacağını miktar olarak aynen kabul eder (sıra cetveline yazar) ve fakat alacaklı amme idaresinin bildirdiği sırayı kabul etmezse, yani, amme alacağını iddia edilenden başka bir sıraya yazarsa, o zaman, alacaklı amme idaresi, sıra cetveline karşı icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir (m.235, IV). Yukarıda da belirtildiği gibi, iflas idaresi, amme idaresinin iflas masasına amme alacağı olarak yazdırmak istediği alacağın, amme alacağı olmadığı, bilakis özel hukuktan doğan bir alacak olduğu kanısına varırsa, (diğer özel hukuktan doğan alacaklar gibi), amme idaresinin yazdırdığı alacağın kabul veya reddine karar verebilir. İflas idaresi alacağın reddine karar verirse, amme idaresi, buna karşı iflas idaresi aleyhine sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açabilir (m.235, II c.1). Alacağı sıra cetveline yazılan (alacaklı) amme idaresi, sıra cetveline kabul edilen diğer alacaklıların alacaklarına veya sıralarına itiraz edebilir ve onlara karşı sıra cetveline itiraz davası açabilir (m.235, II c.2). ..., İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2. Baskı, 2013, Ankara, Sh. 1339 vd.) Kamu alacağının haklı olup olmadığını iflas idaresinin ya da kayıt kabul davasına bakan mahkemenin inceleme yetkisi bulunmayıp, bu konuda karar vermek görevi idari yargınındır. Bir kamu alacağının kaydetmeyen iflas idaresi kararına karşı kamu alacaklısı olan kamu idaresini, iflas masasına karşı kayıt kabul davası açmaya zorlamak yerine, vergi alacağının masaya kaydedilmesi ve bu alacak iddiasına karşı müflis yerine iflas idaresinin idari yargıya başvurması gerekir. ... Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, 2. Bası, Ankara, 2002, Sh. 647, 648). Kamu idaresinin, alacağını iflas masasına yazdırması için idari yargıda dava açması gerektiğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. H.D.'nin 01.12.1987 tarih ve 4284 E., 6743 K; YHGK'nın 28.04.1993 tarih ve 19-65 E., 182 K; Yargıtay 19. H.D.'nin 17.01.2002 tarih ve 2001/6539 E; 2002/238 K; 23.01.2003 tarih ve 2002/5642 E., 2003/503 K; 25.09.2008 tarih ve 6379 E; 8813 K; 09.06.2010 tarih ve 4283 E., 7181 K. ilamları bu yöndedir.) Bu durumda, mahkemece, davacının iddia ettiği gibi, iflas idaresi kamu alacağına karşı idari yargı yoluna dava açmış ise, açtığı dava sonunda verilecek kararın iflas idaresince dikkate alınacağının tabiî bulunduğu gözetilerek, şayet dava açmamış ise idari yargı yoluna dava açma hakkı saklı kalmak üzere, her iki durumda da kamu alacağının kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken, kamu alacağının esası hakkında inceleme yapıp yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 2- Bozma nedenine göre, davacı vekilinin diğer, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.