Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/497 E. 2013/28873 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/497
- Karar No
- 2013/28873
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı cevabında; davacının onay verilmediği halde kendi kendini izine ayrıldığını, devamsızlık sebebiyle iş sözleşmesinin fehsedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplamalar göre alacakların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekilince süresinde temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Dosya içeriğinden, 23.03.2009 tarihinden itibaren işyerinde kurye olarak çalışan davacının devamsızlık yaptığı gerekçesi ile 30.03.2011 tarihli fesih bildirimi iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği iddiasında bulunulduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı 19.03.2011 tarihinde dilekçe ile yedi günlük izin kullanmak istediğini bildirildiği halde bölge müdürülüğü tarafından isteğine müspet ve menfi cevap verilmediğinden 21.03.2011 tarihinde işyeri temsilcisine haber vererek izne ayrıldığını beyan ettiği, işverence bu tarihi takip eden günler için devamsızlık tutanakları tutulduğu ve iş sözleşmesinin bu gerekçe feshedildiği açıktır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 60. maddesi'nde, "Yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ve işverence tutulması zorunlu kayıtların şekli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle gösterilir" şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan madde uyarınca hazırlanarak yürürlüğe konulmuş olan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'nin 7. Maddesi'nde, işçinin izin isteğini en az bir ay önceden işverene bildirmesi gerektiği açıklanmış, 8. madde'de ise işverenin işçinin izin kullanma tarihi ile bağlı olmadığı, işçinin talebi ve iş durumu dikkate alınarak izin döneminin belirleneceği ifade edilmiştir. Yıllık ücretli izin yönetmeliğinde de belirtildiği üzere yıllık izin kullanılacağı zamanı belirlemek işverenin yönetim hakkı kapsamında kalmaktadır. İşverenin bu hakkının iyi niyet kuralları çerçevesinde kullanılması gerektiği açıktır. Bir başka anlatımla, işçinin anayasal temeli olan dinlenme hakkının, işyerinin gereklerine uygun biçimde ve mümkün olduğunca işçinin talebi çerçevesinde kullandırılması gerekir. İşverenin bu noktada yönetim hakkını kötüye kullanmasının kanunlar karşısında korunmayacağı kabul edilmelidir. Davacı yönetmelikte açıklandığı gibi bir ay önce izin talebinde bulunmadığı gibi, yıllık izin isteğinin onaylanmasını beklemeden dilekçeyi verdiği tarihten iki gün sonra kendisini izinli sayarak işyerinden ayrılması olayında usule uygun bir izin kullanımından sözedilemez. Olayda davalının kötüniyetle hareket ettiği de ispat edilemediğinden işverenin feshinin haklı sebebe daynadığının kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekir. 3-Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan şahitlerin anlatımlarına değer verilemez. Somut olayda, bilirkişi davalı ve davacı şahit beyanlarına göre ayrı ayrı fazla mesai hesabı yapmış olup her iki hesap arasında iki katı tutarından fazla fark oluştuğu halde mahkemece şahit beyanları arasındaki çelişki giderilmeden davacı şahit anlatımlarına değer verilerek yüksek hesaplanan tutara göre karar verilmesi isabetli olmuştur. Davalı şahitleri davacının çalıştığı işyerinin iş hacminin düşük olduğunu fazla çalışmayı gerektiren bir durum olmadığını da iddia etmektedirlerdir. Mahkemce şahitlerin beyanları arasındaki çelişkinin giderilememesi duurumunda, şube işyerinin işlem hacmine göre davalı şahitlerinin anlatımından daha fazla bir çalışmayı gerektirip gerektirmediği konusunda gerektiğinde işyeri belgleri üzerinde yaptırılacak inceleme ile bilirkişiden görüş alarak fazla mesai konusunun açıklığa kavuşturulması gerekir. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.