Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/27215 E. 2013/22337 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/27215
Karar No
2013/22337
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir. Davalı, davacının iş sözleşmesinin sözleşmenin süresinin dolması ve iş arkadaşları ile uyumsuz olduğu, sorumluluklarını yerine getirmediğinden dolayı haklı ve geçerli sebeple feshedildiğinden bahisle davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının 12.12.2011-13.09.2012 tarihleri arasında dokuz ay davalıya ait işyerinde satış temsilcisi olarak çalıştığı, işin niteliğine göre iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu, iş sözleşmesinin, yönetim anlayışı uyuşmazlığı ve karşılıklı fikir ayrılığı sebebiyle işverence feshedildiği, fesih sebebinin açık ve net bir şekilde açıklanmadığı, feshin bu sebeple geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Dosya içeriğinden, mahkemece 2012/259 esas sayılı dava dosyasında verilen 20.12.2012 tarihli davanın reddine dair verilen kararın, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 25.03.2013 tarih ve 2013/3698 esas 2013/4354 karar sayılı ilamı ile 'Mahkemece hatalı değerlendirme sonucu işin belirli süreli iş sözleşmesine dayalı olarak yapıldığından bahisle sürenin sona ermesi nedeniyle iş sözleşmesinin feshinin geçerli fesih sayılarak davanın reddine karar verilmiş ise de sözleşmenin işin başından beri belirsiz süreli olarak kabulü ile işin esasına girilerek bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.' gerekçesiyle bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulduğu, davacının 12.12.2011-13.09.2012 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde satış elemanı olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 13.09.2012 tarihli fesih bildirimi ile, "Yönetim anlayışı uyuşmazlığı ve karşılıklı fikir ayrılığı nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 17 ve 18. Maddelerince 13.09.2012 tarihi itibariyle feshedildiği", davacı hakkındaki şikayet dilekçelerinde, 07.09.2012 tarihli dilekçe ile Jale Öktem'in, davacının bizzat gösterdiği becerileri sergilemesini beklediğini söylediği halde, yerine getirmeme konusunda ısrarcı davrandığı ve sergilemediği, 15.08.2012 tarihli dilekçe ile Eray Pekcan'ın, davacının, bir kere satışını aldığına şahit olduğunu, müşterinin kendi ismini verdiği halde davacının satışı kendi üzerinden yaptığını, 10.09.2012 tarihli dilekçe ile Dilek Demirtaş'ın, davacının çalışma saatleri arasında ara ara şhift saatleri içinde AVM içinde alışverişe çıkarak 1-2 saat standa uğramadığını, kendilerini zor durumda bıraktığını, hasta olmadığı halde rapor alarak iş akışını zorladığını, şiftinden erken çıktığını, geç geldiği, satış yaparken hırçın davranıp ara ara kendilerini kırdığını, stanttaki görev dağılımlarına veya temizliğe katılmadığını, Eda Yirmibeşoğlu'nun, 07.09.2012 tarihli dilekçesinde, Dilek Demirbaş'ın kendisini arayarak, davacının olumsuz davrandığını, broşür dağıtmadığını, broşür dağıtmanın görev tanımında olmadığını, kendilerininde dağıtmaması gerektiğini söylediğini, bu konuda baskı yaptığını, kendisi ve Meltem'in verilen işleri yaptıkları sırada, davacının kendilerine güldüğünü, dalga geçtiğini, stantda yapılması gereken işleri siz daha yenisiniz dosyalama ve temizlik işlerini siz yapacaksınız diyerek yapmadığını, kendisine bildirdiğini, bu duruma Jale Öktem' inde tanık olduğunu, 02.09.2012 tarihli dilekçesinde, davacının hedefinin %38'ini gerçekleştirdiğini, diğer çalışanların hedeflerini tamamladığını, araması gereken dataları aramadığını, alması gereken randevuları hedefini tutturamadığı için bir sonraki aya bırakmayı tercih ettiğini, kapanış gereken son üç günü ise raporlu geçirdiğini, 19.09.2012 tarihli dilekçesinde, davacının arkadaşlarının yaptığı satışları kendi ismine yazdığı konusunda şikayetler geldiğini, bunun sayısının çok olduğunu, 08.09.2012 tarihli dilekçesinde, 08 Eylül'de standı aradığında davacının mesaisini 02:30 dk erken terk ettiğini öğrendiğini, 09.09.2012 tarihli dilekçesinde, davacının 5-8 Eylül arasında yapılan broşür dağıtarak standa yönlendirme işini yapmadığını, bu göreve hazır olmadığını beyan ettiği, bu temel görevini iki kez yapmadığı hususlarını belirttikleri, davacıdan 02.09.2012 tarihinde, 01-31 Ağustos hedeflerinin %29'luk kısmını tamamladığı, ay içerisinde yapması gereken data aramalarını yapmadığı, üye randevularını almadığı sebebiyle savunmasının istendiği, davacının savunma vermekten imtina ettiği, 07.09.2012 tarihinde, davacının 5-8 Eylül tarihleri arasında dağıtılması gereken broşürleri dağıtmadığı sebebiyle savunmasının istendiği, davacının savunma vermekten imtina ettiği, 09.09.2012 tarihinde, davacının 08.09.2012 tarihinde mesaisini iki saat otuz dakika erken terk ettiği sebebiyle savunmasının istendiği, davacının savunma vermekten imtina ettiği, 19.08.2012 tarihinde, davacının kendisine ait olmayan üyelerin satışlarını kendi üzerine aldığı ve çalışma arkadaşlarının hakkını alarak haksız kazanç elde ettiği sebebiyle savunmasının istendiği, davacının savunma vermekten imtina ettiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davacının olumsuz davranışlarına dair işyeri dosyasında sunulan şikayet dilekçelerinin dosyaya sunulduğu, davacının sunulan bu delilleri kabul etmediği, davalının cevap dilekçesinde şahit deliline dayandığı ancak şahitlerinin isimlerini bildirmediği anlaşılmış olup, davalıdan şahitlerinin isimlerini bildirmesi istenilerek, bildirilecek davalı şahitleri ile birlikte davacı şahitleri de dinlenerek, davacının olumsuz davranışlarda bulunup bulunmadığı tesbit edildikten sonra feshin geçerli sebeple yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken, davalının şahit delili değerlendirilmeyerek savunma hakkı kısıtlanarak, fesih sebebinin açık ve kesin olmadığına dair hatalı yorum ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/27215, K. 2013/22337, T. 25.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2013-27215-e-2013-22337-k-63c22ef48ef4