Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/25507 E. 2013/20713 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/25507
- Karar No
- 2013/20713
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının çocuğunu şirket aracıyla okula bırakması gerekçe gösterilerek iş sözleşmesinin davalı işverence feshedildiğini, feshin haksız olduğunu ileri sürerek, yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine ya da öngörülen tazminat ücret ve diğer sosyal haklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının şirket işlerini yapmak için tahsis edilen aracı şahsi işlerinde kullandığının tespit edildiğini, iş sözleşmesini haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, iş sözleşmesinin feshinin geçerli veya haklı sebebe dayandığının davalı işverence ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır. Davacının, işyerinde pazarlama bölüm müdürü olarak görev yaptığı ve iş sözleşmesinin, kendisine görev gereği tahsis edilen aracı şahsi işleri için kullandığı gerekçesi ile sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Bu husus taraf beyanları ve dosya içindeki internet yazışmaları ile sabit görülmüştür. Davacının birkaç kez tekrar eden bu eyleminin işverene bağlılık kuralı ile uyuşmadığı, işverenden habersiz yapılan bu davranışların aynı zamanda dürüstlük kuralına da aykırılık oluşturduğu, varılan aşamada taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği ve iş ilişkisinin sürdürülmesinin normal şartlarda işverenden beklenemeyeceği anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekirken, aksine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 04.10.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.