Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/24962 E. 2013/27147 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/24962
- Karar No
- 2013/27147
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının, davalı şirkette çalıştığını, işverenin davacı ile birlikte birçok çalışanına gelecekte hak mahrumiyetine neden olacak tüm işçilik haklarını ortadan kaldıracak nitelikte boş belgeler imzalatmak istediğini, bu belgeleri imzalamayanların iş yerinde çalışmasına devam etmesine izin vermeyeceğini söyleyerek davacıyı diğer arkadaşları ile birlikte işten çıkarttığını belirterek müvekkilinin ihbar ve kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, işçinin işyerini kendi iradesi ile terk ettiğini, diğer taleplerinin de ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, iş sözleşmesinin tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin davalı işveren tarafından ispatlanamadığı değerlendirilerek, delil durumuna göre istekler kısmen hüküm altına alınmıştır. Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. ve 37. maddelerinin işverene bu konuda bazı yükümlülükler de gözardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta primi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmiş olması, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında taraflar delillerinin değerlendirilmesi sırasında, işverence düzenlenmesi gereken bu tür belgelerin düzenlenmiş olup olmamasının da gözetilmesi gerekir. İş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı durumlarda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalıdır. Dosya içeriğine göre, dosyada davacının çalışmasına ilişkin bir kısım imzalı bordrolar sunulmuştur. Bu belgelerde yer alan ücret miktarı aylara göre değişkenlik arz etmektedir. Yargılama sırasında emsal ücret araştırmasına gidilmiş olup, İstanbul Ticaret Odası ve Tümtis Sendikası nezdinde araştırma yapılmıştır. Mahkemece sendikanın bildirdiği ücret seviyesinden gerçekleştirilen hesaplamalara göre isteklerin hüküm altına alınması dosya içeriği ile örtüşmemektedir. İstanbul Ticaret Odasının bildirdiği emsal ücret seviyesinin esas alınması delil durumuna daha uygun olup, işçilik alacaklarının bu miktar dikkate alınarak hesaplatılmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir. 3-Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık konusu da, tazminatlara esas ücretin tespitinde ikramiyenin dikkate alınıp alınmayacağı hususundadır. Hükme dayanak bilirkişi raporunda, davacının iddiasına göre ikramiye eklemesi yapılarak brüt giydirilmiş ücret hesaplanmıştır. Dosya içeriğinde, bordrolarda ikramiye yer almamakta olup, işyerinde ikramiye uygulaması bulunduğunu gösterir başkaca delil bulunmamaktadır. İkramiye aldığını davacı kanıtlayamadığından, tazminatlara esas ücretin tespitinde ikramiye eklemesi yapılması da hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 29.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.