Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/4251 E. 2012/18369 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/4251
- Karar No
- 2012/18369
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan, işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının iş başvuru formunda kendisine yöneltilen "mahkemede sanık olarak yargılanıp yargılanmadığı" sorusuna herhangi bir mahkemede yargılanmadığını beyan ettiğini, şirket adresine davacı adına gelen tebliğ evrakında davacının isminin sanık olarak yazıldığını yapılan incelemede davacının ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/1232 esas sayılı dosyasında sanık olarak emniyeti suistimal suçundan yargılandığının tespit edildiğini, bu bilgiye ulaştıktan sonra davalı işverenin davacıyı işte çalıştırmasının beklenemeyceğini, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece davacının yargılanmasının işyerindeki çalışmasına ne şekilde olumsuz etki yaptığını somut olarak ortaya konulmadığı, davacının fesih tarihine kadar olan çalışmasından dolayı hakkında olumsuzluktan bahsedilmediği, davalı işyeri ile hiçbir alakası olmayan bir dava bildirilmemesi sebebi ile iş sözleşmesinin feshinin hakkın kötüye kullanılması olduğu, ceza dosyasının derdest olduğu, davacının cezalandırılıp cezalandırılmayacağının belli olmadığı gerekçesi ile işe iade kararı verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda 25.08.2010-21.08.2011 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi iş başvuru formunda kendisine yöneltilen ilgili soruda sanık olarak her hangi bir mahkemede yargılanmadığını beyan etmesine karşın şirket adresine gelen tebliğ kağıdında sanık olarak yazılması, emniyeti suistimalden yargılandığı bilgisine ulaşılması, işverenine yalan beyanda bulunması ve bu olayın işverenin güvenini sarsması sebebi ile haklı sebeple feshedilmiştir. Feshe sebep olarak gösterilen davacının iş başvuru formunda "her hangi bir nedenle mahkemeye çıktınız mı" sorusuna davacının; evet kutucuğunu işaretlediği, "şahitlik" yanına da parantez içinde "aile içi hukuk" yazdığı anlaşılmaktadır. Davacı iş başvuru formunu doldurduğu tarihten önce ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinde hizmet sebebi ile güveni kötüye kullanma suçundan 14.04.2010 tarihinde ilk celsede sanık olarak ifade vermiştir. Davacı işe başvuru sırasında tam bilgi vermeyerek hakkında yapılan soruşturma ve davayı gizlemiştir. Yüklenen suçun niteliği dikkate alındığında gizlediği bilgiler işverenin güvenini zedeleyecek niteliktedir. Davacının davranışları sebebi ile davacıya duyulan güvenin zedelendiği gözönüne alındığında fesih geçerli sebebe dayanmaktadır. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 40,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 14.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.