Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/26782 E. 2013/20293 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/26782
- Karar No
- 2013/20293
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıya ait işyerinde 18.04.2008-04.08.2011 tarihleri arasında çalıştığını fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacının hak kazandığı fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacaklarının eksiksiz ödendiğini ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma iddiasını tanık beyanları ile ispatladığı, işveren tarafından bu çalışmalarının karşılığı olan ücret alacaklarının ödendiğine ilişkin delil ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir . 2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma iddiasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, bu çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma veya ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, bordrolarda işçinin ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 63. maddesinde çalışma süresi haftada en çok 45 saat olarak belirtilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 41. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıdır. İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, sadece kalan yüzde elli kısmı ödenir. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık ikiyüzyetmiş saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacının aylık ücretine fazla çalışma ücretlerinin dahil olduğu belirtilmiştir. Davacının aylık ücretinin asgari ücretin üzerinde olduğu anlaşılmaktadır . Bu durumda, yıllık ikiyüzyetmiş saati aşan çalışma süresi yönünden hesaplama yapılması gerektiğinin dikkate alınmaması isabetsizdir. Kabule göre ise; hükme esas alınan bilirkişi raporundadavacının 18.04.2008-01.08.2009 tarihleri arasında gerçekleşen çalışma döneminde, haftada yedi gün 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de; davacı tanıklarının anılan dönemde haftada yedi gün çalışıldığı yönünde beyanları bulunmamaktadır. Davacı tanıklarından biri, çalışmanın haftada altı gün devam ettiğini günde oniki saat çalışıldığını, diğeri ise anılan dönemde oniki saat çalışma yirmidört saat dinlenme esası çalışmanın devam ettiğini bildirmiştir. Tanık anlatımları arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidilmesi ve anılan dönemde hafta yedi gün çalışıldığının kabul edilmesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir . Ayrıca dosya içerisine ibraz edilen ücret bordrolarında ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretlerinin tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Ücret bordroları imzasız olmakla birlikte tahakkuk ettirilen miktarların davacının banka hesabına yatırıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda, uyuşmazlık konusu bu alacak için ödeme yapılan dönemler dışlanarak hesaplama yapılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır . Hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi isabetsizdir . Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.