Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/13189 E. 2012/19813 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/13189
- Karar No
- 2012/19813
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücretli izin, boşta geçen süre ücreti, iş güvencesi tazminatı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; müvekkilinin 14.09.2005-09.07.2007 tarihleri arasında davalı belediyede büro elemanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden yokken feshedildiğini, buna ilişkin açtıkları işe iade davasında davacının işe iadesine karar verildiğini, davacının süresi içinde başvurmasına rağmen davalının işe başlatmadığını, davacıya bir kısım ödemede bulunulduğunu ifade ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, boşta geçen süre ücreti, iş güvencesi tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacının, eşinin... Jandarma Karakolunda astsubay olarak görevli iken işe alındığını, bilahare eşinin Tunceli’ye tayini çıkınca adres bırakmadan...’den ayrıldığını, işe iade kararı üzerine davacı vekilinin talebiyle davacının hesabına 4.544,04 TL ödemenin yapıldığını, davacının adres bırakmadan...’den ayrılması sebebiyle yazışmaların davacı vekili ile yapıldığını, 18.02.2008 tarihli, ve 503 sayılı yazı ile davacının işe başlamasının davacı vekiline tebliğ edildiğini, davacı vekilinin bu yazının iyiniyetle bağdaşmadığını bildirdiğini, davacının ise işe başlamadığını, buna karşın daha sonra davacının müvekkili belediyeye kendisinin başvurarak işe başlamak istediğini beyan ettiğini ve belediyenin de davacıyı işe başlatacağını tebliğ ettiğini, ancak davacının büroda çalışmak üzere işe başlatılmamasını bahane ederek kanuni haklarını tekrar talep ettiğini, ayrıca davacının eşinin Tunceli’ye tayini çıkması nedeniyle zaten müvekkili belediyede çalışamayacağını, müvekkili belediyenin davacıya her türlü parasal haklarını ödediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, kesinleşen işe iade kararı üzerine davacının süresi içinde işverene başvurduğu ancak davalı işverenin süresi içinde davacıyı işe başlatmadığı, boşta geçen süre ücretinin davalı işveren tarafından ödendiği, buna karşılık davacının işe başlatmama tazminatı, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık davacı işçi tarafından işe iade başvurusunun zamanında yapılıp yapılmadığı, işverenin yine süresi içinde davacıyı işe başlatma iradesini ortaya koyup koymadığı noktasında toplanmaktadır. Geçersizliğine karar verilen feshin hükümsüz olabilmesi için işçinin kendisinin ya da vekilinin feshin geçersizliğine ilişkin kesinleşen ilamın kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene işe başlatılmak için başvurması zorunludur. İşe başlatma başvurusu bizzat işçi tarafından yapılmak zorunda değildir. İşçinin vekili tarafından da bu başvuru yapılabilir. Bu başvuru yapıldıktan sonra işverenin bir ay içinde işçiyi iade edildiği işe başlatma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülüğe uymamanın yaptırımı ise iş güvencesi tazminatı olarak belirlenmiştir. İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini bir ay içinde işçiye bildirmesi gerekir. Tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde, bundan işveren sorumlu tutulamaz. İşverence kanuni süre içinde gönderilmiş olsa dahi, işçinin bir aylık işe başlatma süresi aşıldıktan sonra eline geçen bildirim üzerine makul bir süre içinde işe başlaması gerekir. Burada makul süre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla iki günlük süre olarak değerlendirilebilir. İşçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 56. maddesinin son fıkrasındaki izinler için öngörülen en çok dört güne kadar yol süresi makul süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçinin en fazla dört gün içinde işe başlaması beklenmelidir. Diğer taraftan işçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve şartları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir. Somut olayda feshin geçersizliğine ilişkin kararın 07.01.2008 tarihinde kesinleştiği ve 17/01/2008 tarihinde davacı vekiline kalemde tebliğ edildiği, tebliğ üzerine davacı vekilinin davacının işe başlatılması için davalı işverene süresi içinde 21.01.2008 tarihinde yazılı olarak başvurduğu anlaşılmaktadır. Bundan sonra işveren tarafından işe başlatma başvurusunda bulunan işçinin vekiline bir aylık süre içinde 18/02/2008 keşide 19.02.2008 tebliğ tarihli işe başlatma yazısı tebliğ edilerek davacının 20.02.2008 tarihinde işe başlaması gerektiğinin bildirildiği görülmektedir. Bu husus ise davacı vekili tarafından 29.02.2008 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş olup davacı tarafından aynı tarihte davalı belediyeden hak ettiği tazminatlar ve kanuni haklar talep edilmiştir. Davacının işe başlatma yazısını tebliğ alması üzerine makul sürede (dört gün içinde) işe başlaması gerekirken kanunda öngörülen bir aylık süre geçtiğinden bahisle tazminat ve alacaklarını istemesi ve davacının profesyonel asker olan eşinin tayininde Tunceli’ye çıkması birlikte dikkate alındığında davacının işe başlama konusunda samimi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının süresi içinde işe iade için başvurmadığı kabul edilerek hüküm altına alınan alacaklardan iş güvencesi tazminatı talebinin reddi ile geçersizliğine karar verilen ancak süresinde başvurmama neticesinde geçerli hale gelen fesih tarihi itibariyle kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 26.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.