Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2011/13433 E. 2012/5510 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/13433
Karar No
2012/5510
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının 24.06.2005 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 31.05.2010 tarihli fesih öncesinde davalı şirkette dispeçer-uçuş harekat uzmanı olduğunu, davacının işveren tarafından sözlü olarak işten çıkartıldığını, yazılı fesih bildirimi yapılmadığını, davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili; davacının görevlendirildiği 28.05.2010 tarihli Kabil Base Uçuş Operasyonunda görevlendirildiğinin sözlü olarak bildirilmesine rağmen görevini yerine getirmeyeceğini bildirdiği, kendisinin bu tür görevden kaçınmasının şirketi zor durumda bıraktığını, bu nedenlerle iş aktinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-h bendi gereğince geçerli bir nedenle feshedildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davacının iş aktinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-h maddesi gereğince kendisine verilen görevin yapılmaması nedeniyle feshedildiği, davacının daha önce görevini yapmaması nedeniyle uyarıldığına ilişkin herhangi bir yazılı delil ve iddia bulunmadığından 4857 sayılı Kanun'un 25/2-h maddesinin şartlarının oluşmadığı, fesih bildiriminin 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince yazılı yapılıp, fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmesi gerektiği ancak söz konusu şekil şartlarının da gerçekleştirilmediği, geçerli nedenle bir fesih söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, 4857 sayılı Kanun'un 109. maddesinin bir sonucudur. Ancak yazılı şekil şartı, geçerlilik koşulu olmayıp ispat şartıdır. Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur ve bundan tek taraflı olarak dönülemez. Ulaşma muhatabın hakimiyet alanına girdiği andır. Ancak 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin birinci fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun'un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. Ancak, 4857 sayılı Kanun'un “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlığını taşıyan 25. maddesinin son fıkrasına göre işverenin haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshettiği durumda fesih bildiriminin yazılı yapılması koşulu aranmaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Dosya içeriğine göre, davalı şirkette fesih tarihi öncesinde davacının dispeçer olduğu, davacı hakkında “28.05.2010 tarihinde Kabil Basedeki operasyonun gerçekleştirilmesi için Kabile uçması ve yapılan programın sözlü olarak bildirilmesine karşılık, Kabil Basede yapmayacağını bildirmiştir. Kendisinin görevi kabul etmesi gerektiği aksi halde şirketin zor durumda kalacağı ve uçuş güvenliğinin tehlikeye düşeceği hatırlatılmasına rağmen göreve gitmemekte ısrar etmiştir.” şeklindeki eylemine ilişkin düzenlenen tutanağın baş dispeç yardımcısı, baş dispeç ve uçuş işletme başkanı çalışanlarca imzalandığı anlaşılmıştır. Davacının 28.05.2010 tarihinde Kabil Base Uçuş Operasyonunda görevlendirildiği, bu hususun sözlü olarak bildirilmesine rağmen görevini yerine getirmediği, davacının ekip çalışmasını zorlaştıran ve uçuş güvenliğini tehlikeye düşüren davranışının haklı neden ağırlığında olmasa da işyerinde olumsuzluklara yol açtığı, karşılıklı güven ilişkisini sarstığı ve işin yürütümünü bozucu nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bu davranışları sonucunda iş ilişkisinin işveren açısından devamının beklenmez bir hal aldığı sabittir. İş sözleşmesinin feshi davacının davranışından kaynaklanan geçerli nedene dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 26.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/13433, K. 2012/5510, T. 26.03.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2011-13433-e-2012-5510-k-5b2304fc55bd