Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2011/12266 E. 2011/10598 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/12266
- Karar No
- 2011/10598
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı,1.6.1997-1.10.2008 tarihleri arasında tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitine aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, 6111 sayılı kanundan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu,işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı ilk prim kesintisini takip eden aybaşından 01.10.2008 tarihine kadar tarım ... sigortalısı olduğunun tespitini, 4.5.2011 tarihli dilekçesi ile de 6111 sayılı Yasadan yararlanmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 1.6.1997 – 31.12.1997, 1.5.1999 – 1.10.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine fazla sürelere ilişkin talebin reddine, aksine kurum işleminin iptaline ve davacının 6111 sayılı Yasadan yararlanma hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 83. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır. Somut olayda davacının dava dilekçesinde yapılandırma yasasından yararlandırılması konusunda bir talebi bulunmadığı ve dava konusu yapmadığı bir konuda ıslahla talepte bulunamayacağı halde mahkemece bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir. Mahkemenin kabul şekli bakımından da söz konusu ıslahın maktu ıslah harcı yatırılmadan yapılmasına göre, usulüne uygun olmayan ıslaha değer verilip, hüküm kurulması yanlış olmuştur. Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davacının 6111 sayılı Yasadan yararlanma hakkının saklı tutulmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Yasanın 370/2. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 6. satırının silinmesine, yerine; “ Dava konusu edilmeyen konuda ıslahla talepte bulunulması mümkün olmadığından davacının bu konuda dava açma hakkı saklı kalmak üzere 6111 sayılı Yapılandırma Yasasından faydalanması gerektiğinin tespiti isteminin reddine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 21.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.